Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İnsanlar layık oldukları şekilde yönetilir
12 Eylül 2010 / 12:31
Dün akşam karar verdim. 11 ay sonra yapılacak genel seçimlerde dağlarda, kırlarda, ormanda olacağım.

Aykut IŞIKLAR-BUGÜN

 

Seçime bir ay kala İstanbul'u terk edeceğim. TV ve gazete olmayan yeşil bir göl kenarına çadır kuracağım. Köyüme bile uğramadan, kahvede sohbet bile etmeden yaşayacağım. Zaten bu konuda yıllardır hazırlık yaptım. Malzemem hazır.

 

Gerekçemi daha açık ve belgeleri ile yazardım ama seçim yasağı var. Üstü kapalı anlatmak zorundayım. Beni anlayacağınıza yüzde yüz inanıyorum. Çünkü ben (çoğunuz gibi) ülkemizdeki sesiz çoğunluğun temsilcisiyim. 42 yıldır tırnaklarımla kaza kaza, ince bileğime bakmadan dövüşe dövüşe ekmek parası kazandım. Hem de yazı yazarak...

Seçim yaklaşırken ortadan kaybolacağım. Şu son üç aydır istemeyerek gördüğüm sinir bozucu filmi tekrar görmek istemiyorum. Üzülerek yazıyorum ama gerçek. Halkımı başka türlü düşünmeye başladım. Biz böyle değildik. Mantıksız, vicdansız, ahlaksız ve en kötüsü nankör, azınlık idi. Oysa şimdi? Aklı başında sandığım insanların düşüncelerini dinlerken şok oluyorum. İnsanlar bu kadar mı nankör olurlar? Hep "İnsanlar layık oldukları şekilde yönetilirler" sözünü anımsıyorum.

 

Her iyiliği unutan, yeniliği görmeyen, olasılık üzerine ceza kesen bir toplum olduk. Hele bazı iğrenç iddiaları gördükçe kanım beynime üşüşüyor. Bazılarını ilkokul çocukları bile arkadaşına yapmaz. Tartışırken böyle bakmaz olaya. Veya utanır. Hani dayak yiyeceğimizi anlayınca "Ama benim ağabeyim de senin ağabeyini döver" derdik ya... Şimdiki politikacıların yaptıkları daha mantıksız. Bu adamlar 85 yıldır başka ülkede mi yaşıyorlardı? Babaları Fransa'dan mı geldi yoksa... Yooo onlarda vatan sevgisi çok fazla ise ülkeyi yönetip hizmet vermek istiyorlarsa ben de kendini seven birey olarak onlara katlanmak zorunda değilim. Yalan, dolan, entrika dinlemekten bıktım, usandım. Adam okumuş profesör olmuş ama çıkarı için nasıl konuşuyor, dinlerken TV'yi parçalamak geliyor içimden... Hadi adam cahil ve aç kalmış. Bir torbaya oyunu satabilir. Allah kimseyi aç ve işsiz bırakmasın. Ama o kadar serveti ve gücü olan kişi daha çok çıkarı için milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor.

 

Yaklaşık üç aydır 'yeni anayasa' filan dinlemedik sadece 87 yıldır tüm iktidarların yapamadıklarını anlattık. Gün geldi "Erzurum dağlarındaki köy yoluna neden asfalt dökülmedi" dendi, gün geldi "Hakkari'de bilmem ne köyünde köprü neden yok" dendi. Kimisi molotofkokteyli atan 5 yaşındaki çocuğun savunucusu oldu, kimisi "Tabii ki bale sanatı bizde geri kalır. Koca mahallede bir bale okulu yok" diye muhalefet yaptı. Kimisi 1950 yılından beri Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkelerle yapılan ithalatı unuttu, ülke Araplar'a satılıyor diye bağırdı. Bir kişi çıkıp da "Yaa biz tam 25 yıldır Güneydoğu'da Allah'ın her günü terör mücadelesinde mermiler sıkıyoruz. Bize bu mermileri satan ülkelere hadi eyvallah diyoruz. Aldıkları para helali hoş olsun. Peki, onların Türk temsilcileri kimler? Yani komisyon diye milyonları cebine atan kişiler ortaya çıksalar ya" demiyor. O helikopterleri Türkiye'ye 'iyidir' diye pazarlayan kimler? Siyasi partilerde kim delege olur, kim milletvekili adayı onları geçiyorum...

 

Üç günlük ömrüm kaldı, bunları yine düşünemem, dinleyemem ve sinirlenemem. Hele evlerini, arabalarını yaşamlarını gördükçe... Kentlerde koyun gibi yaşmaktansa dağlarda insan gibi yaşayacağım...

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C