Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başörtüsü tartışması ile demokratikleşmeyi ıskalamayalım!
29 Eylül 2010 / 23:01
Osman Can’dan demokrasi vurgusu. Demokrat Yargı Derneği Eş Başkanı Osman Can vesayet rejimi terk edilirken önüne çıkan tuzakların başında başörtüsü konusunun geldiğini öne sürerek, bu tuzağa düşülmemesi gerektiğini savunuyor.

Star Gazetesinde yayınlanan yazısında Osman Can başörtüsü uğruna demokratikleşmeyi feda etmeyelim diyor. Can, Demokratikleşme ile birlikte bu problemin hallolacağını aksi takdirde trenin kaçacağını iddia ediyor.

Osman Can “Türkiye 100 yıllık bürokratik vesayet sistemini terk etmeye hazırlanıyor. Neredeyse toplumun yüzde 90’ını tarihin çeşitli dönemlerinde düşman bellemiş, ona mağduriyetler yaşatmış bir siyasal yapının üzerine kurulu olduğu paradigma, temel tezleriyle birlikte yıkılıyor. Geleneksel siyasal aktörler (seçkinler) iktidarı yitiriyor, ancak devlet demokratikleşiyor.” dedi.

Başörtüsü tuzağı!

Başörtüsünün yasak olmadığını savunan Osman Can “Eski seçkinlerin, 12 Eylül referandumundaki başarısızlıklarının ardından demokratik görünerek aynı hedefe ulaşmak istemeleri doğaldır. Bunun için treni raydan çıkaracak tuzakların üretilmesi ve domino etkisinin durdurulması gerekecektir.” dedi.

Osman Can daha sonra “Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla başörtüsü yasağı imalatı ise çok açık bir Anayasa ihlalinden başka bir anlam taşımıyor. Anayasanın 13. Maddesine göre temel haklar ancak meclisin çıkaracağı bir kanunla sınırlandırılabilir. Kanunların açıkça yasaklamadığı veya sınırlandırmadığı bir eylem tarzının yargı kararıyla yasaklanması, açık bir anayasa ihlalidir ve meşru değildir.” dedi.

 

Can’ın açıklamalarında şu ifadeler yer alıyor: 

 

Demokratikleşmeyi ıskalamayalım!

 

“Buna karşın başörtüsü sorununu anayasal ve yasal tartışmaların merkezine yerleştirmek, demokratikleşme yönünde ulaşılmış tarihi momenti (anı) ıskalama etkisi yaratabilir. 2007’deki Anayasa girişiminin başörtüsü nedeniyle akamete uğratılmasının ardından yaşananları hatırlamakta yarar var. Bürokratik seçkinlerin siyasal uzantılarıyla birlikte yarattığı yıkımın etkileri halen devam ediyor. Unutulmamalıdır ki, siyasetteki her bir irrasyonel adım, sonraki rasyonel adımların atılmasını zorlaştırıcı etki yaratır. Her bir tuzak, yeni bir politik durum ve algıya yol açar. Bu tuzaktan çıkıldığında dahi, siyasi aktörlerin hareket marjları daralır. Çünkü inandırıcılık örselenir. 2010 Türkiye’sinde dahi bu kadar büyük bir enerji ve çabayla yalnızca sınırlı bir reform paketi hayata geçirilebildiyse, nedenini başka yerde aramak gereksizdir.”

 

Başörtüsü tartışmasının büyük tehlikeleri!

 

“Başörtüsü sorununu merkeze yerleştirmek, bu yeniden yapılanma enerjisini ve elde edilen büyük demokratikleşme ivmesini, başörtüsünün biçimi, dizaynı, hizmet alan-veren veya kamusal alan-özel alan benzeri tartışmalara feda eder. Her şeyden önce iktidar partisinin çekirdek politikasının dışında yer almakla birlikte demokratikleşmeye destek veren diğer kesitleri sürecin dışına iter. Eski siyasal seçkinlerin istediği şekilde, demokratik muhafazakâr siyaset bütün çağdaş dinamiklerinden soyutlandıktan sonra, ona yönelik operasyonları kolaylaştırır. Belki başörtüsüyle birlikte alevlenen tartışmaların yaratacağı psikolojik atmosferin, yeni antidemokratik müdahalelere zemin hazırlaması dahi mümkün olabilir. Uluslararası alanda yaşanacak güven örselenmesi ayrı bir başlık...”

 

Bu adımdan hızla uzaklaşılmalı!

“Yeni anayasaya ve demokratikleşmeye yönelik inancı çökertecek, bu kadar yoğun toplumsal ilgi ve taleplere, bu kadar yoğun entelektüel çabalara rağmen “yine olmadı” karamsarlığını egemen kılacak bu adımdan hızla uzaklaşılması şarttır. Demokratik siyasi aktörlerin aşmaları gereken ciddi sınavlardan biri, haklı hassasiyetlerin kendileri için bir handikaba dönüşmesi ve küçük haklılıkların büyük bir haksızlığa yol açması ihtimalidir. Yeni Anayasa, çok temel toplumsal ve siyasal sorunların çözümünün anahtarı olacağı gibi, yeni anayasa üzerine kurulu demokratik paradigma içinde başörtüsü yasağı benzeri saçmalıklar zaten yaşanmayacaktır.”

Bu yazıya toplam (2) yorum eklenmiştir.
halim taşdelen
01 Ekim 2010 Cuma 15:21
editöre
Ben haberci değilim burada bir şeyi dile getirdim bir öz eleştiri yaptım hakaret olarak algılanmış.alerji meselesine değineceğim ama eleştiride ölçüyü aştığımı kabul etmiyorum tersine çirkin ifadesini kullanan editörün kendisi.yazının haber manşetinde verilişi ve haberin başlığı farklı çağrışım yapıyor bunu söyledim iktibasın haberlerinide takip ederim dergiyide ayrıca.alerji meselesi alerjimiz dedim alerjiniz demedim kendimi dışarıda tutmadım demokrasi konusunda çokta farklı düşünmediğimizi belirteyim.öz eleştiri olarak söylediğim şu insanların kullandığı kavram sorunlu olabilir fakat ne söylemeye çalışıyorlar buna bakabiliriz.osman canın yazısını bu şekilde okumanın daha faydalı olduğuna inanıyorum farklı kavramlarla insanlar bizim söylediğimizi söyleyebilir kavramı eleştirmek ayrı bir şey. İthamda bulunmadım Selam ile
hali taşdelen
01 Ekim 2010 Cuma 09:29
doğru haber
haberin verilişi osman can başörtüsüne karşı diye verilmiş ama yazının hepsi alınmamış kopyala yapıştır türü haberlerden şikayet ederiz ama niçin böyele haber yaparız anlamıyorum en azından haberi okuyanın yazıyı görmesi için link verilebilirdi.Yazıda başörtüsüne karşı çıkmıyor 411 olayında olduğu gibi çözümsüzlük yolunda tuzağa dikkat çekiyor.sıf demokratik sözüne alerjimiz var diye yazıyı konumundan koparmayalım.bunları haberi veriş biçimine eleştiri diye yazıyorum osman cancı olduğum için değil.

Editör Notu: Sayın Taşdelen, haber çeşitli şekillerde verilebilir. Gerekirse tümden alıntı yapılabilir, gerekirse yazının belli bölümleri alınır. Burada mesele yazının çarpıtıp çarpıtılmadığı, anlamı bozacak şekilde alınıp alınmadığıdır. İlgili yazıda tamamen konunun özü olan ifadeler alınarak, Osman Can'ın demokrasi vurgusu yansıtılıyor. Başlık da aynen bunu vurgulamaktadır. Bizim haberimizde sizin anladığınız gibi 'Osman Can başörtüsüne karşıdır' anlamı bulunmuyor. Osman Can, başörtüsü derken demokrasi hedefini ıskalamayalım, zaten demokrasi gelince dertler biter diyor. Eğer okuduysanız yazıda görmüşsünüzdür bunu. Hatayı bizde bulmanız tuhaf görünüyor.
Diğer taraftan Demokrasi allerjisi ifadenizin çirkinliğini belirtmeye gerek yok sanırız. Hevayı ilahlaştıran bir sistemi müslüman olarak kabul etmemiz mümkün değil. Demokrasinin şirk olduğunun artık kavranması gerekiyor. Bu bağlamda önce Demokrasi gelsin sonra bizim isteklerimizi yerine getirsin gibi abes bir beklentimiz de bulunmuyor.
Eleştiri yapmak ölçüler dahilinde olur, bunun için yaptığımız haberleri takip etmenizi tavsiye ederiz.
DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-4 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C