Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Karaman’dan reel olmayan faize fetva!
05 Eylül 2010 / 22:43
Son günlerde medyaya yansıyan ‘Hayrettin Karaman faiz’e fetva verdi’ şeklinde çıkan haberlere tepki gösteren Karaman bugünkü yazısında kendisine sorulmuş sorulara verdiği cevaplardan alıntılarla kendini savundu.

Günün realitesi olarak bankada bulunan paralara işleyen faizin veya Merkez Bankası’nda bloke edilen paraya işleyen faizin ne yapılabileceğine dair sorulan sorulara cevaplar veren Karaman, mevzuatın mecbur ettiği hareketlerden doğan faizin enflasyon farkı kadar olan kısmının alınabileceğini ancak yenemeyeceğini, yoksullara yedirilebileceğini öne sürüyor.

 

Aktardığı bir diğer cevabında muhtaç olanların kendilerinin de yiyebileceğini savunan Karaman, ‘normal hallerde caiz olmayan’ işlemler adı altında bankalarda mecburen faiz doğduğunu söyleyerek, ‘tahakkuk eden faizi alır yoksullara dağıtırlar’ diyor.

 

Yoksullara dağıtımına kimsenin bir şey diyemeyeceği iddiasını getiren Hayrettin Karaman son söz olarak (enflasyon farkı) oranında reel olmayan faizin alınabileceğine fetva verdiğinin altını çiziyor.

 

Yazıda ayet ve hadislere bir atıf yapılmazken, İslam’da reel/nominal ayrımı yapılmadığı gibi faizi alanın yoksul olması veya alınıp yoksullara dağıtılması, enflasyon farkı gibi ifadeler de bulunmadığı biliniyor. Bunun yerine Kur’an’ı Kerim’de faiz konusunda genel ifadelerle alan ve veren hakkında ağır hükümler bulunuyor.

 

Munzam karşılık faizi

 

Hayrettin KARAMAN-YENİ ŞAFAK

 

Habertürk gazetesinde "bana izafeten katılım bankalarının Merkez Bankası'nda tutmak mecburiyetinde oldukları munzam karşılık parasına verilen faizin helal olduğu, bunun para yatıranlara dağıtılabileceği, böyle bir fetva verdiğim" haberi yer aldı. Bu haber üzerine yazılar yazıldı, yorumlar yapıldı. Bir Allah'ın kulu (hele de Prof. Nevzat Yalçıntaş gibi bir dost), konuşmadan, yorum yapmadan önce bana bir telefon edip "Bu işin aslı nedir?" diye sormadılar. Sanki gazete haberleri dini naslardı, onlarda yanlış, yalan, saptırma... olmazdı!

 

Şimdi ben ne dediğimi açıklayacağım; hakkımda atıp tutanları da utançlarıyla baş başa bırakıyorum.

 

Bu konu bana defalarca soruldu, verdiğim cevaplar hem soran banka yetkililerinin kayıtlarında hem de benim kayıtlarımda, sitemde ve kitaplarımda vardır.

 

Verdiğim cevapları bu kaynaklardan kopyala yapıştır yaparak aynen veriyorum:

 

(Soru 2)

 

Merkez Bankası'nda bloke edilen paramıza faiz işlemekte ve alınan bu para TMSF'ye ödenmektedir. Hocam bu parayı alıp TMSF'ye ödememiz konusunda hayli sual gelmektedir. Nasıl açıklamalıyım?

 

Cevap:

 

Bu soru merkezde müzakere edilmiş, tarafımdan cevap verilmiş idi. Kısaca tekrar edeyim:

 

Bu parayı biz, faiz kazanmak için serbest irademizle bankaya yatırmıyoruz. Mevzuat mecbur ediyor. Bu sebeple enflasyon farkı kadarını alabiliriz (Havuzlara da dağıtırız). Geri kalan TMSF'ye verilebilir, ama bir gün TMSF bunu katılım hesabı sahiplerine öderse, alanların zengin olanları bu parayı yoksullara vermek durumundadırlar, kendileri yiyemezler.

 

Bu vesile ile bir hususu daha yazacağım:

 

Merkezde yapılan bir toplantıya çağrılmıştım. Arap ülkelerinden gelen ortaklar veya temsilcileri de vardı. Merkez Bankası'nda tutmak mecburiyetinde olduğunuz meblağın faizini soruyorlardı. Ben görüşümü şöyle ifade etmiştim:

 

"Bu para bizden kanuni mecburiyetle alınmaktadır. Biz faiz kazanalım diye Merkez Bankası'na para yatırmıyoruz. Bu durumda banka, bize paramızı ödediğinde enflasyon farkı ile ödemek durumundadır. Şu halde faiz adıyla ödediği nominal fazlalığın enflasyona tekabul eden kısmı bizim hakkımızdır, bunu alır, havuzlara da dağıtabiliriz. Ödenen reel faizi de sigorta fonuna yatırırız. Bir gün bu fondan katılımcılara ödeme yapılırsa, bunların zengin (temel ihtiyaçlarını temin edebilen) olanları bunu yoksullara verirler. Muhtaç olanları ise bizzat kullanabilirler."

 

(Bir başka cevap):

 

Laik bir düzende yaşayan Müslümanlar meşru olan işlerini yürütmek için (mesela bir vakıf kurmak, şirket kurmak, okul açmak...." laik kanunlara ve düzene göre mecbur kaldıkları bazı "normal hallerde caiz olmayan" işlemleri de yaparlar. bu zarurete girer. Eğer bu işlemlerden biri, bankada belli bir miktar parayı tutmak ise bunu tutarlar, tahakkuk eden faizi alır, mesela yoksullara dağıtırlar, kendileri yiyemezler. Katılım bankaları da bunu yapıyorlar.

 

(Bir başka cevap):

 

Merkez Bankası'nda biriken faiz

 

1. Merkez Bankası'ndan faiz mutlaka alınmalıdır. Alınan faiz: a)Benim aşağıda vereceğim cevabı kabul edenler tarafından, cevapta geçen çözüm şekline göre kullanılmalıdır. b) Benim fetvamı kabul etmeyenler tarafından ise yoksullara verilmelidir; buna kimse itiraz etmez.

 

2. ...Ancak sigorta fonunda biriken meblağın faiz olan kısmı, hiçbir zaman, ödeme güçlüğüne düşmemiş, muhtaç hale gelmemiş katılımcılar ve kurum tarafından, kendi menfaatleri için kullanılamaz. Her hal ve kârda fonda biriktirme amacına göre kullanılır. Ödeme şartları gerçekleşip bunu (paralarından kesilen miktarı değil, faize tekabül eden miktarı) alan katılımcı yoksul ise kendine harcar, zengin ise aldığını yoksullara dağıtır. Fonun, katılımcının kendi parasından kesilen miktarı ise zaten onların hakkıdır...

 

(Başka bir cevap):

 

Merkez Bankası'nda mecburen kalan paradan oluşan reel faiz alınıp katılımcılara dağıtılmıyor; buna fetva vermedik, yoksullara veriliyor veya ileride ihtiyaç içine düşecek olan katılımcılar için mevduat sigorta fonuna yatırılıyor. Reel faiz olmayan (enflasyon farkı) ise alınıyor veya ben alınabilir diye fetva verdim.

 

Enflasyon farkı ile ilgili bir yazı yazacağım.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 12 °C
Hakkari
-8 / 6 °C
İstanbul
11 / 15 °C
İzmir
10 / 17 °C