Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kadınların gizli derdi
05 Ekim 2010 / 18:51
Başörtüsü örtmek öyle sanıldığı gibi kolay bir şey değildir. Bir kere tesettürün gereklerine uygun, içinde kendinizi bulabileceğiniz bir giysi bulmak neredeyse mucize. Üstelik en acımasız eleştirilere açık bir konu.

Yıldız RAMAZANOĞLU-ÖZGÜN DURUŞ

Herkes kendini bir koltuğa bırakmıştı. Yorgunluk had safhada. Uzun zaman olmuştu böyle bir etkinlik görmeyeli. Sabah erkeden dört beş kadının alış verişe çıkmasından sözediyorum.

“Yazanların çoğu kötü giyinir, demek bundan” dedi biri. “Öyle hevessiz duruyordun ki yanımızda. Ruh gibi geziniyordun. Sen otur mağaranda durmadan yaz ne işe yarayacaksa. Neredeyse bizim de keyfimizi kaçıracaktın ama bunu kimse yapamaz kolayına”.

Doğru, ayaklarımı sürüyordum bitsin bu iş kabilinden ama bir yandan da dikkat kesilmiştim. Hayat dolu yakınlarımdan yaşam enerjisi almak büyük nimetti benim için. Tutumlu, fedakar, yardımsever, inayet dolu kadınlardı. Hepimiz de ev dışında giyilecek sade giysiler arıyorduk, boncuklar pullar işlemeler payetler fırfırlar vatkalar çılgın renkler yapay kürkler arasında boğulmadan karşımıza çıkacak pastel renklere, göz yormayan modellere odaklanmıştık. Biz hala gösterişsiz giyinme felsefesinin takipçileriyiz galiba.

Yine de her pırıltıyla ilgilenmekten, farklı kesimlere, kulplara, eksantrik dikişlere dikkat kesilmekten kendimizi alamıyorduk. Ne istediğimizi biliyorduk da bulduğumuzu tanıyamıyor muyduk yoksa. Arkadaşlarımdan bazıları kendi elbiselerini dikebilen insanlardı. Pazardan çok ucuza aldıkları kumaşlardan yarım günde tam istedikleri gibi kıyafetler yapar çıkarlardı ortaya. İşte hayatta en özendiğim kişiler onlardır.

Başörtüsü örtmek öyle sanıldığı gibi kolay bir şey değildir. Bir kere tesettürün gereklerine uygun, içinde kendinizi bulabileceğiniz bir giysi bulmak neredeyse mucize. Üstelik en acımasız eleştirilere açık bir konu. Yaz kış sürekli kapanmak, dağılıp gitmemek için hep teyakkuz halinde olmak, durmadan saçını kolunu etini kemiğini kollamak kolaymış gibi en küçük bir hata göze çarpar ve kınanır. Zaman gazetesinde bir yazı yazmıştı Ahmet Şahin hoca, inanın beni ağlatacaktı neredeyse. Yeter merhamet edin kadınlara, dar ve şeffaf olmadıkça usulüne uygun giyinsin kadınlarımız mealindeydi yazı.  Tek tip giyim söylemini ve yaklaşımını kıran bir yazıydı. 

Herkesin dikiş dikmesi mümkün değil. Hayatın akıl almaz gaileleri içinde bir de dikişle baş etmek zamanı geçti artık. Konfeksiyon bu kadar yaygınlaşmışken bu ülkede milyonlarca tesettürlü kadın varken neden hafif, huzur veren, pamuklu ve ketenlerden mürekkep, amaca uygun bir şekilde dokunmuş, içini göstermeyen ama aynı zamanda ferah tutan kumaşlar üretilmiyor, yaygınlaştırılmıyor, yeterince zarif modeller üretilemiyor.

Neden bir başörtülü kadın bir yılgınlık ve umutsuzluk duygusuyla çıkmak zorunda alış verişe.

“Kumaşı güzel ama etek boyu kısa, boyu iyi ama arkadaki yırtmacın kapatılması lazım, modeli tam aradığım gibi, ama bu dirseğin biraz aşağısında sonlanan polo kol da neyin nesi. Ceketin kesimi iyi de beli fazla oturtulmuş, pamuklu ama içini gösteriyor, pantolona ihtiyacım var ama düşük bel olmayan neden yok, güzel bir jile ama kolu kısa olduğundan içine ayrıca penye giyip bunalmak ne derece akıllıca. Hafif bir tunik, iyi de boyu biraz daha uzun olmalı. Afedersiniz beyefendi !bu hırkaların biraz daha bol duranı yok mu. Uzun etekler kalktı mı yoksa”.

Sonsuza kadar gider bu.

Tesettür mağazalarının sunduğu seçenekler ise genelde küçücük genç kızları bile durmuş oturmuş bir kadına dönüştürecek mantalitede hazırlanmış.  Yaşı ve kişiliği ne olursa olsun, herkesi bir döpiyese sıkıştırma eğilimi var. Alış verişlerimin çoğu hüsranla bitiyor bu yüzden. İçinde rahat olacağımız, kendimizi temsil edecek, içimizi dışa vuracak kıyafetler yok bu dünyada.  

Öte yandan cadde cıvıl cıvıl. İnsanlar birbirini eziyor. Dükkanlar alabildiğine çeşitli elbiselerle dolu görünse de hepsi birbirinin aynı aslında. 

Tatlı bir sohbet sürüp gidiyordu salonda. 

- İnce hesap gerektiriyor bu işler. Kafa yorgunluğu. Sonradan sevmeyeceğimiz ama sadece ucuz diye aldığımız şeyler oldu mu bir bakalım. Nasıl olsa değerlendiririm dediğimiz ama hiç de ihtiyaç olmayacak şeyler.

- Bu aslında sana gitmedi pek. 

- Ama bunu al diyen sendin.

- Yeşilini sevmedim şimdi. Çok canlı biraz ölgün olsaydı keşke. 

- Çok ölgün de solgun gösterir ama.

- Bunu koyu kahve eteğimle düşünmüştüm. Ama ona uymaz şimdi. Kavuniçi vardı, koyuca bir renk, onu alsaydım keşke.

- Ben de bu yüzüğü geri verebilsem. Bana uymaz. Aslında hoşuma gidiyor ama tarzım değil ki, taşıyamam, hayatta takamam ben bunu.

- Ben de bu pantolonu ne diye aldım şimdi. Bol paça hiç sevmem. Neyse daralttırırım bir şekilde.

- Bordo elbise çok doğru bir seçim oldu. Kollarını on santim uzatmak için estetik bir ek düşünmeli.

- Sen bunun vatkalarını hemen çıkar nedir o öyle beyzbol oyuncusu gibi. 

Ben hala sevgili Cihan Aktaş’ın moda eğitimi alan kızı Salome’nin ve onun gibi gençlerin bize güzel elbiseler üretmesini bekliyorum herhalde.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
8 / 12 °C
Hakkari
-2 / 8 °C
İstanbul
11 / 16 °C
İzmir
9 / 17 °C