Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Afganistan olayının bir diğer yönü
29 Ağustos 2010 / 07:08
Sıcak savaş sürmesine rağmen bir türlü müslümanların gündeminin üst sıralarına çıkmayı başaramayan Afganistan olayının bir başka yönüne Mustafa Özcan dikat çekiyor.

Özcan’ın yazısı, dünyayı tamamen kendi kontrolünde bulunan medya ile yönlendiren Amerika’nın Afganistan’da istihbarat servisi eliyle kurguladığı oyunu kısmen de olsa gözler önüne seriyor.

CIA Kabinesi

Mustafa ÖZCAN-VAKİT

12 Mart muhtırası bağlamında İhsan Sabri Çağlayangil'in hatırlardan çıkmayan bir sözü vardır ve tarihe mal olmuştur: "Meğerse CIA, 12 Mart'a gelirken altımızı oymuş." Yani ortamı muhtıraya hazır etmiş demek istiyor. CIA, demek ki bazı hallerde kabinelerin altını oyar. Bunun çeşitli yolları olmalı. Bazen de CIA takviye olarak kabinenin altını da doldurur. Esasında, CIA Afganistan'da Taliban'a müdahaleye giden süreçte Taliban'ın altını Hamid Karzai gibi adamlarla oymuştu. Müdahaleden sonra ise Karzai kabinesinin altını adamakıllı doldurmuş. Gazeteler şimdi altını doldurma haberleriyle çalkalanıyor. Karzai'nin adı yolsuzluklarla birlikte anılan Danışmanı Muhammed Ziya Salihi'nin -kendisi inkar etse de- yıllarca Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA)'dan maaş aldığı ortaya çıktı. Bordrolu elemanı imiş. Salihi, Taliban'ın devrilmesi sırasında Dostum'un tercümanlığını da yapmış. Zaten CIA için Afganistan'ın gizlisi saklısı yok. Afgan istihbaratını CIA finanse ediyor.

Bunlar, ABD'nin Afganistan'da sağ gösterip sol vurduğunun ek veya mütemmim göstergeleridir. Şöyle ki, Taliban'ı Kaide'ye ev sahipliği ve yardım ve yataklık yapmakla suçlamışlar ve buna ilaveten uyuşturucu trafiğini yönetmekle itham etmişlerdi. Halbuki, BM bu tezleri tekzip ediyor ve aksine Taliban'ın uyuşturucu trafiğini önlediğini ve Afganistan'ı esrar ve eroin güzergahı olmaktan çıkardığını rapor etmişti. Ama akıllarda Taliban, uyuşturucu ile bağlantılı olarak kalmış ve yer etmişti. Halbuki, tam tersine Taliban sonrası Karzai döneminde bizzat uyuşturucu kaçakçılığını CIA'nın yönettiği ve Karzai kardeşlerin de bu trafiğin yönlendirilmesinde aktif bir biçimde görev aldığı ortaya çıkmıştı.

New York Times gazetesinin haberine göre, 2004'te Kandahar'da durdurulan bir tırda büyük miktarda eroin bulundu. Afgan güvenlik güçlerinin komutanı Habibullah Can tıra el koyarak konuyla ilgili amirini bilgilendirdi. Ancak komutan, kısa süre sonra Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin kardeşi Ahmet Veli Karzai'den aracı ve uyuşturucuları serbest bırakması doğrultusunda telefon aldı. Lider Karzai'nin yardımcısının da araya girmesiyle Can, isteklere boyun eğip tırı serbest bıraktı. İki yıl sonra ise ABD ve Afgan narkotik ekipleri bu kez başkent Kabil yakınında bir kamyonda yaklaşık 50 kg. eroin ele geçirdi. Uyuşturucuya el konmasının ardından operasyondaki Amerikalı yetkililer, Ahmet Veli Karzai için aracılık yaptığı sanılan bir koruma görevlisinin uyuşturucu sevkiyatı ile bağlantılı olduklarını rapor etti. Ancak kardeş Karzai'nin uyuşturucu ticaretinden çıkar sağladığı iddiaları soruşturulmadı. Hem Karzai hem de Kandahar Konseyi Başkanı Ahmet Veli Karzai suçlamaları, 'politik amaçlı' diye reddetti. Kardeş Karzai "Uyuşturucu taciri olmadım ve olmayacağım. Kirli politikaların kurbanıyım" diye masumiyet gösterisi yaptı. New York Times gazetesi keza, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'nin kardeşinin Amerikan istihbarat örgütü CIA'dan maaş aldığını iddia etmişti. Gazetenin, eski ve şimdiki Amerikalı yetkililere dayandırarak verdiği haberde, Afganistan'daki uyuşturucu ticaretinde rol oynadığı belirtilen Ahmet Veli Karzai'nin son 8 yıldır CIA'dan maaş aldığı iddia edilmişti.

Afganistan'daki uyuşturucu baronu Ahmet Veli Karzai nasıl CIA'nin adamı oluyorsa yine yolsuzluklarla adı anılan Muhammed Ziya Salihi'nin yine CIA ile bağlantılı çıkması bir tesadüf olabilir mi? CIA ilişkiyi yalanlamasa da onun yolsuzluklarının şahsını ilgilendiren bir mesele olduğunu savunuyor. Sonuç itibarıyla, ABD Afganistan'da uyuşturucu ile mücadele ediyor gözükmesine rağmen gerçekte ve bilakis uyuşturucu ticaretini kontrol ediyor ve yönetiyor. Keza yolsuzluklarla mücadele ediyor gözüküyor ama fiiliyatta yolsuzluk yapanlarla işbirliği yapıyor. Zaten yolsuzlukların merkezinde de Karzai yönetimi var. Muhammed Zeki Salihi, Afganistan Ulusal Güvenlik Konseyi Müsteşarı. Yani Irak'taki Muvaffak Rubai'ye benzer bir görevi ve konumu var. Afganistan'ın Muvaffak Rubai'si sayılabilir. The Washington Post gazetesinin haberine göre adını vermek istemeyen Amerikalı resmi kaynaklar Karzai kabinesinden birçok ismin CIA'dan maaşa bağlandığını ileri sürüyor (that multiple members of Karzai's government are on the CIA's payroll). CIA ise bu iddiaları reddediyor ve bunu ya cehalete ya da kötü niyet ve muzipliğe bağlıyor. Lakin ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali ortalığı duman kaplamış durumda. Cumhurbaşkanı, eski baş CIA elamanı olursa ve kardeşi de 8 yıldır CIA'ye çalışırsa ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Müsteşarı keza bordrolu CIA elemanı olursa kalanlar CIA elamanı olsalar ne yazar olmasalar ne yazar? Dolayısıyla CIA, ABD'de kuramadığı düzeni Kabil'de kurmayı başarmış. Kabil'i şimdi CIA'nin adamları yönetiyor. CIA'nin bu gibi kirli adamları kullanmasının gerekçesi ise şu: Eğer Afganistan'ı sadece azizlerle yani temiz adamlarla yönetmeye kalkarsak yaya kalırız! Vicdanlarını rahatlatan ek bir diğer husus ise Afganistan'da sadece CIA'nin para dağıtmadığı avuntusudur. Afganistan'da casusluk pazarının yıllık hacmi 10 ile 50 milyon dolar arasında değişiyormuş. CIA gibi Türkiye ve Suudi Arabistan da para dağıtıyormuş. CIA kendisini kiminle kıyas ediyor bakar mısınız? Dolayısıyla özrü kabahatinden büyük.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
4 / 13 °C
Hakkari
-7 / 10 °C
İstanbul
13 / 18 °C
İzmir
13 / 18 °C