Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Avrupa II. Japonya olma yolunda
11 Eylül 2010 / 07:59
Barroso konuşmasında Avrupa'dan küresel lider olarak söz etti ve bu kuşaktaki politikacılar için bunun başlıca hedef olduğunu söyledi. Benim bu kıtayla ilgili algım ise gelecekte küçük güç olmaya doğru ilerlediği yönünde...

Philip Stephens - Financial Times

Avrupa için asıl sorun her haliyle bir seyirciymiş izlenimi vermesinde yatıyor. Avrupa'nın bu görüntüsü, Japonya'nın dünya sahnesinden kaybolma sürecini akıllara getiriyor. Küresel ekonomik büyüklük açısından ikinci sırayı yakın zamanda Çin'e kaptıran Japonya ekonomik açıdan önemli bir güç olmayı sürdürüyor. Ancak, uzun zamandır dünyanı yakından ilgilendiren küresel tartışmalarda etkinliğini kaybeden Japonya, değişimde rol alan aktör konumundan çıkıp, alınan kararları uysalca onaylayan ülke durumuna gelmiş bulunuyor...

 

Bu da yeni küresel düzene ya da daha sonra ortaya çıkabilecek küresel düzensizliğe şekil vermede ABD ve Çin'i iki öncü güç olarak yalnız bırakıyor.

 

Barroso'nun umutlu olmak için bundan birkaç ay öncesine kıyasla daha fazla nedeni bulunuyor. Daha ilkbahar aylarında, hükümetlerin altında olduğu yüklü borçların ve endişeli tahvil piyasasının yarattığı baskıyla euro parçalanacak görüntüsü vardı. O döneme kıyasla durum biraz sakinleşti. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet bu hafta Financial Times'a verdiği bir röportajda, euronun gücünün fazlasıyla küçümsendiğini belirtti.

 

Belki de öyledir. Tek para biriminin kullanıldığı bölgede, bütçe açıkları ve ekonomideki dengesizliklerin birlikte ortaya çıkardığı durum göz önünde bulundurulduğunda, tehlikenin geçtiğini ileri sürmek ahmakça olacaktır. Diğer taraftan uçurumun kenarına gelen ülkeler (Almanya başta olmak üzere) tehlikede olan şeyin ne olduğunu çok iyi kavradı. O da, euronun çökmesinin Avrupa Birliği'ni de çökerteceği gerçeğiydi.

 

Barroso ve mevkidaşlarının saflıkla kapıldıkları yargı ise; Birliğin iki büyük ekonomik güç karşısında bundan birkaç sene önce kaldığı yerden yeniden yükselişe geçeceğiydi. Onların deyişiyle karavan yola çıkmıştı.

 

Burada eğer suçlanacak birileri varsa; bunlar Barroso ya da görevine yakın zamanda atanan ve yoğun şekilde eleştirilen AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton olmamalı. Brüksel'deki kurumlar ancak üye ülkelerin onlara verdiği izin oranında etkiyi yansıtabilir. Bu dönemde de verilen bu izin çok fazla değil.

 

Eğer Avrupa kendisini küçük bir güç olarak hissediyorsa bunun nedeni AB'nin lider ülkelerinin olduğundan fazla küçülmüş olmasıdır. Üye ülkelerin liderleri kendilerine güven duyduklarında Birliği desteklemeye hazır durumda bulunuyor. Ancak, aynı liderler tıpkı şimdi olduğu gibi sorunlarla boğuştukları dönemlerde günah keçisi arıyor. Brüksel de o günah keçilerinden bir tanesi durumunda...

 

Norveç Nobel Enstitüsü'nden Asle Toje'nin bu yüzyılın ilk on yılı için yaptığı çarpıcı analizde, birlik üyelerinden Fransa, İngiltere ve Almanya'nın sınırlanan güçlerinden dolayı Avrupa'nın 'küçük güç'ün bütün karakteristik özelliklerini gösterdiği sonucuna varıyor...

 

* Bu yazı Financial Times'ta, "Europe heads for Japanese irrelevance" başlığıyla yayımlanan haberden derlenmiştir.

 

HÜRRİYET

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C