Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başörtüsü tartışmasından bıkmışlar!
08 Ekim 2010 / 23:09
Mehmet Ali Birand’ın bugünkü yazısı da oldukça ilginç. Konu başörtüsü ama Başörtülülerin hakkı olanı vermek değil amaç. Başörtüsü tartışmasının sona ermesini sağlamak.

Birand bu tartışmadan bıktığını, toplumun da yorulduğunu savunarak bir kısım üniversitede başörtülüler serbestçe girerken bir kısmında yasak olmasını komiklik olarak tanımlayarak bundan kurtulunması gerektiğini söylüyor.

 

Diğer taraftan da sopayı aba altına saklamaya bile lüzum görmeden, “başörtüsünün resmi dairelere, yargıya, tıp gibi hizmet veren alanlara giremeyeceğini herkes bilmeli. Genç kızlarımız da, kendilerini buna hazırlamalılar” diyor. Böylece “hayatı birbirimize zehir etmeyelim” diye de ekliyor Birand.

 

Bıktık artık, bırakın istedikleri gibi giyinsinler...

 

Mehmet Ali BİRAND-POSTA

 

Ben bıktım artık.

 

Türban veya Başörtüsü, ne derseniz deyin, ancak bu toplum da yoruldu.

 

Yine dönüp dolaşıp, Üniversitelerde türban’ın serbest bırakılıp bırakılmamasını tartışmaya başladık.

 

Yetti...Açıkçası yetti.

 

Üniversite yaşına gelmiş olan bir gencin nasıl giyineceğine artık Devlet karar vermemeli. Bu, çok aşağılayıcı bir yaklaşımdır. O genç kıza Hayır, sen başını kapatamazsın” dediğiniz zaman, Devletten nefret eden bir insan yetiştirdiğimizi anlayamıyoruz. O gencecik kızı ya eğitimsizliğe, cahil kalmaya itiyoruz veya takiyye yapıp, peruk takarak, şapka giyerek kendini saklamaya zorluyoruz.

 

Yıllardan beri aynı kavga. Olayın temelinde de, Türkiye Cumhuriyetinin 80 yıllık laik-dinci kavgası yatıyor.

 

Türban, Erbakanın 1970’lerde ideolojik bir simge haline dönüştürüp üniversitelere yolladığı bir zehirli bir hediyedir. İdeolojik bir simgedir.

 

Aynı türban sorunu, kolaylıkla çözülebilecekken, 1970-80’lerdeki gerginlikler nedeniyle sertleşti. 12 Eylül askerlerinin bağnazlığı nedeniyle giderek kangrenleşti ve bu günlere kadar taşıdığımız bir ayıp durumuna girdi.

 

Yıllar boyunca da, siyasetçilerimize kavga imkanı hazırlayan, oy potansiyeli yaratan, sırf bundan dolayı da sanki hiçbirinin çözmek istemediği izlenimi yaratan ayıplı bir konudur.

 

Ancak, artık eskiyi geride bırakalım. Dünya değişti, Türkiye değişti.

 

O defteri kapatalım ve ileriye bakalım.

 

2010 yılındayız.

Hala, bundan 30 yıl önceki gerekçelerle birbirimizi ikna etmeye veya gözünü oymaya çalışmayalım.

 

Türkiye, bugün artık farklı bir Türkiye...

 

Efendim, bugün üniversitede izin verilirse, yarın devlet müesselerine de sıçrar” demek yerine, günün koşullarına uyalım.

 

Herşeyden önce gençlerimizi, bu baskıdan kurtulalım.

 

Oyun oynamaktan, bir bölüm üniversitelerde göz yumulurken, diğer bir bölümünde yasaklamak komikliğinden vaz geçelim.

 

YÖK’ün yaptığı gibi, arka kapıdan giriş gösteren yapay çözümlerden de vaz geçelim. Bunun siyasetle çözüleceğini bilelim ve siyasetçilerimiz de, türban oyunu oynamaktan vazgeçsinler.

 

Gençlerimiz de,  hizmet vermeye dönük branşta okuyor olsa dahi, ilerde hizmet vereceklerse türban taşıyamayacaklarını bilmeli ve kabul etmelilerdir.

 

Yani, başörtüsünün resmi dairelere, yargıya, tıp gibi hizmet veren alanlara giremeyeceğini herkes bilmeli.

 

Genç kızlarımız da, kendilerini buna hazırlamalılardır.

 

Kendimizi hırpalamaktan kurtulalım.

 

Hayatı hem kendimize, hem de gençlerimize hayatı zehir etmeyelim.

***

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 12 °C
Hakkari
-2 / 8 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
9 / 17 °C