Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İslamofobi'yi doğru anlamak...
07 Eylül 2010 / 07:10
İslamofobi bugün yaygın anlayışın aksine İslam'ın veya Müslümanların yanlış anlaşılmasından kaynaklanan bir önyargı değil, ırkçılığın günümüz koşullarında geldiği kültür temelli yeni bir boyutudur

Hürriyet EMİN-RADİKAL

Yüzyılın başından itibaren İslamofobi ciddi bir sorun olarak sık sık ortaya konulmuş olmakla birlikte hâlâ doğru anlaşıldığını söylemek mümkün değil. Hal böyle olunca da bu  sorun konusunda etkili çözümler üretmek mümkün olmuyor. Üstelik zaman geçtikçe sorun daha da derinleşiyor.

İslamofobi bugün yaygın anlayışın aksine İslam’ın veya Müslümanların yanlış anlaşılmasından kaynaklanan bir önyargı değil, ırkçılığın günümüz koşullarında geldiği kültür temelli yeni bir boyutudur. Bu nedenle, İslamofobi ile mücadelede Müslüman olmayanları İslam ve Müslümanlar konusunda aydınlatmanın herhangi bir ciddi etkisi olmayacaktır. Önemli olan insanları ırkçılık ve onun değişik dönemlerde aldığı biçimler hakkında bilgilendirmektir. Bu yönüyle, İslamofobi, etnik veya dini hoşgörüsüzlük ve eşcinsellere karşı düşmanlık gibi diğer bağnazlıklardan ayrılmaktadır. Çünkü, İslamofobi, diğer ırkçılık biçimlerinde olduğu gibi, ancak emperyalizmle ilişki içinde doğru biçimde anlaşılabilir. Bu yönüyle, ırkçılığın, emperyalizmin diğer halklar üzerinde saldırgan ve acımasız boyunduruğunu meşru göstermek için kullandığı en gerici ideoloji olduğunu unutmamak gerekir. Irkçılık, emperyalist ülkelerin kendi halklarını diğer halklara karşı kışkırtmak ve onların gönüllü desteğini almak için bu toplumların elitleri tarafından bizzat üretilmektedir. Siyahilere ırkçılık ve anti-Semitizm’de olduğu gibi, İslamofobi’nin uluslararası boyutu buradan kaynaklanmaktadır.

11 Eylül
Dolayısıyla İslamofobi’yi 11 Eylül saldırıları karşısında Batı toplumlarında oluşan tepkisel bir hareket gibi göstermeye calışmak, bu yeni ırkçılık biçiminin arkasında yatan gerçekleri saklamaktan ve hatta onu anlaşılabilir bir şeymiş gibi sunmaktan başka bir şeye yaramamaktadır. Çok az bir çabayla bile İslamofobi’nin yükselişi ile kaygıların 11 Eylül olayları öncesinde dile getirilmeye başlandığı kolaylıkla görülebilir. İlginçtir ki, İslamofobi sorunu bir Birleşmiş Milletler belgesinde ilk defa İkiz Kulelere yapılan saldırıların hemen öncesinde, Durban Konferansı Sonuç Bildirgesi’nde yer almıştır.  Irkçılık, ırkçı ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve ilgili hoşgörüsüzlüklere karşı düzenlenen global ölçekteki bu ilk konferans Batılı devletleri insan hakları alanında ‘soğuk savaş’ın sona ermesinden sonra en çok rahatsız eden uluslararası girişim unvanını almaya hak kazanmıştır. Ancak Batılı devletler yoğun baskıları sonucunda bu girişimi artık ‘ehlileştirmeyi’ başarmışlardır.

Emperyalizm bugün etkisi altında tuttuğu insan hakları konusunda etkinlikte bulunan uluslararası örgütler aracılığıyla İslamofobi’nin bu yönünü gizlemek için yoğun bir çaba içindedir. Örneğin, geçmişte Avrupa’daki sosyalist ülkelere karşı insan hakları bayrağını açan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatında (AGIT) İslamofobi terimini kullanmak neredeyse bir tabu haline getirilmiştir. Onun yerine Müslümanlara karşı ayrımcılık ve hoşgörüsüzlük gibi ne olduğu muğlak bir terim kullanılmaktadır. Ayrıca, bu uluslararası örgüt anti-Semitizm’in işlevsel bir tanımını kabul etmişken, Müslümanlara karşı ırkçılık olgusu için benzer bir girişimde bulunmamaktadır. Dahası adeta bir anti-Durban girişimi olan hoşgörüsüzlük ve ayrımcılık karşıtı faaliyetlerini neredeyse sadece anti-Semitizm’e odaklamıştır. Örgütün 2005’in sonlarına kadarki insani boyut toplantılarında -ki bu dönem İslamofobi’nin Batı’da zirve yaptığı zamanlardır- İslamofobi’den bahsetmek bir yana sürekli olarak Müslümanlardan gelen anti-Semitizm tehdidi vurgulanmıştır. Burada anti-Semitzm’le mücadele diye sunulanlar ise büyük oranda İsrail’e yönelik eleştirilerin dozunu yeni anti-Semitizm yaftası altında düşürme çalışmalarıdır. Anti-Semitizme karşı mücadelenin İsrail aşırı milliyetçiliğinin bir aracı haline getirilmesinin ileride yaratacağı tehlikeler ortadır.   

AB ve Avrupa Konseyi
Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi’nin İslamofobi karşısındaki tutumları da AGİT’inkinden çok farklı değildir. Bunların yaptıkları birtakım raporlar hazırlamak ve son derece minimal tavsiyeler yayımlamaktan öteye gitmemiştir. İslamofobi’yi yeni bir ırkçılık türü olduğunu ısrarla sakladıkları gibi, konuyu sürekli terörizm bağlamında sunmuşlardır. Bunun en güzel örneği Avrupa Konseyi’nin Parlamenter Asemblesi’nin son ilgili tavsiyesinin “İslam, İslamizm ve İslamofobi” başlığını taşımasıdır. Böylece İslamofobi ile İslam adına yürütülen terörist faaliyetler arasında bağlantı kurulmakta, ‘kötü Müslümanlar’ın yanı sıra ‘iyi Müslümanların’ da olduğu hatırlatılarak Müslümanlar ne kadar iyi olduklarını ispat etmeye teşvik edilmektedir. Aslında bu bir eliyle İslamofobi’yi yaratıp diğer eliyle ona karşı mücadele ediyor görünmektir.

Aynı amaçla İngiltere’de ‘Aşırılığın Önlenmesi Stratejisi’ adı altında hükümet İslamofobi ile mücadele amacını taşıyan projeleri maddi olarak desteklemektedir. Genellikle dini ağırlıklı olan ‘ılımlı’ Müslüman kuruluşların rağbet ettiği bu program altında yürütülen faaliyetler nedense hep İslam üzerine yoğunlaşmakta ama İslamofobi’yi teğet geçmektedir. Oysa ki, bir kimsenin nasıl anti-Semitizm’e karşı olması için Yahudi dinini bilmesi gerekmiyorsa, aynı şekilde İslamofobiye karşı olması için de İslam dini konusunda aydınlanmasına gerek yoktur. Aksi yaklaşım, asıl sorun üzerinden dikkatleri uzaklaştırmakta ayrımcılığa uğrayan grupları şeyleştirmektedir. Avrupa ve Kuzey Amerika’da patlama yapan Müslümanlar ve İslam uzerine çalışmalar bunun en güzel örneğidir. Ama İslamofobi ile ilgili çalışmalar hâlâ çok cılızdır.

Öyleyse, İslamofobiye karşı etkili bir mücadele için öncelikle hoşgörü, karşılıklı anlayış ve saygı gibi söylemlerin bir yana bırakılıp, konuyu ırkçılığın önlenmesi olarak ele almak gerekmektedir. Bu ise ancak anti-emperyalist bir mücadele ile yapılabilir. Nasıl ki, siyahlara karşı ırkçılık Avrupa sömürgeciliğinin, anti-Semitizm Nazi emperyalizminin bir eseriyse, İslamofobi de Soğuk Savaş dönemi sonrası emperyalizmin ırkçılığıdır. Buna karşı mücadele uluslararası bir dayanışmayı gerektirecektir ama bu emperyalizmin örgütleri aracılığıyla değil, onlara rağmen olmak durumundadır.

Hürriyet Emin: Araştırmacı yazar

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
1 / 12 °C
Hakkari
-4 / 9 °C
İstanbul
12 / 17 °C
İzmir
13 / 18 °C