Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Müslümanların milliyetçilik sorununu aşmaları ne sağlar?
29 Eylül 2010 / 17:34
Taraf yazarı Roni Margulies bugün müslümanları ilgilendiren bir sorunu köşesine taşıyarak bunun çözümünün sağlayacağı sonuç üzerinde duruyor.

Margulies müslümanlar arasında ırkçı söylemin yaygınlığından bahsederek, bunun aslında inançla uyuşmadığını, kendisinin dışarıdan bir ses olduğunu itiraf ederek söylüyor. Kendisinin asetist, sosyalist ve Yahudi olduğunu da belirten Margulies, müslümanların arasındaki ırçı damarla hesaplaşmanın bu memlekette eşit vatandaşlar haline gelmemiz için gerekli olduğunu öne sürüyor.

 

Bu noktada bir mantık hatası yapıldığı gözden kaçmıyor. Irkçılık damarının kurutulması, ümmet anlayışının yerine oturması ile ancak mümkün olabilirken, bu sağlandığında müslümanların vatandaşlık anlayışı da otomatikman ortadan kalkmış oluyor. Müslümanlar ulusal birliğin parçası değil, ümmetin bir parçası oluyorlar.

 

Müslümanların milliyetçi damarı

 

Roni MARGULIES-TARAF

Müslüman bir dostum, “Biz Türkler her şeyin b.kunu çıkarırız, Müslümanlığın da b.kunu çıkardık galiba” demişti bir sohbetimiz sırasında. Memleketin hal-i pür melalini tartışıyorduk. Ve ben tüm Müslüman dostlarıma er veya geç sorduğum soruyu sormuştum:

Nasıl oluyor da Türkiye’de Müslüman cenahta bu kadar belirgin ve yoğun bir milliyetçi damar var? Bu tutarsızlığın tarihsel kökenleri nelerdir, düşünsel kökenleri nereden gelir?

Bu soruya özellikle gençliğinde ülkücü olmuş, Türkçü hareketlere bulaşmış, sonra bunları reddederek Müslüman olmuş kişilerin verdiği cevap ilgimi çeker.

Konya Selçuk Üniversitesi’nde öyle dostlarım var ki, eski faşist, ama bugün gerçekten sevdiğim, saydığım, evliya gibi adamlar. Dostluklarına verdiğim değer bir yana, bu dostlarım bizzat kendi yaşamlarıyla Türkiye’de milliyetçilikle Müslümanlık arasındaki geçirgenliğe, ikisi arasındaki örtüşme alanına işaret etmiş oluyor.

Böyle bir örtüşme nasıl olabiliyor? Değil mi ki İslam ırkçılığı, kavmiyetçiliği açık ve kesin ifadelerle reddeder ve yasaklar?

Bu soruların cevabını aramayı önemli buluyorum.

Teorik veya teolojik bir merak değil ama benimki. Tümüyle siyasî.

İnsanların kutsala ilişkin inançları hiç ilgimi çekmez, tartışmam, tartışmayı anlamsız bulurum.

Ama bu inançların siyasî sonuçları ilgi alanıma girer. Dünyayı değiştirmek istediğim için. Ve dünyayı büyük insanların değil, ancak “küçük” insanlardan oluşan büyük kitlelerin değiştirebileceğine inandığım için.

Ve Türkiye’de çok geniş kitleler kendilerini Müslüman olarak tanımlıyorsa, hayatını elinden geldiğince Müslümanlığa uygun olarak yaşamaya çalışıyorsa, bu Müslümanlığın neler içerdiği, siyasete nasıl yansıyacağı ilgimi çeker.

Olumlu ve olumsuz birer örnek vereyim.

Referandum sürecinde Alanya’da bir toplantıdayız. Müslüman sivil toplum kuruluşlarının Sivil Dayanışma Platformu çatısı altında örgütlediği bir “Evet” toplantısı. Yaklaşık 250 kişi var ve toplantıyı örgütleyen kurumların niteliğine bağlı olarak benim alışık olduğum kitleden farklı bir kitle. Yerel eşraf ve esnaftan, şöyle veya böyle yerel düzeyde sözü dinlenen insanlardan oluşuyor.

Ben, sadece Kürtlere, Alevilere, gayrımüslimlere değil, inançlı Müslümanlara da hayatı 80 yıldır zehir eden bu ceberut devletin tabutuna “Evet” oyu kullanarak bir çivi daha çakacağımızı anlatıyorum. Türk, Müslüman ve Sünni olmanın kimseyi bu devletin gadrinden kurtarmadığını ve 28 Şubat’ta nihayet Müslümanların da bunu gördüğünü söyleyip “Birlikte mücadeleye hoş geldiniz!” diyorum.

Doğaldır, Yahudi kökenli ateist bir sosyalistten bu sözleri beklemiyorlar, alkış çok.

Ama en çok alkışı platform başkanı Ayhan Bey alıyor elbet. Hem iyi bir hatip olduğu için, hem ‘kendilerinden biri’ olarak gördükleri için.

Tam o günlerde yine Güneydoğu’da çok asker ölmüş, memlekette yine berbat bir hava esiyor. Anayasa paketi hakkındaki konuşmasının sonunda Ayhan Bey “Bir de şunu eklemek istiyorum” diyor. “Bu bölgede millî hassasiyetlerin yoğun olduğunu biliyorum, ama...” diyor, “biz Müslümanların” Türk-Kürt ayırımı yapamayacağını, kendisinin Kayserili bir Türk olduğunu fakat Kürt veya Ermeni olarak da doğmuş olabileceğini anlatıyor, dinleyicileri milliyetçiliğe karşı ikaz ediyor, sağduyuya, kardeşliğe davet ediyor.

Aynı daveti ben yapsam, dinleyicilere vız gelir tırıs gider. Ayhan Bey yapınca etkili oluyor.

Anadolu’nun her yanında Ayhan Bey gibi ve Alanya’da ona hak verenler gibi düşünenlerin önemini bilmem anlatmama gerek var mı?

Savaşın en kanlı zamanlarında bile, gerçekten azgın bir Türk milliyetçiliğinin, gerçekten saldırgan bir Kürt düşmanlığının yükselmemesinde milliyetçilikten uzak duran Müslüman kanaat önderlerinin önemli bir payı ve işlevi olduğundan hiç kuşkum yok.

Nerede yükseliyor milliyetçilik?

Müslümanlığın değil, Kemalizm’in yoğun olduğu bölgelerde.

Olumsuz örnek, yani Müslümanlığın milliyetçiliğe ödün verdiği durumda ne olduğunun örneği ise, AK Parti hükümetinin durumu.

Bir yandan Kürt sorununu çözmeye niyet ederken, bir yandan da Türk bayrağı sallamaya çalışınca, sorun çözülmüyor.

Müslümanlığın içindeki milliyetçi damar beni bu nedenle ilgilendiriyor.

O damarla hesaplaşmadan, bu memlekette eşit vatandaşlar olarak yaşamamız zor çünkü.


ronmargulies@btinternet.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
7 / 12 °C
Hakkari
-5 / 8 °C
İstanbul
8 / 17 °C
İzmir
9 / 17 °C