Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Cumhuriyetin ve Laikliğin sahibi millet mi?
17 Ekim 2010 / 09:11
Cumhuriyet rejiminin halka benimsetilmesi için en iyi yöntem olan halk içinden, halkın değer verdiği kişilere sahiplendirilip, övülmesi yöntemi tıkır tıkır işliyor. Dünkü İstişare toplantısında Erdoğan’ın konuşması da bunun son örneği.

Konuşmasında bir yandan yaptıkları işleri anlatarak sempati artırmaya çalışan Tayyip Erdoğan, diğer yandan Cumhuriyet’in ‘hepimiz’ tarafından sahiplenildiğini, Laikliğin asla dinsizlik olmadığını ve hatta başını örten için güvence olduğunu savunuyor ki bunlar baştan beri rejimin benimsetmeye uğraştığı ancak başarısız olduğu konulardı.

 

Devlet referansını İslam’dan almadıkça İslami hale gelmeyeceği gibi, Laiklik de tıpkı ilk kullanımında olduğu gibi dindışı olanı tarif etmek için kullanılır ki, laikliğe göre ‘din’ asla herhangi bir alanda belirleyici olamaz anlamına gelmektedir.

 

Milliyet Gazetesi’nden Abdullah Karakuş’un haberinde Başbakan’ın Kızılcahamam toplantısında anlattıkları satırbaşlarıyla şöyle bildirildi:

 

Cumhuriyetin sahibi

Cumhuriyet birilerinin ve ya belli bir zümrenin değil cumhurun, yani 73 milyon aziz milletimizin cumhuriyetidir. Cumhuriyetin sahibi bizzat cumhurdur, millettir. Dolayısıyla cumhura ait olan hiçbir yer cumhura yasaklanamaz. Birilerinin, biz cumhuru istediğimiz yere sokarız, istemediğimiz yere sokmayız gibi bir tavrı olamaz.

 

Zarar veriyorlar

Cumhuriyeti korumak ve kollamak, onu dışa kapatarak, sanal düşmanlara üreterek, cumhuru cumhuriyete karşı gibi düşman gibi görerek olmuyor. Kendisini cumhuriyetin tek sahibi görenler, kendilerine durumdan vazife çıkaranlar, cumhuru aşağılayanlar, ona güvenmeyenler bu millete olduğu kadar cumhuriyete en büyük zararı vermişlerdir. 

 

Necdet Sezer’e eleştiri

1980 müdahalesini yaşadık. Sadece ve sadece başörtülü olduğu için kızlar kapılardan geri çevrildi. Bunu bu dönemde de yaşadık. Niye? İmza atıyoruz Çankaya’ya gönderiyoruz. Bakıyoruz ki arkadan evlerine gelenler gidenler, eşlerinin durumları inceleniyor ve olumsuz kararla reddediliyor. Kimse, ‘Eşi başörtülüdür diye iade ediyorum’ demiyor, gerekçe göstermiyor. Bir memurun ataması ile alakalı yerindelik hakkının yürütmeye ait olduğuna dair bir zamanlar Anayasa Mahkemesi Başkanıyken altında şerhi olan bir insan duruyor.

 

Devran değişiyor

Şimdi bu devran değişiyor. ‘Açık kızlar okula giremeyecek. Özgürlükler kısıtlanacak. Yaşam tarzlarına müdahale edilecek, mahalle baskısı. Sivil diktatörlük’ diyorlar. Yahu diktatörlüğün sivili olmaz. Sivil ifadesiyle diktatörlüğü yan yana koyamazsınız, size gülerler. 

 

Laiklik tanımı

1982 Anayasası’nın gerekçesinde laiklik şöyle tanımlanıyor: Hiçbir zaman dinsizlik anlamına gelmeyen laiklik, her ferdin istediği inanca sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dini inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı muameleye tabi olmaması anlamına gelir. Eşitliğin olmadığı yerde laiklikten söz edilemez. İbadet hürriyetinin olmadığı ortamda laiklik yaşayamaz. İnsanlar inançlarına göre farklı muamele görüyorlarsa orada laiklikten de demokrasiden ve hukuktan da bahsedilemez. 

 

Güvence

Ben sadece inancından dolayı örten için söylüyorum. Laiklik, inancından dolayı başını örten için bir güvencedir. 1982 Anayasası’nın gerekçesinden ben bunu anlıyorum, budur. Bunu tam tersine çevirerek başörtülü gezmeyi laikliğe tehdit olarak gösterme zorlama bir yaklaşımdır. Anayasa profesörüymüş ne profesörü olursan ol. Sen de varsa bizde de var. (Burhan Kuzu ’ya dönerek) Bizim hoca farklı konuşuyorum. Yasalar hukuka ters olamaz. Zira hukuk yasalara göre düzenlenemez. Yasa hukuka, haklara göre düzenlenir. Asıl olan haktır.

 

Kadın eşitliği

Bazı bayanlar ekranlara çıkıyor diyorlar ki; kadın erkek eşitliği. Ya bu eşitlik haklar noktasında eyvallah. Ama diğeri yaradılışa ters. Önce bayanlar arasındaki eşitliği bir savunun, bunu halledin. Ya siz henüz daha kadınlar arasındaki eşitliği savunmadınız. Yanındaki aynı ekranda başka bir bayan arkadaşının hakkını savunmuyorsun. O bayan arkadaş, ‘sana mahalle baskısı yaparlarsa ben seni savunacağım’ diyor. Ama sen kalkıp ‘ben de senin hakkını savunacağım’ diyemiyorsun. Başörtülü kızlar Avrupa ’da, ABD’de okuma imkanı bulacak ama kendi ülkesinde okuyamayacak. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya. Olur mu böyle şey?

 

Halledelim bu işi

CHP mitinglerde başörtüsü konusunu gündeme getirdi. Bugünden tezi yok, ‘gelin bu işi halledelim’ diyorum. MHP diyor ki, ‘biz de varız bu işin içinde’. BDP de bu işe katılacağını söylüyor. Hep beraber hemen halledelim, bu işi bitirelim.  Şu anda grup başkanvekili arkadaşlarıma talimat veriyorum. Hemen CHP’nin grup başkanvekilleriyle görüş.

 

Hani değişecektiniz?

CHP resepsiyona katılmakla ilgili farklı farklı konuşuyor. Bir isim katılmayacaklarını söylüyor. Sayın Genel Başkan da, ‘daha 29 Ekim’e çok var, aramızda görüşürüz’ diyor.  Hani özgürlüklerden yanaydınız? Hani mağduriyetleri ortadan kaldıracaktınız? Hani artık değişecektiniz?

 

Bu da aynı

Genel başkanları sabah başka akşam başka konuşuyor. ‘Eskisi öyleydi bu değişmiştir’ dedik, bu da aynı. Kafa aynı kafa. İttihat Terakki’ye gidin aynı. Zihniyet aynı. Manşetler bile aynı. 8 yıldır ülkeyi idare ediyoruz. Kimin tavuğuna ‘kışt’ dedik ya! İstediğin gibi eğleniyorsun, kime müdahale ettik? Hangi yaşam koşuluna müdahale ettik? Sahil şeridi onlarınmış, yok böyle şey. O sahil şeridinde de Ak Parti’nin milletvekilleri var.

 

İlginç tablo

Erdoğan’ın Kızılcahamam’da konuşma yaptığı Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi’nde bulunan, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiğini resmeden tabloda photoshop tekniği kullanılarak ilgiç bir değişiklik yapıldı. Tablodaki Fatih Sultan Mehmet ve etrafındaki insanların kafalarının yerine, Kızılcahamam’ın iki dönem önceki MHP’li Belediye Başkanı Yaşar Yıldırım ve merkezin yapımında emeği geçenlerin fotoğraflarının yerleştirilmesi dikkat çekti.

 

‘Kitabında barış yok’

“Sabah namazını kıldırmaya giden imamı öldüren bir terör örgütü var. Bu terör örgütünün desteğiyle bu ülkede siyaset yapanlar var. Ondan sonra da kalkıp barış diye konuşanlar var. Ne barışı, hangi barış savunuyorsunuz? Bunların kitabında barış yok, dilinde var. Asla böyle bir dertleri yok, düşünmüyorlar. Medyaya sesleniyorum, sizler barışa yardımcı olmak zorundasınız. Sadece bu sorumluluk bizde değil. Sizler kalkar da bölücü terör örgütünün veya yandaşlarının başlıklarını atarsanız, tarihe bunun hesabını veremezsiniz.”

 

Canlı bomba iddiası

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, gazetecilerin, “Başbakanlık ’ta canlı bomba olduğu” iddiasına ilişkin haberi anımsatması üzerine, “Bizler duymadıkça şey yapmayın, öyle bir olay yok. Dün (önceki gün )İstanbul ’da küçük bir olay oldu. Elinde patladı, kendine zarar verdi. Şu günlerde öyle bir şey yok” dedi.

 

AB sözünü tutsun

Biz 17 Aralık 2004 tarihinde ortaya koyduğumuz kararlılığın arkasındayız. Aynı kararlılığı Avrupa Birliği’nden göremiyor olmak, ahde vefaya uyulmadığına şahit olmak, açıkçası milletimizin de, bizim de heyecanımızı törpülüyor, motivasyonumuzu ciddi şekilde zedeliyor. Avrupa Birliği’nden, bize verdiği sözleri tutmasını, ahde vefa göstermesini, büyük düşünmesini ve artık müzakere sürecini daha fazla oyalamamasını bekliyoruz.

 

İsrail özür dilesin

Gazze’nin, Kudüs’ün çocukları için susmayacağız. Gazze’nin çocuklarına ilaç götürürken Akdeniz’de devlet terörüyle katledilen Furkan Doğan için susmayacağız. İsrail uyguladığı devlet terörü nedeniyle özür dilemeli. Hatasını kabul etmeli ve tazminat ödemelidir. Bunu yapmadığı sürece, İsrail hükümeti Ortadoğu’da barışın, huzurun ve istikrarın önünde bir engel olarak kalmaya devam edecektir.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C