Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Yargı” Kendini Yenilemeye Çalışıyor
22 Nisan 2010 / 23:12
Haşim Kılıç bugün yaptığı konuşmada Yargı’nın içinde bulunduğu vahim durumu madde madde özetledi.

Hem yüksek yargı mensuplarını hem iktidarı hem de muhalefeti eleştirdiği konuşması sert mesajlar taşıyordu.

 

Kemal GÖKTAŞ / VATAN

 

Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünde konuşan Haşim Kılıç, Anayasa değişikliği konusunda hükümete “Değişiklikler tepkisel olmasın” uyarısı yaparken muhalefeti de Ergenekon nedeniyle eleştirdi: “Cezaevlerindekilerin yüzde 52’si tutuklu, şimdiye kadar neredeydiniz.” Kılıç’ın en sert eleştirdiği kesim ise yargı oldu: “Bu yargı ile çağdaş hukuk devleti olamayız”

ANKARA - Anayasa Mahkemesi’nin 48. kuruluş yıl dönümü mahkemede düzenlenen törenle kutlandı. Yüksek mahkemenin başkanı Haşim Kılıç törende yaptığı konuşmada ülkenin en büyük sorununun yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve sorumluluğu olduğunu ve halen bu konunun tartışılmasından üzgün olduğunu söyledi. Kılıç, yargıya eleştirilerini yaparken tek bir yargı mensubunu dahi hedef almadığını belirterek “Kastım, yargı mensuplarının canını acıtmak değil, yargının canını acıttığı insanların bilmesi gereken sorunları ortaya koyabilmektir” dedi. Kılıç’ın konuşması özetle şöyle:

* HASTALIKLI HUKUK: Yargının işleyişine ilişkin toplumun ciddi endişesi ve şikayeti vardır. Bu çığlıklara sebep olan sorunları konuşmadan üstünü örtmek, ötelemek ancak, hastalıklı bir hukuk devletinin böyle devam etmesinden çıkar sağlayanların bilinçli bir yöntemi olabilir. Oysa, insan onuru ve hukukun üstünlüğü temeline oturan tarafsız ve güçlü bir yargı sistemi toplumun hayat sigortasıdır.

* SAPLANTILI İDEOLOJİ: Sorunlara çözüm önerileri getirmek yerine suçlamayı tercih eden önyargılı ve saplantılı ideolojik itiraz sahipleri, haklı ve isabetli çözümlerin hayata geçmesini engellemektedir.

* ÇOCUKLUK HASTALIKLARI: Yargı, sorunlarına ilişkin özeleştirisini yapma cesaretini göstererek çözüm yollarını topluma önerebilmeli, çocukluk dönemine ilişkin hastalıklarından kurtulma zamanının geldiğini anlamalıdır.

* İDEOLOJİK VESAYET: Bağımsızlığa ve tarafsızlığa teslim olmayı reddedenler ayakta kalamayacaklardır. Yargıyı ideolojik vesayet altında tutmaya çalışanlar bağımsızlık ve tarafsızlıktan en çok rahatsız olanlardır.

* İDEOLOJİK KARARLAR: Her konuda farklı düşünebiliriz, ancak yargının tarafsızlığı konusunda herkesin ittifak etme zorunluluğu vardır. Yargıcın sahip olduğu inançlarını, siyasi görüşlerini, ideolojisini, özetle kutsallarını kararlarına yansıtması çözülmesi gereken en ciddi bağımlılık sorunudur. Bu bağımlılık karşı düşünceyi tahrik etmekte, başka bir yanlışa, farklı bir bağımlılığa davetiye çıkarmaktadır.

* HALK YARGIDAN ŞİKAYETÇİ: Türk halkı yargı düzeninden şikâyetçidir. Hangi yüksek yargı kuruluşunun kaç kişiden oluştuğu, nasıl seçildiği tartışmaları onları ilgilendirmiyor. Toplum haksızlıklara karşı tek sığınak gördüğü yargısından aldığı kararın sürati, etkisi ve hakimin tarafsızlığı konularında kendini doğrudan ilgili görüyor, şikayet ve mutsuzluklarını bunlar üzerinde yoğunlaştırıyor.

* BU YARGI İLE OLMAZ: Ülkemizin bu yargı sistemi ile çağdaş hukuk devleti olması mümkün değildir. Halkımızın mutluluğu adına siyasi ve ideolojik etkiden arındırılmış, hızlı ve etkin bir yargı sistemi için acil yargı reformu yapılmalıdır. AB ilerleme raporlarında da bağımsız, tarafsız, etkin ve hızlı yargıya işaret edilmiş, Türkiye de bunun için söz vermiştir.

* YARGININ BİRİKİMİ: Yüksek yargı mensuplarının donanımları, bilgi birikimleri ve deneyimleri sorunlara çözüm bulmaya fazlasıyla yeterlidir. Ancak, bu birikimlerden yeterince faydalanılmamaktadır.

* HERKES KONUŞMALI: Yargının sorunlarını korkuya ve öfkeye kapılmadan konuşacağız. Herkesin, ifade özgürlüğünü sonuna kadar kullanarak yargıyla ilgili hissettiği acılarını bizimle paylaşmalarına imkan tanıyacağız.

* GÖRÜŞMELER AÇIK OLSUN: Yargıda şeffaflık dönemi açılmalıdır. Türk Milleti adına karar verenlerin bunu nasıl oluşturduğunu milletin görme ve bilme hakkı vardır. TBMM’de olduğu gibi AYM, Yargıtay ve Danıştay kurullarındaki görüşmeler kayda alınmalı veya önemli görüşmeler herkese açık olmalıdır.

* KORKU YARATIYOR: Bakanlığın ve yüksek yargı organlarının kürsü hakim ve savcıları üzerinde oluşturduğu korku ve kaygılar giderilmedikçe bağımsızlıktan söz edilemez. Zira tarafsızlığı da sağlayacak olan bağımsızlık, yargıcın zihnindeki beklentilerin, yüreğindeki kaygıların giderilmesiyle mümkündür.

* FARKLI KARARLAR: (İsim vermeden Balyoz soruşturmasını kastederek) Bize yakın ya da ötekine yakın hakim ve mahkeme söylemi yargının da, hukuk devletinin de çöküş habercisidir. Önemli davalarda birbiriyle çelişen ve toplum vicdanını ikna edecek hiçbir gerekçeye dayanmayan, günaşırı farklı kararların ortaya çıkması, yargıya olan güveni temelden sarsacak görüntülerdir.

* YARGI DERNEKLERİ: Yargıç derneklerinin, siyasi zeminlere oturtulması, yargının siyasallaşması kapsamında ciddi bir tehlikedir. Örgütlenme özgürlüğü, mesleki sorunlar ile sınırlanmalıdır.

* CUMHURİYET’İ KURTARMA: Yasama, yargı ve yürütme gücünü kullananlar, yasal güvencelerin arkasına saklanarak hukuk dışı yöntem ve yollarla ülkeyi, demokrasiyi ve cumhuriyeti kurtarma düşüncesinden vazgeçmelidir. Toplumun geleceğe dair korkuları, yıllarca istismar edilerek kullanılmış, hukuk dışı davranışların, işkencelerin, faili meçhullerin meşru zemini oluşturulmaya çalışılmıştır.

* TUTUKLAMA İNFAZA DÖNÜŞÜRSE: ’Tutukluluğun erken cezalandırmaya dönüşmesi insan onurunda onarılması güç yaralar açmaktadır. Tutuklulara karşı dostluk ve husumet bunu söylemeye engel olmamalıdır. İnsan onuru, sadece imtiyazlıların değil, herkesin taşıdığı temel değerdir. Ancak, yargı bağımsızlığını, taraf olduğu değerlerin sığınağı olarak kullananlar yargı güvencesini topluma hissettiremezler. Unutulmamalıdır ki, taraflı ve bağımlı bir yargının hiçbir dönemde kazananı olmamıştır.

* İKTİDARA UYARI: Konumumuz itibariyle yorum yapamadığımız son değişiklik projesiyle ilgili temennimiz, değişikliklerin, tepkisel düşüncelere dayanmaması ve niteliği farklılaşmış yeni bir tarafsızlık ve bağımsızlık sorunu doğurmaması en büyük dileğimizdir.

* “HEPSİ BENİM” ANLAYIŞI: Biraraya gelmiş siyasi düşünce sahipleri ile kültür ve inanç gruplarının eğilim ve beklentilerine cevap veren bir anayasa oluşturulması ihtiyacı açıktır. Demokratik rejimlerde ‘bir sayı fazla ise hepsi benim’ sayısal üstünlük anlayışı asla geçerli değildir. Azınlıktaki kesimlerin hakları sayıların üstünlüğüne bağlı değildir. Anayasaların içeriği kadar, yasalaşma yöntemi de demokratik rejimin dokusuna uygun katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü bir süreci yansıtması her yüreğin temennisi ve beklentisidir.

* EN BASİT SORUN BİLE: Siyasetteki olumsuzluklar hayati sorunların çözümünü güçleştirmektedir. Oysa, siyaset, sorun yaratmak değil, çözme sanatıdır. Toplumun en masum sorunlarının bile ideolojik bir bakıştan geçirildikten sonra ‘rejim krizine’ dönüştürülmesi ’siyasal ayrışmanın’ keskinleşmesini besleyen en önemli kaynaktır. Siyasi gerilim bireyleri taraf olmaya zorlamakta, yanlış da olsa ait olduğu siyasi kesimin doğrularını inatla savunmaya mecbur bırakmaktadır.

* HUKUK DIŞI YAPILANMA: Çağdaş dünya uygulamaları ile örtüşmeyen demokrasi, laiklik ve hukuk devletine ilişkin sorunlarımıza yeterli derinliğin kazandırılamaması, devlet içinde hukuk dışı yapılanmaların derinlik kazanmasına neden olmuştur..

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-6 / 10 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
12 / 18 °C