Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir müslüman bir İslam düşmanını savunabilir mi?
13 Ekim 2010 / 20:53
Özgürlüğü savunmanın bariz açmazlarından biri bu olsa gerek. Bir müslüman kendisini bir İslam düşmanını savunmak zorunda hissedebilir mi? İslam böyle bir davranış önerir mi ya da böyle davranana ne söylenebilir?

İranlı-Amerikalı bir yazar ve avukat olan Melody Moezzi, Amerikan Huffington Post Gazetesinde yayınlanan makalesinde Hollandalı İslam düşmanı Geert Wilders’ın söylemini düşünce özgürlüğünü savunduğu için savunmak zorunda olduğunu savunuyor. Bir keçiye duyduğu saygıyı Wilders’a duymadığını söyleyen Moezzi buna rağmen Wilders’ın “çarpık fikirlerini özgürce ifade etmesini savunmak” istediğini çünkü “İslam’ın en kutsal peygamberlerinden üçü (Musa, İsa ve Muhammed) takipçilerine, kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa başkalarına da öyle davranmalarını öğretti” diyor.

 

Bu yüzden olsa gerek Moezzi yazısında Allah’a şükrederken bir yandan da İnsan Hakları Bildirgesi’ne teşekkür ediyor. Melody Moezzi’ye herhalde yapılacak en iyi öneri Kur’an’ı anlayabileceği bir dilde tekrar tekrar okuması gerektiğini hatırlatmak olacaktır.

 

Wilders'den nefret etsek de özgürlüğünü savunmalıyız

 

Melody MOEZZI-RADİKAL

 

Ne yapması gerektiğinin, sözgelimi ne giyeceğinin, ne okuyacağının veya yazacağının söylenmesinden hiç hoşlanmayan bağımsız bir Müslüman kadın olarak, Hollandalı parlamenter Geert Wilders gibi İslamofobiklerin bağnaz ideolojilerini benimseyenlerin kalbimde tiksintiyle dolu özel bir yeri var. Fakat sözünü esirgemeyen bir yazar ve avukat olarak, kalbimde insanların özgürlüğüne saygı ve hayranlıkla dolu çok daha özel bir yer daha var.

 

Bu nedenle, Hollanda’da gücünü giderek artıran göçmen ve İslam karşıtı sözümona Özgürlük Partisi’nin lideri Wilders’in Müslümanlara karşı nefreti kışkırtmak ve ayrımcılık gerekçesiyle dava edildiğini duyduğumda tepkim karışık oldu. Başta ancak katıksız ‘schadenfruede’ (başkalarının yaşadığı felaketlerden sevinç duymak) diye tarif edilebilecek bir hisse kapıldım. Fakat sonra Wilders’in beter olmasına yönelik samimi bir umudun eşlik ettiği keyif, hızla ifade özgürlüğüne karşı böylesi bir saldırıdan duyduğum rahatsızlığa ve öfkeye dönüştü.

 

Evet, Wilders Kuran’ı ‘Kavgam’la kıyasladı. İslam’ın dinden ziyade, ‘geri kalmış bir kültürün ideolojisi’ olduğunu iddia etti. İslam’ın niyetinin Batı medeniyetini yıkmak olduğunu ve Hollanda’ya ‘tek bir Müslüman’ın daha’ göç etmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. En saçması da ‘Müslümanlarla’ sorunu bulunmadığı, hakiki bir din olarak kabul etmeyi reddettiği şeyin sadece onların ‘geri kalmış ‘faşist ideolojisi’ olduğu ısrarıydı. Yani bizden değil, bizimle ilgili her şeyden nefret ediyor. Yine de sadece ağzını çalıştırdığı için birini yargılamak ve 16 aya kadar hapis veya 10 bin dolar para cezasıyla tehdit etmek bana göre vahim. Benim de birilerini kıran birçok şey söylemişliğim vardır; ben de nefret mesajları ve tehdit almışımdır. İslami bir perspektiften eşcinselleri ve cinsiyet değiştirenleri savunmak, ABD veya İran rejiminin çeşitli politikalarının aleyhinde konuşmak, beni bazı çevrelerin gözünde sevilmeyen biri haline getirdi. Ve Allah’a ve ABD Anayasası’nın Haklar Bildirgesi’ne şükürler olsun ki, tartışma yaratan açıklamalarımdan dolayı yargılanmadım.

 

Ancak farklı koşullar altında, sözgelimi İran’a dönüp rejimin baskıcı iç politikalarına karşı şu anki kadar sert konuşsam, kendimi Wilders’in durumunda bulabilirdim. Bu nedenle onun özgürce konuşma hakkını savunmaktan başka seçeneğim yok; nedeni sadece doğrusunun bu olması değil, başka bir yerde veya zamanda, benim de kolayca bu ağır para veya hapis cezalarına maruz kalabilecek olmam. Bu nedenle, Wilders’in çarpık fikirlerini özgürce ifade etmesini savunmak istiyorum. İnancıma ve halkıma yönelik saldırılarına rağmen, kendisi için özgürlük talep ederken Hollanda’da ‘İslami’ saydığı ne varsa yasaklanmasını savunarak sergilediği bariz ikiyüzlülüğe rağmen, meşum ağzından çıkan tek bir kelimeye bile katılmamama rağmen onu savunuyorum. Ve bunu ‘geri kalmış’ ideolojim onun düzeyine inmememi gerektirdiği için yapıyorum.

 

İslam’ın en kutsal peygamberlerinden üçü (Musa, İsa ve Muhammed) takipçilerine, kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa başkalarına da öyle davranmalarını öğretti. İslam’a ve büyük peygamberlerine inanan biri olarak, Wilders’in temel insan haklarını kendi haklarım gibi savunmak zorundayım. Velhasıl, yabani keçilere Wilders’den daha çok saygı duysam da inancım, eğitimim ve vicdanım beni bağnazın konuşmasını savunmaya sevk ediyor ve başkalarının da özellikle de Müslüman kardeşlerimin, Müslüman yazarların ve meselenin kendileri için ahlaki ve mesleki sorumluluk olması itibarıyla Müslüman avukatların, yanımda yer alması için dua ediyorum.

(İranlı-Amerikalı yazar ve avukat, 11 Ekim 2010)

Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
harun uygur
13 Ekim 2010 Çarşamba 22:52
ALLAH'a küfredene saygı!!!
Dinde yeri olmayan şeyleri günümüzde hoşgörü diye uydurmalarından kaynaklı dine sokmaya çalışmak riyakarlıktan ve münafıklıktan başka ne olabilir ki! insanın endeğerlisine küfür edeni hoş görmek hatta bu küfrü savurmaya hakkın var demek hangi vicdana hangi dine hangi inanca ve hangi miğdeye sığabilir ki!
Siz insanları daha doğrusu müslümanları nereye kadar uyutabileceğinizi sanıyorsunuz..merak etmeyin ALLAH'ın zaferi pek yakındır!
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
3 / 11 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
7 / 8 °C
İzmir
6 / 15 °C