Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Papa, Katolikleri taciz ediyor!
11 Eylül 2010 / 09:42
Joseph Ratzinger’in resmi ziyaretine sayılı günler kala Britanyalı Katoliklere seslenmek istiyorum. Son derece terbiyeli ve saygın insanlar olduğunuzu biliyorum.

Johann HARL-The Independent-RADİKAL

Çocuklara tecavüzün haberleştirilmesine karşısınız. Afrikalılara prezervatiflerin ‘AIDS sorununu arttırdığının’ söylenmesine karşısınız. Eşcinsellere ‘şeytan’ yaftası yapıştırılmasına karşısınız. Büyük çoğunluğunuz, bu eylemlere tanık olduğunuz takdirde iğrenir ve sesinizi yükseltirsiniz. Ancak birkaç gün sonra birçoğunuz ne yazık ki tüm bunları defalarca yapan Papa’ya tezahürat ediyor olacaksınız.

Bu adamdan çok daha iyi insanlar olduğunuza inanıyorum. Katolik kardeşlerinize yaşattığı acılara dair kanıtlara tarafsızca bakmanız halinde, mağdurlarla dayanışacağınızdan ve protestocuların yanında yerinizi alacağınızdan eminim.

Vatikan arşivini polise açmıyor

Bazı insanlar Ratzinger’i eleştirenlerin onu, papa olmadan önce işlenmiş suçlardan, sırf o dönemde suçlara karışan kurumun başkanı olduğu için sorumlu tuttuğunu düşünüyor. Bu bir hata. 25 yılı aşkın bir süre boyunca Ratzinger Dinsel Öğretiler Kurulu’nun şahsen başındaydı; bu, Vatikan’ın Katolik kutsal yasalarını (buna cinsel tacizle ilgili olanlar da dahil) dünyanın dört bir köşesinde uygulatmaktan sorumlu olan birimi. Ratzinger titiz bir yönetici olmasıyla biliniyor ve söylenenlere göre, bütün önemli belgelerin masasından geçmesinde ısrar ediyordu. Ratzinger’in eski dostlarından Hans Küng, “Bütün Katolik Kilisesi’nde taciz olaylarıyla ilgili bu Papa’dan daha bilgili olan başka kimse yoktu” diyor.

Kilisenin bu dönemde yöntemlerinin ne olduğunu biliyoruz. Bir çocuğun bir rahibin tecavüzüne uğradığı öğrenildiğinde, kilise olayın içindeki herkesi gizliyor ve rahibi başka bir göreve gönderiyordu. Orada da çocuklara tecavüz ettiğinde, bu çocuklara sessiz kalmaları söyleniyor ve rahip bir başka göreve yollanıyordu. Ve bu böyle sürüp gidiyordu. 10 binden fazla insan bu iğrenç döngünün parçası olarak tecavüze uğradığını açıkladı. Kilise bütün vakaların polisten uzak tutulmasında ve kendi ‘kutsal’ yasalarına dayalı olarak ele alınmasında ısrar etti. Bu yasalar uyarınca, çocuk tecavüzcüleri sadece dua, nedamet getirme veya nadir durumlarda, rahiplikten atılmayla ‘cezalandırılabiliyordu’. Ratzinger işte tüm bu olan bitenlerin merkezindeydi. Bugün bile polislerin Vatikan arşivlerini görmesine izin vermiyor, fakat onurlu Katolikler bunlardan bazılarını her şeye rağmen sızdırıyor. Papa’nın ne yaptığını biliyoruz. Elimizde belgeler var. İşte size üç örnek.1980’lerin başında Almanya’da Peder Peter Hullermann, Ratzinger’in yönettiği piskoposluk bölgesine atandı. Daha önce üç çocuğa tecavüz etmekle suçlanmıştı. Ratzinger polise gitmek yerine, Hullermann’ı ‘psikiyatrik yardım almaya’ yönlendirdi. Onu muayene eden psikiyatrist Werner Huth, kiliseye kuşkuya yer bırakmayacak biçimde, Hullermann’ın ‘tedavi edilemez olduğunu ve tekrar çocuklarla çalışmasına kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini’ bildirdi. Fakat Hullermann, 1986’da hakkında başka cinsel suç gündeme geldikten sonra bile, o bölgeden o bölgeye atanmaya devam etti. Son olarak 1998’de cinsel tacizle suçlandı.

1985’te bir grup Amerikalı piskopos Ratzinger’e mektup göndererek, iki oğlan çocuğunu bağlayıp tecavüz eden Stephen Kiesle adlı bir rahibi görevden alması için adeta yalvardı. Ratzinger talebi yıllarca reddetti ve gerekçe olarak da, ‘evrensel kilisenin iyiliğini’ düşündüğünü bildirdi. Ratzinger’e göre, ‘olaya karışan rahibin genç yaşı göz önünde tutulduğunda, görevden alma kararı cemaat üzerinde zarar verici etkiler’e yol açabilirdi. Kiesle 38 yaşındaydı. Birçok çocuğa tecavüz etmeyi sürdürdü. Ratzinger’in açıklamasının ne anlama geldiğini bir düşünün. Ona göre, ‘evrensel kilisenin (yani sizin kilisenizin) iyiliği’, çocuklarınızı tecavüzden korumaktan değil, tecavüzcüleri cezadan korumaktan geçiyor.

1996’da Milwaukee Başpiskoposu Ratzinger’e başvurarak, bir Katolik yatılı okulunda 200’den fazla sağır dilsiz çocuğa tecavüz ve işkence eden Peder Lawrence C. Murphy’yi görevden almasını istedi. Tecavüzler genellikle günah çıkarma odasında başlıyordu. Ratzinger hiç cevap vermedi. Sekiz ay sonra kilisede gizli bir ‘mahkeme’ kuruldu, fakat Murphy Ratzinger’e hasta olduğunu yazınca mahkeme iptal edildi. Ratzinger ona ‘ruhani bir tedavi’ almasını tavsiye etti. Murphy yıllar sonra, cezalandırılmadan öldü.

Bunlar sadece dışarıya sızan vakalar. Gizli belgelerde daha neler var kim bilir. 2001’de Ratzinger dünyadaki tüm piskoposlara yazarak, taciz iddialarının ‘mutlak bir gizlilik içinde ele alınmasını... daimi sessizlikle tamamen bastırılmasını’ söyledi. O yıl Vatikan, Fransız polisine pedofil bir rahip hakkında bilgi vermeyi reddettiği için Piskopos Pierre Pican’ı resmen kutladı. Kutlamada şu ifade yer alıyordu: “Sizi bir rahibi sivil makamlara ihbar etmediğiniz için kutlarım.” Kutlamanın birer nüshası tüm piskoposlara gönderildi.

Tacizin üstünü örtme amaçlı uluslararası komplo ortaya çıkar çıkmaz, Ratzinger’i savunanlar ağız değiştirdi, Ratzinger’in kendisi de tutumunu değiştireceğini söyledi. Fakat haziranda Belçika polisi Katolik Kilisesi’ne artık Belçika’daki çocuk tecavüzünü kendi içinde ‘soruşturamayacağını’ bildirdi ve ilgili belgelerine el koydu. Ratzinger pişmanlık duysaydı, Belçika polisini kutlardı. Tam tersini yaptı. Bunu ‘müessif’ bir tutum olarak niteledi, sözcüsü de şöyle dedi: “Bunun, komünist rejimler altında bile bir örneği daha yoktur.” Yani Ratzinger hukukun kendi kurumu için geçerli olmadığını düşünüyor hâlâ.

Gerçek Katolik karşıtı kendisi

Size Ratzinger’i eleştirmenin ‘Katolik karşıtlığı’ olduğunu söyleyenler olacaktır. Çocuklarınıza tecavüz edilmesini kolaylaştıran bir adama tezahürat etmekten daha Katolik karşıtı ne olabilir? Onu adalet önüne çıkarmaya çalışmaktan daha Katoliklik yanlısı ne olabilir? Bu, Ratzinger’in suçlarından sadece biri. Mart 2009’da Afrika’yı ziyaret ettiğinde prezervatiflerin ‘AIDS sorununu artırdığını’ söyledi. Savunucuları sadece evlilik dışı ilişkiden uzak durulmasını söylemeye çalıştığını öne sürdü, yani insanlar onun tavsiyesine uyarsa HIV virüsü kapamazlardı.

Fakat Ratzinger mesajının ilk kısmını desteklemek için, prezervatiflerin işe yaramadığına dair apaçık yalanı yaymaya çalışıyor. Kongo’daki bir kilisede rahibin prezervatiflerde ‘küçük delikler’ olduğunu ve HIV virüsüne ‘yardım ettiğini’ anlattığını kendi kulaklarımla duydum. Bu hiç de müstakil bir olay değil. Ratzinger eşcinsel evliliğini de ‘şeytanlık’ diye niteliyor ve bilhassa Latin Amerika’da, eşcinsellere temel haklar tanıyan yasaların önlenmesi çabasında ön saflarda yer alıyor.

‘Nasıralı marangoz’ da böyle ister
İnançlarının birçok Britanyalı Katoliği sıcak, iyi ve nazik şeyler düşünmeye sevk ettiğini biliyorum. Ratzinger’in savunduğu bunlar değil. Britanya’ya gelişini kutlamaya kalkarsanız, onun suçlarını ve gaddarlıklarını destekliyor gibi görüneceksiniz. İnancınız sizi kurbanları yerine Ratzinger’in yanında yer almaya sevk ediyorsa, inancınız üzerine düşünmeniz gerekmez mi? Bu, inandığınız şeyin aslında ahlaki ilkelerinizi bozduğunu göstermez mi?

Bunları kabul etmenin acı verici olabileceğini biliyorum. Fakat duyacağınız acı, Ratzinger’in rahibinin tecavüz ettiği bir çocuğun veya Ratzinger prezervatiflerin AIDS’i yaygınlaştırdığını söylediği için HIV kapan bir kadının ya da yasal güvencelerden mahrum bırakılan bir eşcinselin acısıyla asla kıyaslanamaz. Bu ziyarette önünüzde bir tercih var: Ratzinger’in safı ya da Katolik kurbanlarının safı. İnançlarınızın kaynağı olan ‘Nasıralı marangoz’ hangi safı seçerdi sizce? Bence Ratzinger’in kesif bir sessizlikle karşılanmasını, sessizliğin sadece adalet isteyen çığlıklarla ve bir polis sireninin yaklaşan sesiyle kesilmesini isterdi. (9 Eylül 2010)

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 13 °C
Hakkari
-2 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
7 / 18 °C