Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yerel mücadelede yerel piknik
11 Ekim 2010 / 12:12
Sabah ezanı okunuyor… Telefonun alarmı sabah ezanıyla aynı anda çalıyor… “Ey örtüsüne bürünen İnsan kalk ve uyar!” ve bir güne sığacak olan hareketli bir yolculuk başlıyor…

Ali ŞALCI/MERSİN

Sabah namazını eda ettikten sonra Mersin otogarına gidiyoruz.. Mehmet Durmuş Mersinde.. Bulut ve hafif bir soğuk var havada üşüyoruz yürüyoruz. Güneşin önünü kapayan bulutları dağıtmak, güneşin ilk ışıklarıyla ısınmak istercesine güneşin doğduğu yöne doğru yürüyoruz. Birbirimize ısınıyoruz güneşin ışıkları bizi ısıtmadan. İslam adına atılan adımlar Mersin’de bir günü harekete geçiriyor ve güne yeni bir anlam kazandırıyor.

“Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O'dur.” (Furkan suresi, 47)

Gecenin örtüsünü çıkarıp atıyoruz üzerimizden.. deniz sakin, sahil hareketleniyor. Allah’ın yeryüzünde insan için yarattığı ve yeryüzüne dağılmış nimetleri sabah kahvaltısında bir araya gelerek önümüze konuyor adeta... Kahvaltıda kardeşlik yeniden tanımlanıyor. Müslümanların gücü arttıkça Şirk düzeninin daha acımasız olduğunu söylüyor Mehmet Durmuş. Her şey çok şeyi anlatıyor.. ‘bakmıyorlar mı?’, ‘düşünmüyorlar mı?’, ‘ibret almayacaklar mı?’ her soru bir cevap, bir ahlak, bir davranış katıyor müslümanın dünyasına. Din, toplum, siyaset, devlet, dünya algısı.. laik demokratik düzenin kendi saçaklandırdığı ve ürettiği kirliliği, atavik geleneksel İslam anlayışının bidat ve hurafeleriyle beslenerek güç devşirmeye devam ediyor yoğun bir şekilde. Daha sistemli, daha acımasız şirk düzeni.

Hareket ediyoruz Aydıncık İlçesindeki bizi bekleyen müslüman kardeşlerimizle görüşüp kaynaşmaya doğru. Birlikte yola çıkacağımız Maksut kardeşimizi de alıyoruz. Bizi kuşatan sorumluluk düşüncesi bilgi olmaktan tevhidi bilince doğru yola çıkıyor.. bir yola çağrıldık bir yol üzerinde gitmek için.. “Bizi doğru yola ilet;  Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.”(Fatiha suresi, 6-7) Yeryüzündeki bir beldede Akabe toplumunun temelleri atılıyor. Akabe toplumuna doğru yola çıkıyoruz.. yol sembolik mesajlarla dolu.. Dikkatli ilerliyoruz.. Yolda Müslümanların genel durumlarını konuşuyoruz.. sorunları konuşuyoruz.. sorunlarımız Allah’ın emirlerini yerine getirememe sorunu.. kürt sorununu, İslam’ın topluma hakim olamaması sorunu olarak tanımlarken, başörtüsü sorununu İslam’ın bir kimlik ve kişilik olarak kadında hakim olamaması sorunu olarak tespit ediyoruz.. Müslümanlar şirk düzeninde hayatın her alanında dışarıdan belirlenmişlikleriyle, kendileri için dışarıdan belirlenen araçlar kullanarak (Nesneleştirilerek şirkin özneliğine imkan tanıyan ve sonuçta teslimiyetle) attıkları adımlarla yolda ilerlemeye çalışıyorlar. Doğru olan yol doğru olan yol olmaktan da çıkıyor. Yol boyu her mevsimi her rengi yaşıyoruz. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış.. Şirk düzeni Müslümanlara her havayı yaşatmıyor mu? Müslümanlar olarak tenefüs etmemiz gereken havanın Tevhid düşüncesiyle pompalanan havadan olması gerektiğini konuşuyoruz. Sert virajlarla birlikte sürekli değişen havaya karşı kararlı, kendinden emin ve yalnızca gideceğimiz hedefe kilitlenerek yolumuzdan ayrılmıyoruz. Yolumuzun zorluğuna, meşakkatine rağmen Allahın bize sunduğu imkânlarımızdan dolayı şükrederek yolumuza devam ediyoruz. Yol boyu karşımıza çıkan tüm zorlukları şeytanın bizi yolumuzdan alıkoymak için geliştirdiği tuzaklarına benzetiyoruz. "Sonra muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın." (Ar'af suresi, 17) Soğukkanlılığımız ve inancımızla bu stresli yolu kat ediyor ve Allah’a şükrediyoruz. Öğle saatlerinde Aydıncıktayız. Aydıncık coğrafi güzelliği ve Allah’ın ora insanlarına bahşettiği nimetleriyle bizi de büyüleyen güzel bir belde. “Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.(Rahman suresi, 11-13) Yalanlamak Allah’ın Yeryüzünün her beldesindeki nimetlerine karşı nankörlük yapmak, Allah’ın düzenine karşı isyan etmek demek.

Aydıncık’a, Hikmet Ertürk kardeşimizin organize ettiği program çerçevesinde piknik alanına ulaşıyoruz. Müslümanlar burada örnek bir insan topluluğu oluşturmuşlar. İslami mücadele evrensel ya da yerel mücadele biçimidir.. Müslümanlar bu beldede Allah’ın nimetlerine şükürlerini bildirircesine yerel mücadelenin örneği olma gayretindeler.

O, gökten su indirendir İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik O bitkiden de kendisinde üstüste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşillik; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar; üzüm bağları; bir kısmı birbirine benzeyen, bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine bakın! Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır” (En'am suresi, 99)

Surede anlatılan ilgili ayetlerle birinci dereceden muhatap olmuşlar. Ve anlatılanlarda ibret olduğunun bilinciyle kenetlenmişler. Bizler bu duruma şahit oluyoruz birinci elden. Akabe toplumunun ilk temsilcilerini hatırlatıyorlar. İslami hareketin nasıl bir sosyal yapıya dönüşebildiğini gösteriyorlar. Mustafa Bozacı’nın İktibas web sayfasındaki yazısının giriş kısmı geliyor aklıma.. “Sıkça karşılaştığımız bir kavram olarak ‘sosyalleşme’, tez elden herkesi ilzam edecek şekilde vuzuha kavuşturulması lüzumu ile tekrar karşımızda! Hangi sözlüğe, hangi ansiklopediye veya otoriteye bırakalım bu tarifi!?” (sosyalleşme İktibas sitesi) arife tarif ne gerek bilemiyorum ama Müslümanlar bu küçük belde de sosyalleşmenin en güzel tarifini yapmışlar bile.. Sosyalleşmenin Kur’an ahlakıyla ahlaklanarak oluşacağını ve örnek bir toplumun temellerinin atılacağını gösteriyorlar.

“(Şunu bil ki, gerçek) müminler, yalnızca, Allah'a ve Elçisi'ne iman edenler ve (bu konuda) bütün şüphelerden uzak duranlardır ve Allah yolunda bütün malları ve canları ile cihad edenlerdir; işte onlardır sözlerinde duranlar!” (Hucurat suresi, 15)

Müslüman kardeşlerimizle tanışıp hasret giderdikten sonra topluca öğle namazını eda ettik. Kardeşlerimiz Allah’a kul olmanın heyecanı ile bizi nasıl ağırlayacaklarını şaşırdılar. Oranın nimetleriyle bizleri nimetlendirdiler. Allah’a kul olmanın O’nun nimetlerine karşı şükredenlerden olmanın ne demek olduğunu bizlere bir kez daha yaşattılar. Yemek sonrası küçük kızımızın minik ellerini açarak bizlere yaptırdığı dua ve arkasından mealini de vererek okuduğu Asr suresi pikniğin en anlamlı kesitlerinden biriydi. “And olsun asra! İnsanlık hüsranda. Ancak iman edenler ve doğruları yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr suresi, 1-3)

Yemekten sonra piknik alanını geziyoruz. Ormanlık alan nar ve hurma ağaçlarıyla süslenmiş ve iç içe.. Yöre insanlarıyla karşılaşıyoruz. Yörenin kısa geçmişinden bahsediyorlar. Kur’an’daki geçmiş kavimlerden anlatır gibi.. insanları saf ve temiz. Laik demokratik düzenin pisliklerinden uzak kalmışlar. Referandum tartışmalarından, ilkesiz duruşlardan, baş örtüsü izni için şirk düzeninin kapısında sıraya girme kaygılarından uzaklar. Yol kenarındaki bir ağaç dikkatimizi çekiyor. Ağacın kökleri o kadar derinde ve o kadar sağlam yayılmış ki ne akan derenin coşan suları ne altından kayan zemin onu yıkabilmiş. İyice toprağa yapışmış kökleri nasıl direnilebileceğini gösterircesine kendini ortaya koymuş.. Ağacın köklerine bakıp aklettiğimizde Referandumda evet kaygılarıyla sandıklara koşanların köklerinin hiçte sağlam olmadığını anlıyoruz. Kökleri sağlam olanların bu sınavda nasıl direnç gösterdiklerini ve adeta tüm tuzaklara ve hilelere karşı ilkeli duruşlarına nasıl sadık kaldıklarını bir kez daha müşahede ediyoruz.. Allah Kur’an’da tabiatta olan her şeye dikkat çekerken tabiatta olanlardan hareketle tabiatta olanların arkasındaki anlamı yakalamamızı istemiyor mu?

Burada Müslümanlar, çocuklarının bilinç düzeylerini geliştirmeyi hedeflemişler onları yetiştirirken. Müslümanların düzenin tuzaklarına düştüğü alanlarla ilgili sergiledikleri küçük tiyatro gösterilerini ilgi ve keyifle izledik.. Medyatik türbanlı(!) kızların ellerindeki pankartlarına modern kavramlarla yazdıkları sloganlarla şirkin iznini alma adına sergiledikleri tutum ve gayretli tepkiselliklerini eleştiren mesajlar verdiler.. Müslüman kadına çok iş düşüyor. Ve anlıyoruz ki kendi kişiliğini temsil etme noktasında Müslüman kadın, kadın olarak yaratıldığı cinsiyetini İslamileştirerek dişilikten kişiliğe dönüştürmesinde kendisine yüklenen sorumluluğu yine kendi İslami duruş ve sorumluluğuyla ancak ifade edebilir. Bu vesileyle Müslümanların kadının İslami kimliğini harekete geçirici bu türdeki gezi ve piknik gibi organizasyonlara katılımların sağlanmasının önemini vurgulamak istiyoruz. İktibas Dergisi’nin ikincisini gerçekleştirdiği Ankara’daki merkez pikniğe alternatif böylesi yerel pikniklerin de organize edilmesi gerekiyor. Bu konuda Aydıncıktaki Müslümanlarının öncü olmalarından dolayı onlardan Allah razı olsun diyorum.

Bu yazıya toplam (9) yorum eklenmiştir.
ali.şalcı
13 Ekim 2010 Çarşamba 00:16
uyarılmak
İnsanların imrenecekleri,içlerine girmeyi hedef haline getirecekleri birliktelikler oluşturmalı,örnek toplum olmalıyız.”İçinizde insanları hayra çağıran, iyilikleri emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar gerçek kurtuluşa erenlerdir”.birbirimizi daha çok uyardığımız birlikteliklerde bir araya gelelim.buna gerçekten ihtiyacımız olduğunu unutmayalım..s.a
MEHMET MAKSUT
12 Ekim 2010 Salı 16:46
SELAW U HEWİ
pikniği düzenleyen aydıncıktaki tüm kardeşlerime gösterdikleri mihmandarlıktan dolayı kendilerini teşekkürler eder saygılarımı ve dualarımı sunarım.
rabbim yüreklerini ve imkanlarını samimi ve safiyane bir şekilde kardeşlerine açan bu kardeşlerimizi cennetin en güzel yerlerinde agırlar inşallah...
XWEDA JI WE RAZİ BE HEWAL-I DOZA MUHAMMED
ahmet yasin
11 Ekim 2010 Pazartesi 22:08
piknik
allah razı olsun ali abi.piknik içindeki duyguyarını kaleme döküp çok güzel bir şekilde açıklamıssın.işallah bu duyguları diğer kardeşlerimizde hissetmişlerdir.bu piknik ilk adımdı işallah diğer adımlarda gelir.
Adatepeli
11 Ekim 2010 Pazartesi 19:23
Böyle güzel faaliyetlere ihtiyacimiz var...
Ali Salci kardesmiz,

bir günlük yasadiklarini ayetlerle süzleyip bizlerle paylasmasi cok güzel olmus Allah razi olsun kendisinde...

Tabiki böyle güzel bir faaliyeti düsünüp organize eden Hikmet kardesimede ayriyeten selam ve dualarimi gönderiyorum...
ilyas metin
11 Ekim 2010 Pazartesi 18:30
samimi
heyecan dolu bir yazı olarak okudum,heyecanı samimi oluşundan.
Rabbimiz razı olsun. SELAMLAR
ersin
11 Ekim 2010 Pazartesi 17:59
beraber olmak
Birlikte olmak belkide sadece kardeşlerimizden bir cümle duymak.Kalplerin ısınması ve kardeşlik adına güzel bir adım bazen piknik adıyla gerçekleşiyor,İnşaallah.

Samimi ve duygusal yazınızdan dolayı teşekkür ederiz.Rabbim kardeşlerimizle değişik vesileyle görüşmeyi nasip etsin.Amin.
FİKRET
11 Ekim 2010 Pazartesi 17:19
ALİ KARDEŞ E
İnşallah bu heyacanımız hep böyle devam eder.sözü işitip,güzeline uyan bir topluluk oluşturur.s.a
nuri
11 Ekim 2010 Pazartesi 15:06
en azından azim
Tam anlamıyla olmasada en azından başlangıç için küçük görülmemesi kanısındayım.İnşallah içi her geçen gün doldurulacak bir İslam toplumu oluşacak...
hikmet erturk
11 Ekim 2010 Pazartesi 12:45
Allah razı olsun
Allah razı olsun kardeşim.yazınızda belirttiğiniz niteliklerde değiliz ama Allah bizlere böyle bir nimet inşallah bahşeder.Güzel duygularınızdan memnuniyetinizden dolayı bizlerde çok mutlu olduk.İnşallah daha güzel günlerde bir arada oluruz.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-4 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C