Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Laik, çağdaş, modern!
09 Ekim 2010 / 16:45
Mehmet Ali Erbil’in sözleri diğer gündemi oluştururken, aslında önemli bir gerçek de su üstüne çıkmış oldu. Toplum içinde dönüp duran bir iftira böylece ekranlardan milyonlara ulaştı. Tabi olay alevi kesimin sert tepkisi ile karşılaştı.

Bu noktada Star’dan Elif Çakır hem ‘şaka’yı yapan Erbil’i irdeliyor hem de Cumhuriyet’in yeşerttiği laik-çağdaş-modern türk kafasını yargılıyor.

 

Kimlerin mumu söndü

 

Elif ÇAKIR-STAR

 

Niye şaşırıyorsunuz ki, ben hiç şaşırmıyorum doğrusu!

Uzun bir aradan sonra Mehmet Ali Erbil’in halt yemesiyle toplumsal bilinçaltı ortaya döküldü.

Halt diyorum çünkü, bu olayı hafifletmek için “gaf” kelimesiyle ifade edenleri de işin içine katıyorum.

Toplumsal bilinçaltı diyorum çünkü, bu birkaç kendini bilmezin dile getirdiği bir husus değil.

Çıkın dışarı, sorun önünüze çıkan Beyaz Türklere, “ne var ki bunda canım, şaka yapmış” diyerek aslında zihinlerinde aynı düşüncelerin gizlendiğini bu şekilde ortaya koyacaklar.

İddia ediyorum ki, Mehmet Ali Erbil, cumhuriyet ideolojisinin bir prototipidir.

Amma da abarttın, cumhuriyetle derdin varsa git başka yerde hallet demeyin. Cumhuriyetle hiçbir sorunumun olmadığı açıktır, sorunum sadece ideolojisiyle.

Laiktir, Türk’tür, sözümona da Sünnidir, Erbil. (Aleviliktir, Sünniliktir; dergahtır tekkedir nedir bilmez ama, nasıl oluyorsa oluyor, Sünni oluyor işte!)

Cumhuriyet nasıl bir Sünni Türk modeli oluşturmak istediyse, ona tıpatıp uymaktadır.

Çıkar arada bir Ergenekon esprisi de yapar, Beyaz Türklerce alkışlanır bu adam!.. Hatırlarsanız, (İlhan Selçuk’un, Kemal Alemdaroğlu’nun falan gözaltına alındığı günlerdi), programa geciken Paris Hilton için, “Ergenekon soruşturmasına takıldı, o yüzden gecikti” diyerek müthiş sempati toplamıştı!..

Neyse, meselemiz Mehmet Ali Erbil’in kendisi değil, prototipi.

Bu porototip zaman içinde oluştu.

Bu, bilinçsiz gibi görünse de, aslında cumhuriyet ideolojisinin de erken döneminde bilhassa yansıtmaktan çekinmediği bir düşüncenin ürünüdür. Alevi kardeşlerimiz her ne kadar vargüçleriyle Osmanlı’ya hücum edip cumhuriyeti baş tacı etseler de, cumhuriyet hiç de onları baş tacı etmemiştir. Cumhuriyetin “kadro”lu ekibinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Nur Baba” romanına bir bakın. Şehvet düşkünü, sapık bir adamın Bektaşi şeyhi olunca dergahında ne tür pislikler çevirdiğini hikayet eder. Romanın bir bölümü de “Bektaşi Tekkesinde Mumlar Nasıl Söner” başlığını taşımaktadır.(Yayın tarihi 1923’tür.) Sadece Alevi Bektaşi tekkeleri değil, Sünni tekkeleri de tek parti devri romanında en aşağılık tasvirlerle yerini alır.

Bu örnekleri çoğaltmak isterseniz, cumhuriyet dönemi Türk edebiyatını bir inceleyin, karşınıza çıkan örneklere şaşıracaksınız. En yeni örneklerden biri de Haldun Taner’dir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Temel Eser içinde öğrencilere dağıttığı “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” kitabındaki şu cümlelere bakınız: “O ne hinoğlu hindir, o ne kahpe dinli Kızılbaştır.”... “Ve işte o anda, tövbeler olsun, abla-kardeş, Kızılbaşlar gibi sarmaş dolaş oluverdik.”

İşte cumhuriyet ideolojisinin yeşerttiği laik, çağdaş, modern Türk kafası budur.

Bu kafaya göre din ve din adamları, dini ritüeller elden gelen tüm imkanlarla karalanmalıdır. Cumhuriyetin yeni bir insan modeli vardır ve bu model, dini sembollerden mümkün olduğunca uzak tutulmalıdır. Bu nedenle de, edebiyatta, sinemada, her alanda dini değerler ve semboller, din adamları alay konusudurlar.

Yazının tam da burasına gelmişken, Liberal Düşünce Topluluğu’nun Alevi-Bektaşi Araştırmaları Merkezi’nin direktörlüğünü yapan Şenol Kaluç’u aradım.

Acaba gerçekten yanılıyor muyum, abartıyor muyum, işi bu kadar ileri götürmekte haksızlık mı ediyorum diye.

Oooo... Şenol’u dinleyince içime su serpildi. Hatta onun dillendirdiği şu ifadeyi, burada dile getirmesem olmazdı.

Şenol Kaluç, geçmişte aynı dertten muzdarip Güner Ümit’i de hatırlatarak, Mehmet Ali Erbil’le ortak noktalarına dikkat çekti: “Bu iki isim şekil itibariyle, kendisini ‘laik ve çağdaş’ olarak tanımlayan Aleviler için çok uzak tipler değil, hatta makbul bile sayılabilir. Buradaki sorun, modern görünümlü, din ile ilişkilerini tam da rejiminin istediği şekilde vicdanına hapsetmiş “laik ve çağdaş” iki ismin, ancak “Sünni bir yobaza” yakışacak bir tavır sergilemeleridir.”

Aleviler, aslında “kendilerinden” bildikleri insanlardan bu tür şeyler duyduğunda daha çok öfkeleniyorlarmış!.. Yani ortaya çıkan durum Kaluç’un tespitine göre tam bir “Sen de mi Brütüs!” vakası...

Konu tek bir köşe yazısı hacminde değerlendirmek için çok geniş ve girift detaylar içeriyor.

Şunun altını tekrar çizerek konuya son vereyim: Edebiyatçısı, yönetmeni böyle olan bir zihniyetin şovmeni de böyle olur.

Yoksa, Hazreti Ali’yi sevenlere edilecek iftiradan hayâ eder insan...

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
3 / 11 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
7 / 8 °C
İzmir
6 / 15 °C