Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kendine müslüman olmak!
13 Ekim 2010 / 22:52
Başörtüsüne özgürlük diye çırpınırken diğer özgürlük isteklerini görmezden gelmek elbette sıkıntı doğuruyor. Bu sıkıntılar da görülüyor, duyuluyor. Kendi istekleri için özgürlük diyenlerin başkalarının isteklerine kulaklarını tıkaması mümkün olmuyor.

Taraf Gazetesi’nden Rasim Ozan Kütahyalı ‘Özgürlüğün Çarpıntısı’ köşesinde bu duruma vurgu yapıyor. Özgürlükler dendiği zaman Ruhban okulu için de, Kürtçe isim istekleri için de, Alevilerin din dersi kaldırılsın istekleri için de özgürlük olması gerektiğini savunuyor. Hükümetin din dersini serbest bırakma gibi bir amacı şu anda bulunmadığından bu konuda bir özgürlük söz konusu olmadığı gibi, hükümetin bunu savunma yöntemi de sorunlu görünüyor.

 

Bugün hem İslami kesimin hem de Liberallerin özgürlük temelinde savunulmasına uğraştığı başörtüsü konusu asla ‘özgürlükler’ konusu değildir ve olmamalıdır. Başörtüsü tesettürün bir parçası olarak Allah’ın emridir ve dini bir hüküm olarak inanılır ve savunulur. Bu bağlamda savunulduğunda başörtüsü serbestisine karşılık herhangi bir dayatma da düşünülemez. Aksi takdirde neler isteneceği yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamış durumda.

 

Bu arada resmi din dersleri konusunda Kütahyalı’nın “Resmî devlet İslam’ını öğretmeyi hedefler” tanımının da oldukça yerinde bir tanım olduğu teslim edilmelidir.

 

Kendine müslüman AKP hükümeti

 

Rasim Ozan KÜTAHYALI-TARAF

 

“AK Parti hükümetinin en büyük başarısı ne” diye sorsalar vereceğim cevap belli: Ben bu hükümeti yaptığı birçok şeyden ama en çok da ifade özgürlüğü ve demokratikleşme yolunda sağladığı katkılardan dolayı destekliyorum. Kürt meselesinde, askerî vesayetin belinin kırılmasında, bürokratik vesayetin azaltılmasında attığı adımlar nedeniyle cesur buluyorum. Ancak bunları yapan hükümet bazen öyle çıkışlarda bulunuyor ki... İnsanın kafası karışıyor! Madem özgürlükçüsün, o zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu arkadaş, demeden geçemiyorsun...

 

Şimdi böyle bir şaşkınlığı hükümetin zorunlu din derslerine olan yaklaşımında yaşıyorum. Bu derslerin isteğe bağlı hale gelmesi yönünde Alevilerin talepleri olduğunu biliyorsunuz. Hatta bu talepleri anlatmak için bir oturma eylemi gerçekleştirdi Alevi dernekleri.

 

Ruhban okulunu açma niyetinde olduğunu söyleyen, Kürtçe yer isimlerini iade eden, başörtüsü meselesinde sonuna kadar inanç özgürlüğünü savunan bir hükümetten böyle bir talep karşısında nasıl bir yanıt beklersiniz? “İsteğiniz yerinde. Din dersinin üzerindeki zorunluluk kaldırılsın” yanıtını değil mi?

 

Hâlbuki gelen tepki bunun tam tersi yönünde. Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik Alevilerin taleplerine karşı çıkarak “Ne derdiniz var din dersiyle” diye sormaktan çekinmedi. Alevileri din düşmanı gibi gösteren bir edayla söyledi üstelik bunu...

 

O nedenle sevgili okurlar, izninizle burada bizzat da tanıdığım Faruk Çelik’e seslenmek istiyorum:

 

Bak Faruk Çelik... Birçok çalıştay yaptınız, konuyu bilmeyeceğinizi düşünemiyorum, burada mesele Alevilerin din ile bir sorunları olması değil, kendi inançları dışında bir inancın onların çocuklarına okullarda zorunlu olarak verilmesi. Bakın, bu ülkede din dersi demek dinler tarihi ya da dinler felsefesi dersi demek değil! Bu ülkede din dersi deyince bir sınıf dolusu çocuğun Arapça dua ezberlediği, sınıfta abdest alıp, sıra üzerinde namaz kılmaya çalıştığı bir düzeni gözünüzün önüne getirin.

 

Sizin de bildiğiniz gibi din dersinin zorunlu hale getirilmesi 82 Anayasası ile oldu. Yani siz Alevilerin taleplerine karşı çıkarak hükümet olarak karşı durduğunuz 12 Eylül rejiminin bir meyvesini desteklediğinizin farkında mısınız? Referanduma sunduğunuz değişikliklerle belini kırmaya çalıştığınız darbe anayasasının bir unsurunun avukatlığını yaptığınızı görüyor musunuz?

 

Zorunlu din dersi devletin “dini de kontrol edelim” mantığının güzel bir göstergesidir. Resmî devlet İslam’ını öğretmeyi hedefler. İşin felsefesi değil, yüzeysel bir şekilde uygulamaya odaklanır. Sadece Sünni İslam pratiğini, üstelik onu da “rötuşlu” bir şekilde verir.

 

O nedenle zorunlu din dersine karşı durmayı “dinle bir derdi olmak” diye göstermeye çalışmak baştan sona yanlıştır. Bugün din ve ifade özgürlüğünü savunan bir hükümet bu zorunluluğa karşı durmalı! Onun yerine isteyenin daha yoğun bir şekilde Sünni İslam eğitimi alabileceği bir öğretim sistemini amaçlamalı. İsteyenin Alevi inancına göre ders gördüğü bir müfredatı arzu etmeli. Hatta isteyen Hıristiyan öğrencilerin de devlet okullarında kendi dinlerine yönelik din dersi görmelerini savunmalı.

 

Aksi takdirde bu milleti, herkes için inanç ve ifade özgürlüğünü hedeflediğinize nasıl ikna edeceksiniz?

 

Avrupa’daki uygulama nasıl

Zorunlu din dersi bir zorunluluk mu, diye tartışırken gelin Avrupalı bu işi nasıl yapıyor, bir de ona bakalım...

 

Laiklik denince sık sık örnek verilen Fransa’da devlet okullarında herhangi bir din eğitimi verilmiyor. Ancak tarih kitaplarında dinler tarihi olarak büyük dinlerin tarihçesi anlatılıyor. Özel okullarda ise uygulama farklı. Ülkedeki özel okulların çoğu Katolik okulu. Orada din, eğitimin önemli bir kısmını kapsıyor.

 

Almanya’da ise devlet okullarında din dersi var ama çocuğun bu dersi alıp almayacağına aile karar veriyor. Din dersini seçmeyenler için alternatif ders seçenekleri mevcut.

 

Gelelim Katolik İtalya’ya... Orada da din dersi isteğe bağlı olarak alınıyor. Ancak isteyen çocuklar için Katolik okulları da var. Bizde de aslında en doğrusu Tevhid-i Tedrisat’ın kaldırılarak bu tür farklı okul formatlarının önünün açılması olur...

 

Kısacası Avrupa’da kimseye “kim olursan ol, zorla ibadet etmeyi öğren!” dayatması yapılmıyor. Biz burada din ve inanç özgürlüğünün yoluna açalım derken lütfen kendimize Müslümanlık yapmayalım! İnanç özgürlüğü için savaşmak her inancın özgürlüğü için savaşmak demektir.

 

“Kendi için istediğini bir başka insan kardeşi için istemeyen bizden değildir” ilkesini Faruk Çelik ve tüm hükümet üyeleri unutmamalı...

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-3 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C