Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diyanet karışmasın demek!
12 Ekim 2010 / 20:00
Gülay Göktürk başörtüsü konusunu tekrar ele alıyor ve Diyanet işe karışırsa çözüm çıkmayacağını, çünkü başörtüsü farz mıdır noktasında tartışmanın tıkandığını ve bu yüzden çözümün ancak ‘kıyafet özgürlüğü’ çerçevesinde olabileceğini iddia ediyor.

Göktürk bunun için gerekçe olarak da hem müslümanların tek bir yorumda birleşememesini hem de müslüman olanlarla olmayanların ortak bir platformda buluşamamasını gösteriyor.

 

Bununla birlikte Diyanet’in resmi işlevinin yanlışlığına da değinen Göktürk liberal bir bakışla, özgürlükleri kısıtlayan böyle bir kurumun olmaması gerektiğini söylüyor.

 

Göktürk'ün bu çabasının sebebi, Diyanet'in başörtüsünü dinin emri olarak savunmaya devam ediyor olması ve bu yüzden 'özgürlüklerin' bu alana işlemesinde ayrı bir engel teşkil etmesi, olarak görünüyor.

 

Diyanet'i bu işe karıştırmayın

 

Gülay GÖKTÜRK-BUGÜN

 

Başbakan türbanla ilgili son açıklamasında güzel ve haklı şeyler söylemiş ama sonunda yine Diyanet'i işin içine karıştırmadan da edememiş.

 

Bu konuda Diyanet'ten görüş alınmalıymış.

 

Nasıl olacak yani?

 

Diyanet oturup bir fetva hazırlayacak. Kur'an'daki tesettürle ilgili ayetleri yorumlayacak, farz olup olmadığını, kız çocuklarının hangi yaştan sonra tesettüre girmeleri gerektiğini, tesettürün nasıl uygulanacağını, mesela bir tutam perçemin dışarıda bırakıp bırakılamayacağını; böyle bir modele Allah'ın tolerans gösterip göstermeyeceğini bir bir açıklayacak...

 

Böylece, şu türban meselesi başımıza sarıldığından beri bitmek bilmeyen "İslamiyet'te baş örtmek farz mıdır, değil midir" tartışmaları da şıp diye bitecek. Artık kimse "Anneannelerimiz gibi örtseler ne olur" diye söylenip durmayacak, Sencer Ayata gibi amatör moda tasarımcıları eskiz defterlerini çöpe atacak.

 

Bir başka deyişle "Resmi İslam" elini masaya vurup "Bu budur" dedi mi; herkes "devletin yorumu karşısında boynumuz kıldan ince" deyip yerine oturacak...

 

Eğer umulan buysa hayret gerçekten...

 

Ben ki ne İslam'ı, ne de İslami cemaatleri pek bilirim; böyle bir şeyin mümkün olmadığını görüyorum da Erdoğan nasıl göremiyor; ona şaşıyorum.

 

Tutun ki yüzde 99'luk Müslüman kitlenin yüzde 99'u Diyanet'in görüşüne katıldı. Katılmayan yüzde 1'in kendi dini yorumu doğrultusunda davranma hakkı ne olacak?

***

 

Çeyrek yüzyıldır türban tartışmalarının içindeyim. Çeyrek yüzyıldır hem dinliyor, hem konuşuyorum. Şimdiye kadar gördüğüm şu ki, tartışma ne zaman dini platforma kaysa, "İslamiyet'te başörtüsü farz mıdır, değil midir" noktasına gelse çıkmaza giriyor, herkes kendi yorumunda diretiyor ve hiç kimse hiç kimseyi ikna edemiyor. (Aslında etmesi de gerekmiyor) Zaten bu yüzden, başından beri söylediğimiz şey, bu tartışma teolojik bir tartışmaya dönüştüğü anda, işin içinden çıkılamayacağı oldu. Sadece Müslümanlar'ın hepsi tek bir yorum etrafında birleşemeyeceği için değil; aynı zamanda, Müslüman olanlarla olmayanların ya da dini hassasiyeti güçlü olanlarla olmayanların birleşebilecekleri ortak bir platform yaratamadığı için...

 

Başörtüsü Müslüman kadın açısından bir "kıyafet özgürlüğü" meselesi ya da bir seçim değil dininin bir emri olabilir. Ama demokratik ve laik bir devlette bu talep dinin emri olarak değil bireyin temel hak ve özgürlüklerinin bir gereği olarak ortaya konulduğu takdirde herkesin katılabileceği bir tartışma platformu yaratılabilir.

 

Özet olarak, başörtüsü tartışması İslam içi bir tartışma olarak değil bir din tartışması olarak değil temel haklar tartışması olarak yürümek zorundadır. Burada sözü edilen temel hak birincil olarak inanç ve ibadet özgürlüğü hakkı ama aynı zamanda kıyafet özgürlüğü hakkıdır. İnanç ve ibadet özgürlüğü, kişinin dinini istediği gibi yorumlama hakkını da içerir. İnanç ve ibadet özgürlüğüne saygı gösterilen ülkelerde, bu hakkın nasıl kullanılacağı Diyanet gibi kurumların dayattığı "Resmi din" yorumlarıyla sınırlanamaz.

 

Aslında, türban konusunda Diyanet'e biçilen bu görev bile, Diyanet diye bir kurumun neden olmaması gerektiğini göstermeye yetiyor ya neyse, bu ayrı konu...

Bu yazıya toplam (1) yorum eklenmiştir.
harun uygur
13 Ekim 2010 Çarşamba 23:22
horozu çok olan köyün sabahı geç olur!!
gülay hanım kendi içtenliğinle ve kendi özgür düşüncesiyle saçmalamış yani çok bariz görülüyor ki bu işi çözebilecek tek yetkili organın diyanet olduğunu göre göre bu işin diyanetin yapamıyacağını söylüyor..
demek istiyor ki başörtüsü sorunu çözülmesin...
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
2 / 13 °C
Hakkari
-6 / 9 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
7 / 18 °C