Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İktibas'ın Mart Sayısı Çıktı
22 Mart 2010 / 16:05
Değerli okuyucularımız! Farkında mısınız, Türkiye’de son aylarda hep ‘ilk’ler yaşanıyor.

Hakikaten ‘ilk’ şeyler oluyor bu ülkede. Birçok olmaz sanılanlar oluyor. Rejimin ceberut yüzü değişiyor, değişmek ihtiyacı duyuyor. Hemen her akil adam biliyor ve ifade ediyor ki, değişim sancılı olur. Türkiye'nin değişimi de böyle sancılı geçmektedir, belki daha da sancılı günler geridedir, tam olarak kestirmek mümkün değildir. Fakat kesin olan bir şey varsa o da şudur ki, değişim süreci kararlı bir şekilde hedefine doğru ağır-aksak da olsa ilerlemektedir.

Bununla beraber, bugün yaşanan ‘değişimi’ doğru okumak, yanlış zehaplara kapılmamak, olan-biteni iyi tahlil etmek gerekmektedir. Evet, bir değişimden bahsediyoruz fakat söz konusu olan, rejimin değişimidir, Müslümanların arzuladığı, yön verdiği, emek harcadığı bir değişim değildir. Çevremizde, İslami hassasiyet sahibi pek çok insanın, kendi kendilerine gelin-güveyi olarak, olan biteni kendi ideallerindeki bir değişimmiş gibi görmek heveslerine şahit olmaktayız. Bu, dindar zümrelerin aynı delikten kaçıncı kes ısırılmalarıdır, sayısını bile bilmiyoruz. Evet, Türkiye’de birçok ‘ilk’ gerçekleşmektedir ama bu, mevcut rejimin kendi hayatiyeti açısından yapmak ihtiyacı duyduğu bir yenilenme teşebbüsüdür. Bilindiği gibi Kur’an, insanların yaşı ilerledikçe, ‘ömrün en rezil çağına’ doğru bir geri dönüşün yaşanacağına işaret eder. Bu kural, devletler için de geçerlidir. Cumhuriyet rejimi de, her ne kadar bin yıllık dinamik mücadele süreçlerinden dem vuruyorlardıysa da, erken yaşlanmış görünmektedir. Rejim, bu ‘ömrün en rezil çağı’ndan gençleşmiş, daha ‘sağlıklı’ bilimsel temellere, rasyonel vizyona, ‘muasır medeniyet seviyesine’ erişmiş bir bünyeye kavuşmak istemektedir. Bu istek, belki de Osmanlı’nın yenilik hareketlerinden bu tarafa gelmekte olan bir sürecin yeni ve güçlü bir hamlesidir. Burada açıkça şunun altını bir kere daha çizmek istiyoruz: Şu anda olanlar, herhangi bir İslami hareketin kazanımı değildir, İslamî siyasi düşüncenin tevlid ettiği müslümanca bir dönüşüm değildir. Türkiye, katı cumhuriyetçi demokrasiden, liberal demokrasiye doğru evrilmektedir. Hadiselere böyle bakmak, bazı müslümanların zan ve iddia ettikleri gibi, olan bitene kulak tıkamak, kendimizi tarihte tatile göndermek değildir. Müslümanlar elbette hayatta olan biten hiçbir şeye ilgisiz kalamazlar ama bu ilgimizi, tepkimizi ve duyarlılığımızı kesinlikle kendi ideallerimiz, tevhidi kriterlerimiz, İslamî düşünce yapımız belirlemeli, sınırlarını çizmelidir. Biz Müslümanlar, yüzde yüz İslam olmayan her şeyi cahiliye bilmek ve her türlü cahiliyeyi İslam'a inkılab etmek gibi bir misyonla görevliyiz. Rol çalmakla bu misyonumuzu yerine getiremeyiz. Dolayısıyla, bize ait olmayan gündemleri elbette en uyanık bir şekilde takip etmekle birlikte, bu gündemlere de kendimizi kaptırmamakla mükellefiz. Müslümanlar, İslam dışı ‘öteki’ler arasında gel-gitler yaşamak açmazından artık kurtulmalıdırlar.

Evet bu ülkede her gün yeni ‘ilk’ler yaşanmaktaysa da, bizim beklediğimiz, bize özgü olan asıl ve gerçek ‘ilk’i yaşamadıktan sonra, bazı ilkler bizim için aslında eskinin tekrarından öte bir şey olmayacaktır.

İşte bu minvalde bu sayımızda hem içerdeki bu değişim sancılarını, yani Balyoz darbesi, operasyonlar ve bu operasyonlardan etkilenen Müslümanların içine düştükleri kimi ilkesiz siyasi tutumları, hem de Türkiye’nin etrafında olan bazı olayları yorumladık. İran İslam Devrimi’nin karşı karşıya kaldığı dâhili açmazlar ve harici siyasi kuşatmalara karşı cevabını; Afganistan’daki siyasi gelişmeleri ve Kıbrıs sorununu değerlendirdik.

Bu sayımızda sizlere uğursuzluk kavramını işledik. Uğursuzluk inancının İslam'da yeri olmadığını, geleneksel cahiliye örfüne dayandığını ve modern toplumlarda da modern cahili geleneklerle birlikte varlığını sürdürdüğünü belirttik.

Dergimizde Atasoy Müftüoğlu Bey, ‘Nostalji Kültürü’nü yazdı. Hüseyin Aykan, el-Esmau’l-Husnâ’nın tertip ve tasnifine dair sorunları inceledi. Kur’an çerçevesinde sağlıklı bir esmau’l-husna çalışması yapılması gerektiğine değindi. Muhammed Celil, İnsan ilişkilerinde kaybolan değerlere dikkatleri çekti. Hikmet Ertürk, Kur’an vahyine ‘eskilerin masalları’ diyen eski ve yeni müşrik tutumuna eğildi. Arif Kaya, uzun lafa hacet bırakmayan, açık ve net haber-yorumlardan derlediği seçkiyi sundu bize. Mustafa Atav, özgürlük söylemlerini eleştirdi. Cüneyt Taşoğlu, Musa’nın asasından hareketle, hakkı söylemekten ve hakkın yanında olmaktan korkmamak gerektiğini işledi. Mektuplar bölümünde İzmir’den Sinan Tokcan’ın sorduğu, cemaat liderleri ve İslam'la demokrasiyi, İslam'la laikliği telif etmeleri, bu kavramların dindarlıkla çelişmeyeceği, insanın bedenine bomba bağlayarak kendini öldürmesi ve kalbinde en küçük miktarda iman bulunan kimsenin cennete girip girmeyeceği gibi konulardaki sorularını cevaplandırdık. Sanat sayfamızda, gündem ve diğer bölümlerde yine beğeniyle okuyacağınız bir dergi hazırlamaya gayret ettik sizlere. Hiç şüphesiz ki muvaffakiyet Allah’tandır.

Değerli okuyucularımız, derginiz İktibas’ın sadece pasif bir okuyucusu olmanızı değil, aynı zamanda görüş, öneri ve eleştirilerinizle birlikte, birikimlerinizi de bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz. İnandığımız doğruları, sesimizin ulaştığı herkesle, hep birlikte paylaşalım. Allah için hakkı ikame eden adil şahitler olma misyonunu birlikte paylaşalım. Birbirine geçmiş tuğlalar misali, iman, amel ve düşüncelerimizi birbirine kenetleyelim ki sedamız daha gür çıksın. Bir sonraki sayımızda buluşmak üzere Allah'a emanet olun.

kapak.jpg

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C