Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fidel’in zamanlaması
12 Eylül 2010 / 14:07
Tam otuz yıl önce yine böyle güzel bir eylül gününü kâbusa çeviren anları saat saat hatırlıyorum; o gün neler yaptığımı, kimlerle buluştuğumu, neler konuştuğumu...

Cemil ERTEM-TARAF

Ama hayatımın o günden sonra nasıl değişeceğini faşist generalin uğursuz sesini radyodan dinlerken, açıkçası, pek tahmin edemiyordum. Bugün otuz yıl sonra 12 eylülde sıra bizde... Bundan sonrasına inanıyorum; bundan sonra, zor ve güç de olsa hep iyiye ve aydınlığa doğru gideceğiz. Çünkü Türkiye’nin on yıl gecikmeyle takip ettiği Latin Amerika’da da böyle oldu. Biraz kargaşa, biraz şüpheyle de olsa atılan ilk adımların arkası çorap söküğü gibi geldi. Otuz yıl önce nasıl başka ve karanlık bir Türkiye’ye uyandıysak yarın da aydınlık bir Türkiye’nin ilk adımlarına uyanacağız; buna inanıyorum. Onun için bugün umut verici “şeylerden” bahsedeyim.

Fidel Castro’nun “Küba modeli bitti” gibi şeyler söylediği malumunuz. Tabii bu, Küba’nın, aykırı ve Castro ile birlikte tarihe gömülecek son “komünist” ülke olduğunu sananlar için “eh, biz yıllardır söylüyorduk” rahatlamasına yol açtı; ama bence hemen rahatlamasınlar çünkü durum pek sandıkları gibi değil. Bu kesim hâlâ sosyalizm deyince, militarist devlet, politbürolar, bir ayağı çukurda liderler ve sınırları dikenli tellerle çevrilmiş halkı yoksullaşırken durmadan silahlanan ülke anlıyor. Ama şimdi Castro’nun bu söyledikleri karşısında adeta dehşete kapılan, “ya baba ne dedin sen, zamanımıydı” tepkisi veren, hatta Fidel ölseydi de bunu söylemeseydi diye dövünen Japon askeri “solcular” da var. Bu “solcuların” bugün ne halt yediğini biliyorsunuz. İşte bu “solcular” da sosyalizm deyince, aynı soğuk savaştan kalma faşistler gibi, merkezî planlama, tek parti diktatörlüğü, güçlü ve durmadan silahlanan devlet, parti komiserleri, tek tip eğitim ve tek tip halk anlıyorlar. Bunlar için Fidel şu sözleri söyleyene dek, Küba tek ve son kaleydi; Türkiye’de devrimi biraz yoluna koyup kapağı Havana’nın ılık “ortamına” atmak hayattaki tek idealleriydi bu arkadaşların. (Ama eğer Fidel bunamadıysa, döndü mü ne arkadaşlar?)

Neyse durum şu: Fidel’in kastettiği, Küba için oluşturulmuş ve Küba kadar üreten, planlayan devlet işletmelerinin Küba’nın ve insanının geleceği için sürdürülebilir olmadığı. Küba modelinin bu yanı bitmiştir. Küba modelinin iki temel ayağı vardır; birincisi Küba için üretim yapan, planlayan devlet işletmeleri. Bu işletmeler yıllardır ambargoya bağlı tedarik-teknoloji sorunu nedeniyle verimlilik sıkıntısı çekerler ve sürekli açık verirler. Bu işletmelerin dünya pazarlarına mal vermeleri ve kendilerini yenilemeleri de bu nedenle mümkün olmamaktadır. İşte biten, Küba modelinin bu akıldışı devlet kapitalizmi yanıdır. Ama Küba modelinin bir diğer ikinci yanı da, eğitim ve sağlık gibi alanlara yapılan yatırımlarla dünya standartlarının çok üzerinde olan inanılmaz bir kamusal ekonomiyi barındırmasıdır. Eğer ki, bu ikinci yanı modeli de, dünya piyasasına açılan, rekabet eden dolayısıyla kâr eden kamusal-rasyonel iktisadi işletmelerle birleştirmiş olsaydı Fidel ve arkadaşları, şimdi bu modelin bittiğini değil, yeni başladığını söylemiş olacaklardı.

Aslında bu model, yani dünya ile rekabet eden, dışa açık işletmelerin eğitim-sağlık ve çevreye yapılan yatırımlarla birleşmeleri ve devasa bir kamusal dışsallık yaratmaları çok özgün ve yeni bir kalkınma modelidir. (Burada kamusal derken kesinlikle devleti kastetmiyorum.)

 Şimdi Fidel ve arkadaşlarının bunu yapamamaları üzerine yüzlerce “şey” söylenebilir; en başta ABD ve yıllarca süren ambargo falan... Ama tam da şimdi Küba’nın ikinci bir şansı vardır. İşte bu anlamda Fidel’in bu itirafı çok önemli ve hem Küba için hem de insanlık için umut verici ve tarihsel bir konuşmadır.

Aslında solu ve sosyalizmi devlet kapitalizminin bir biçimi zanneden ve Türkiye’de de bunu yıllardır savunan ve bugün de işi, devletin faşist yüzünü savunmaya kadar vardıran “Türk solu”nun düştüğü duruma Fidel şu sözleri, bu yaşında, söyleyerek düşmedi.

Piyasa deyince bunun tek alternatifinin merkezî planlama olduğunu sanan, sosyalizmi hâlâ “tek ülkede” devrimle yapacaklarını iddia eden, bu zamanlarda 100 dolara kıtalararası uçup evinde bozulan musluğa bir ay tamirci bekleyince isyan etmeyecek, “yönetebileceği” bir halkı hayal eden “solcular” bence artık kafilelerle gidip ölmeden Fidel’i bir dinlesinler.

Aslında Fidel’in bu konuşmasını tıpkı soğuk savaştan kalma sünger beyinli faşistler gibi anlayan solla yine soğuk savaştan kalma sağın bugünkü buluşması çok anlamlı. Bakın aynı konuşmayı her iki kesim de, aynı şekilde anlıyor. Birisi üzülüyor diğeri seviniyor. Ama Fidel bu Japon askerlerinin anladığını anlatmadı ki, onun anlattığı Küba modelinin, soğuk savaştan kalma devlet sosyalizmine (kapitalizmine) dayanan yanının bittiği.

Çok iyi oldu bu; Fidel’in zamanlaması harika! Onun için bunların dediğinin bundan sonra tam tersini yapalım! 12 Eylül generalleri ne diyorsa tam tersini, 12 Eylül yargıçları ne diyorsa tam tersini... Bugün ve yarın ve daima...


www.cemilertem.com

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 11 °C
Hakkari
-4 / 8 °C
İstanbul
7 / 11 °C
İzmir
7 / 15 °C