Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başörtüsü savunmasının geçirdiği evrim
12 Ekim 2010 / 19:22
Dünya Bülteni’nde, Fatmanur Altun imzalı önemli bir yazıda Başörtüsü’nü savunan İslamcı kesimlerin bir kısmının değişen 'dili' üzerinde duruluyor. “Dinin bir emri olduğu için” anlayışının yerini modern bir hak arama mücadelesinin aldığı vurgulanıyor.

Başörtüsü karşıtlarının değişmeyen argümanlarının kendi ellerini zayıflattığının anlatıldığı yazıda Türkiye’nin daha özgür, daha demokrat olma iddiasıyla ilerlediği ve bu aşamada “artık özgürlüklerin tartışmaya açılmasının yahut ‘kısmen’ kabul edilmesinin mümkün olmadığı bir zemine doğru” ilerlediğimiz kaydediliyor..

 

Bu noktada belki de iki noktanın sorgulanması gerekiyor. Birincisi, gerçekten Başörtüsü ile üniversiteye girme durumu, ‘özgürlük’ ve ‘demokrasi’ müslümanlarca içselleştirildiğinde bir kazanım olarak görülebilir mi? İkinci olarak da gerçekten Başörtüsü ile üniversiteye giriş imkanının bugün verilmesinin altında yatan sebep gerçekten müslümanların bunca yıldır çektiği sıkıntı mıydı? Başörtüsünü yasaklama ve serbest bırakma uygulamaları ile varılmak istenen yerin ne olduğu aslında bu soruların doğru cevaplanmasıyla ortaya çıkacak gibi görünüyor.

 

Başörtüsünde son perde

Fatmanur Altun/ Dünya Bülteni

Başörtüsünü konuşuyoruz yine. Yeni bir mevzu imiş gibi iştiyakla hem de. Türban mı, başörtüsü mü, siyasal simge mi değil mi soruları yine “hit”. Reyting yükselten bir yönü olduğu belli bu tartışmanın. Ortaya bir masa koyup, bir tarafa başörtülü yahut yasak karşıtı konukları karşı tarafa da rejim bekçiliği rolündeki konukları oturtan, reyting pastasından şöyle büyükçe bir pay kapmayı başarıyor. Gece yarılarına kadar süren tartışma programlarına kilitleniyoruz ülkece.

Böyle önemli bir konunun her gündeme gelişini bu kez farklı olacak umudu ile takip edenler her seferinde hayal kırıklığına uğruyorlar. Bu kez de durum değişmedi. Referandum sonrasına mı, genel seçim öncesine mi bağlamalı bilinmez, yeniden kucağımızda bulduk başörtüsü gündemini. Kılıfı değişmiş, buram buram politik manevra kokan bir üslupla hem de. Ve yine bildik mecralarda akıyor söz konusu gündem. Formatı, tarafları, içeriği değişmeyen, değiştirilmeyen tartışma programları, köşeli köşe yazıları, sataşmalı internet forumları, sosyal paylaşım ağlarında dolaşan ve alt metninde çağdaşlığın ne kadar önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan taşlanan kadın videoları ile adeta batı cephesinde değişen bir şey yok. Ancak bir hakkı teslim etmek gerekiyor. Bu seferki başörtüsü gündeminin diğerlerinden önemli bir farkı var. Gündemin akışı, tarafların süreç içindeki dönüşümlerini yahut dönüşüme gösterdikleri direnci tespit etmeye yarayacak önemli göstergeleri beraberinde getiriyor.

Başörtüsüne dönük savunu geliştiren kesimlerin geçen yıllar içerisine ciddi bir değişim ve dönüşümden geçtiklerini bugün kullanılan argümanlar ve jargon üzerinden okumak mümkün. Zira söz konusu kesimin başlangıçta modern argümanlarla ilişki kurmaktan ziyade “dinin bir emri olduğu için” anlayışını başörtüsü savunusunun merkezine yerleştirdikleri biliniyor. Bu pozisyon başörtüsü karşıtlığı odağında kümelenen kesim için rahatlatıcı olmuştur. Çünkü söz konusu kesim modernliğin sahiplenicisi ve bekçisi konumunda olduğunu iddia etmektedir. Ancak ilerleyen yıllarla birlikte başörtüsü savunusunun dilinin giderek modern bir içerik kazandığı görülecektir. İnanç özgürlüğü talebi biçimini alarak modern bir forma kavuşan söz konusu savunu, zamanla insan hakları ve kadın hakları gibi modern içeriklerle örtüşerek bütünüyle modern bir hak arama mücadelesine dönüştü. Bugün başörtüsü ile ilgili hak mücadelesi veren pek çok kadının batılı insan hakları müktesebatından ve feminist birikimden faydalandığı, hatta AB değerlerine vurgu yaptığı gözlerden kaçmıyor.

Diğer tarafta ise dogmatik kalıplar, modernlik dışı vurgular ve faşist denilebilecek söylemlerle başörtüsü karşıtlığının devam ettirilmeye çalışıldığı ve neredeyse hiçbir argümanın değişmediği görülüyor. Bu durum modernliğin sahibi olduğu iddiasında olan söz konusu kesim için aşılması zor bir probleme işaret ediyor. Zira batılı değerlerin ve modernliğin sözcülüğüne ve bekçiliğine soyunan kesim, modern olanın gerisine düşerken, gerici olarak nitelenen kesimler tartışılmaz biçimde modern argümanların sahibi olarak ortaya çıkıyorlar. Dini olandan vazgeçmeden modern olanla ilişki kurma ve oradan bir sentez çıkarma çabası söz konusu kesimin alanını giderek genişletiyor. Öte yandan başörtüsü karşıtlığı üzerinden inşa edilen ve dini olana duyulan güvensizliğin derin izlerini taşıyan anlayış, modern bir içerikle güçlenmek yerine giderek daralan bir alana hapsoluyor.

Geçmişte başörtüsüne her yerde karşı olan kesimlerin, bugün üniversitelerde başörtüsüne karşı olmadıklarını dile getirmelerini bu çerçeveden okumak gerekiyor. Hizmet alan-hizmet veren ayrımının yapılması başörtülülere kamusal alanın kapatılması anlamına geliyor. Hoşa gitmese bile üniversite kapılarını açma tavizi giderek içe kapanan ve meşru bir söylem geliştiremeyen başörtüsü karşıtlarının elinde son bir koz olarak duruyor. Hem özgürlük yanlısı görünmek hem de giderek genişleyen bir talepler manzumesinin önüne set çekmek böylece mümkün görünüyor.

Ancak zaman hızla değişiyor. Türkiye daha özgür, daha demokratik bir ülke olma iddiası ile yoluna devam ediyor. Politik zemin değişik hak talepleri ile ortaya çıkan aktörlerle giderek zenginleşiyor. Ve bu atmosferde özgürlük talepleri hem daha fazla dile getiriliyor hem de bizzat “özgürlük” kavramına yeni boyutlar ekleniyor. Artık özgürlüklerin tartışmaya açılmasının yahut “kısmen” kabul edilmesinin mümkün olmadığı bir zemine doğru ilerliyoruz. Bu atmosfer doğal olarak başörtüsü üzerinden yürütülen tartışmaların da mahiyetini belirliyor. “Başörtüsü kayıtsız şartsız her yerde özgür olmalı, insan onuruna ve demokratik olgunluğa yakışan budur” kabilinden sözler söyleyen insanların sayısı giderek artıyor.

Hal böyle olunca üniversitelerdeki yasağı kaldırmayı bile hazmedemeyen fakat bunu stratejik bir gereklilik olarak gören başörtüsü karşıtlarının kaderi yine değişmiyor. Toplum koşarak giderken mağrur adımlarla ancak bu kadar yol alınabiliyor. Toplumu samimi niyetlerle okumak yerine onu hizaya sokmaya çalışmanın açmazı hep böyle geriden gelmek olsa gerek…

 

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C