Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yasak neden sadece kadına?
18 Ekim 2010 / 22:12
Başörtüsü konusunda Milliyet’ten Aslı Aydıntaşbaş iki noktaya dikkat çekiyor. Birincisi feministlerin neden duyarsız kaldıklarını, başörtüsü yasağına neden karşı çıkmadıklarını soruyor.

Aydıntaşbaş bununla birlikte başörtülülerin başörtülü oldukları için hakimlik yapamaz, doktorluk yapamaz cümlelerini ise ‘geyik’ olarak yorumluyor ve şunları söylüyor:

 

“Feministler neden sessiz?

Başı açık bir kadın olarak, yeni değil 15 yıldır başörtüsü yasağına aynı cümlelerle karşı çıkmaktayım. Her fırsatta dostlarımla, meslektaşlarımla, ailemle tartışmak pahasına başörtülü kadınların üniversiteye ve diğer alanlara girmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz ‘açık’ kadınlar için hayat daha yalnız olabilir; ancak demokrasi bizim gibi düşünmeyenlerin haklarını savunmak değil mi? Bu yasak, Türkiye’deki demokratik açıkların en önemlisi değil; ancak kadın nüfusunun yarıdan fazlasının (hatta kimi anketlere göre yüzde 60’ının) şu ya da bu şekilde örtülü olduğunu düşünürseniz ertelenemeyecek kadar ciddi bir sorun.

Zaten aksini savunmak da ahlaki değil. ‘Evladım 10 yıl içinde seni de kapatırlar’ gibi ‘öcü geliyor’ tezlerini saymazsanız, bugün ne üniversitede, ne kamusal alanda rüştünü ispatlamış genç kadınların en temel haklarından mahrum kalmasını savunmanın akla yatan, makul ve vicdanen kabul edilebilir bir yanı yok.

Olan düpedüz ayrımcılık.

Peki o zaman mesele neden bir türlü feminist kadınların ilgisini çekmiyor?

Bir de ortada ‘Türbanlı hâkim olursa...’, ‘türbanlı doktor’ geyiği var. Başörtüsünün kadınların akli dengesini sarsan bir durum olacağı, türbanlı hakimin, türbanlı bir kadın katil önüne gelince ‘Bütün deliller bu cinayeti işlediğini gösteriyor; ancak başı kapalı. O zaman asla işlemiş olamaz’ diyeceği düşünülüyor. Olabilir mi Allah aşkına?”

 

Bunun ardından Aydıntaşbaş ikinci ve esas önemli vurgusunu yapıyor ve başörtüsü takmayan, yani dışından İslami kimliği belirgin olmayan erkeklerin en üst makamlara tırmanması karşısında, başörtüsü taktığı için İslami kimliği gayet belirgin olan kadına kamunun yasaklanmasını ise net bir şekilde ayrımcılık olarak yorumluyor. Başörtülü kadın ve onun gibi düşünen erkek için ‘İkisi arasında ideolojik fark var mı?’ diye soruyor. Bunu da yine eşitlik-özgürlük adına soruyor tabi?

 

“Ya türbanlı erkekler?

Beni bu tartışmalarda asıl rahatsız eden, okullarda, kamuda kadınlar aleyhine işleyen başörtüsü yasağının fena halde erkeklere yaraması. Bu yasak, muhafazakâr kadınla muhafazakar erkek arasında görüntü üzerinden bir ayrımcılık yaratıyor. Adam anayasa Mahkemesi’ne kadar çıkıyor, karısı üniversiteyi bile bitiremiyor.

Abdullah Gül devletin başı, ancak siyaset yolculuğunda 15 yaşından itibaren her dakika yanında olan karısı, devletin bir numaralı ‘yasaklısı’. İkisi arasında ideolojik fark var mı? Peki o zaman kadın ve erkek arasında yasal bir ayrımcılık yaratmak nasıl ilericilik, solculuk olabilir? 

Bu iş türbanlı kadınların kocalarına yarıyor. Meclis’te kaç tane türbanlı erkek vekil var düşündünüz mü? Çok. Dün Adalet Bakanlığı listesinden HSYK’ya seçilen erkekler gurûh ya da iki hafta önce Anayasa Mahkemesi’ne seçilen Hicabi Dursun’un “türbanlı” olmadığı ne malum? Onlar o makamlardaysa, neden kızları, karıları o haktan mahrum olsun?

Dedim ya benim derdim ‘başörtüsü romantizmi’ değil; eşitlik ve özgürlük. Erkeğine itiraz etmiyorsanız, kadınları da artık zaptu rapt altında tutmaya hakkınız yok.”

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
3 / 11 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
7 / 8 °C
İzmir
6 / 15 °C