Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hidayet Tuksal’ın Başörtüsü için uzlaşma önerisi
01 Ekim 2010 / 10:58
Başörtüsü yasağının kaldırılması için çabalar yoğunlaşırken Hidayet Şefkatli Tuksal da ‘Demedi demeyin’ başlıklı yazısında bazı noktalara dikkat çekerek uzlaşma zemini önerisi getiriyor.

Tuksal kendi bakış açısı içerisinde Başörtüsü’nün sadece insan hakları ihlalleri içinde bir kategori olduğunu belirttikten sonra, ‘bilir’ görünen kişilerin de aslında konuyu bilmediklerini söylüyor.

 

Konunun inanç ve ifade özgürlüğü konseptine sokulmasını doğru bulmadığını ifade eden Tuksal bunun sebebini ise Diyanet’in siyasi konuda fetva vermesi anlamına geleceği ve Diyanet’in baskı oluşturduğu iddia edilebilir şeklinde açıklıyor.

 

Ve Tuksal, meseleyi “baş örtmenin dini hükmü” üzerinden temellendirmenin yanlış olduğunu, bundan vazgeçerek, “insan hakları”, “kadının insan hakları” ve “ayrımcılık” konseptleri içinde konuşularak uzlaşma sağlanması gerektiğini savunuyor.

 

Tuksal’ın yorumu doğru kabul edildiğinde bu yöntemle bir takım açmazlara girileceği akla geliyor. Örneğin Başörtülüler dini hükmü üzerinden temellendirerek başlarını örtüyorlarsa bunu ‘insan hakları’ adı altında modern değerler ile savunmak mümkün olabilir mi? Bu değerler doğru kabul edilerek savunma yapıldığında, bu değerlerin zorladığı diğer uygulamalarda bir dindar nasıl davranacaktır? Henüz sıcak konular olan Tophane ve Kasımiyye Medresesi’nde yaşananlar aslında modern değerlerin yolunda gidildiğinde bir yere varılamayacağını, bu yolun bir müslüman için çıkmaz yol olduğunu da göstermiyor mu?

 

Demedi demeyin!  

 

Hidayet ŞEFKATLİ TUKSAL-STAR

 

Başörtüsü konusunda yazarken sanki diğer sorunları önemsizleştirip, sadece başörtüsünü ön plana çıkarıyormuşum gibi bir ruh hali içerisinde, tedirginlik duyarak basıyorum tuşlara. Bu yüzden başörtüsü yasaklarının diğer insan hakları ihlalleri içinde yalnızca bir kategori olduğunun bilincinde olarak bu satırları yazdığımı bir kez daha hatırlatmak istiyorum okuyucularıma. Ancak gündem başörtüsüne odaklanmışken ve yasaklara çözüm arayışları tartışılıyorken, doğrularla yanlışların aynı sepete doldurulduğunu gördükçe, dönüp dönüp başörtüsü meselesine gelmekten de kaçınamıyorum.

Katıldığım tartışma programlarında başörtüsüne karşı tavır alan kimi “bilir” kişilerin, Kur’ân’ın çeşitli tercümelerinden yararlanarak, aslında Kur’ân’da başörtüsü ile ilgili bir ayet bulunmadığını, bizim ayeti yanlış anlayarak örtündüğümüzü, ya da “erkekler”, “siyasetçiler”, “tarikatçılar” tarafından örtü-l-düğümüzü ileri sürdüklerini belki sizler de izlediniz. Bu “bilir” kişiler, uzmanlık alanları ilahiyat olmadığı halde, bu kadarla da kalmayıp, başörtüsü takmakla İslam’ı şekilciliğe indirgediğimizi, bunun İslam’a karşı bir saygısızlık olduğunu, hatta başörtüsüne “kutsallık” atfederek onu putlaştırdığımızı bile ileri sürdüler. Bu, aslında bilmeyen, ama bilmediğini de bilmeyen “bilir” kişilerin iddiaları o kadar eğri ki, düzeltmeye neresinden başlamak lazım, ben de bilemedim açıkçası. Bu yüzden kendilerini iddialarıyla baş başa bırakıp, “külliyen yanlış” diyerek, toptan cevaplamış olayım.

Gelelim ikinci yanlışa. Sayın Başbakan, Marmara Üniversitesi’nin akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı kısa görüşmeye de atıfta bulunarak “TESK’in Genel Kurulu öncesinde kendisiyle 10-15 dakika konuştuk. Diyanet İşleri Başkanlığımız var. Yeterli görmüyorsanız ilave bazı bilim adamlarının da görüşlerini alalım. Sorunu ortadan kaldıralım. Kaçak göçek olmasın iş” dediğini aktardı. Sayın Başbakanın aklında ne olduğunu bilmiyorum ama meseleyi Diyanete ve ilave birkaç ilahiyatçıya havale ederek, buradan çıkacak uzlaşmayla, belki “Müslüman kadınların başlarını örtmeleri dini bir zorunluluktur” gibi bir fetvayla, örtünme meselesini “inanç ve ifade özgürlüğü” konsepti içine sokarak, çözüm için bir “meşruiyet” alanı yaratacağını düşünmesi bana çok naif ve sakıncalı geliyor. Sebebi de şu: Bir kere Din İşleri Yüksek Kurulu’nun zaten yıllar önce verdiği böyle bir fetva var, bu da herkes tarafından biliniyor. Ancak bu fetvaya itiraz eden ve yanlış olduğunu düşünen ilahiyatçılar var. Ya da,  Prof. Saim Yeprem Hoca gibi düşünenler var. (Hoca, Kur’an’daki tesettür ve dolayısıyla baş örtme emrinin, farz düzeyinde değil ama “müstehap” düzeyinde bir emir olduğunu söylüyor. Bu yoruma göre, bu emri yerine getirenler sevap alır, ama yerine getirmeyenler günaha girmezler.) Ayrıca başka görüşler ileri süren ilahiyatçılar var. (Mesela ben de başörtüsünün özellikle günümüzde sembolik bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum.)

Şimdi bu yorum çeşitliliği içinde, başörtüsü sorununun çözümü için topu Diyanete atmak hiç de sağlıklı bir yöntem değil. Çünkü Diyanet’in böyle kritik bir aşamada misyon yüklenmesi, onun artık dînî olmaktan çok siyasetin konusu olmuş bir mesele hakkında fetva vermesi anlamına gelebilecektir. Ayrıca böyle bir görüşün çıkması halinde başlarını örtmeyen, örtmek de istemeyen Müslüman kadınlar, kendilerinin Diyanet kanalıyla manevi baskı altına alınmaya çalışıldığını iddia ederlerse, kurum buna nasıl cevap verecek?

Eğer gerçekten kaçak göçek iş yapmak istemiyorsak, öncelikle bu meseleyi “baş örtmenin dini hükmü” üzerinden temellendirme yanlışından vazgeçmemiz gerekir. Bu sorun, sadece öğrenciler için değil, başlarını örten tüm kadınlar için “insan hakları” “kadının insan hakları” ve “ayrımcılık” konseptleri içinde konuşulmadıkça, uzlaşma sağlanamaz, çözüm bulunamaz. Hala bu gerçeği görmemekte ısrar etmek, faturası hem başörtülü kadınlara, hem AK Parti’ye hem de toplumsal barışa mal olacak ağır bir sorumluluktur, demedi demeyin!

Toplumsal barışa mal olacak ağır bir basiretsizliktir, demedi demeyin!

Bu yazıya toplam (2) yorum eklenmiştir.
Muradi
07 Ekim 2010 Perşembe 02:15
Allahın Ayetleri
Allahın ayetlerini bırakıp insan hakları gibi seküler kavramların peşine düşmek müslümanların da sekülerleşmesini hızlandıracaktır. Müslümanların temel İslami haklarını açıkça dile getirmeleri ve inkarcılara karşı Allahın ayetlerini hatırlatmaları (savunmaları) kulluk borcunun gereğidir.
mbozac
01 Ekim 2010 Cuma 11:36
zaviye
bir müslüman meselelere 'Allah'ın bak dediği yerden' bak(a)mayacaksa bu ne menem bir körlüktür!
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C