Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gülen cemaati, değişim ve gelecek
27 Ağustos 2010 / 07:15
Değişimin son ve en önemli halkası yargıda gerçekleşmek üzeredir. Referandumdan çıkacak ‘evet’le birlikte bu kritik viraj da alınmış olacaktır.

Nasuhi GÜNGÖR-STAR

Hanefi Avcı’nın kitabı üzerinden başladığımız tartışmaya devam edelim. Ama önce Avcı’nın dün NTV’de söyledikleri üzerine birkaç cümle etmekte yarar var.

Ergenekon ve Balyoz başta olmak üzere, son yıllarda ortaya çıkan dava süreçlerini hafife almak, bunları yok saymak ya da kurgu gibi tarif etmek, belli bir kesimde alışkanlık haline geldi. Bu davalarla ilgili bazı hukuki aksaklıkları ya da yanlışları, olup bitenin tümünü kapsayacak şekilde yorumlayanlar hep oldu.

Ancak Türkiye’de hukuk dışı yöntemleri alışkanlık haline getiren güçlerin neler yapabileceği konusunda bir hayli tecrübesi olan bir ismin, adı geçen davaları böyle yorumlaması gerçekten tuhaf. Zira Avcı, Susurluk’ta ve 28 Şubat döneminde yapmış olduğu çıkışla ve ciddiyetiyle tanınan bir isimdi.

Tekrar asıl konumuza dönmek için bu bölümü şöyle noktalayalım. Türkiye’de Ergenekon, Balyoz ve diğer başlıklar altında devam eden hesaplaşma, geri dönülemez bir noktaya gelmiştir. Darbe, çeteler ve diğer gayrı meşru girişimlere zemin hazırlayan pekçok unsur sistem içinde tasfiye edilmiştir. Değişimin son ve en önemli halkası yargıda gerçekleşmek üzeredir. Referandumdan çıkacak ‘evet’le birlikte bu kritik viraj da alınmış olacaktır.

Ne Avcı’nın söyledikleri, ne de bir başka hamle, bu gidişatı değiştirmeye yetmez.

***

Biz dünden, yani Fethullah Gülen cemaatinin bu süreçten nasıl etkileneceği tartışmasından devam edelim.

Gülen’in medeniyet tasavvurundan ve bunun cemaatin yeni kuşaklarına nasıl yansıdığından söz ederken, bir gerçeği daha hatırda tutmak gerekiyor. Fethullah Hoca, gençlik yılları, düşünce hayatının şekillendiği dönemler itibarıyla önemli ölçüde Soğuk Savaş döneminde yetişmiş bir isim. Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin ve benzeri zeminlerde gerçekleşen faaliyetlerin sadece onu değil, yakın bir tarihe kadar Türkiye siyasetine damgasını vurmuş pekçok ismi ne kadar etkilediği malum.

Gülen’in bu anlamda dönemdaşlarından önemli bir farkı var. O da Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte, özellikle Orta Asya Cumhuriyetlerinde peş peşe ciddi bir faaliyet alanı inşa etmesi. Bu hamle, Gülen ve ekibini Türkiye’de Soğuk Savaş zihniyetinden sıyrılamayan kadrolardan ayıran bir özellik. Ancak bu durum, yine de kuşaklar arasındaki algı farkını, cemaat içinde yetişen yeni neslin öncekilerle yaşadığı çelişkileri/çatışmaları gidermiyor.

***

Zamanın ruhu, sizi kendisine uymaya davet eder. Direnen de olur, hızla uyum sağlayan da.

Türkiye’de Milli Görüş hareketi, yakın geçmişte ciddi bir değişim sınavından geçti. Hatta bunun bir benzeri, şu anda Saadet Partisi ve Numan Kurtulmuş etrafında yeniden yaşanıyor.

Şimdi benzeri bir sürecin Gülen cemaati içinde yaşanmasını kimse yadırgamamalı. Ekonomik hareketlilik, eğitim farkı, kasaba merkezli bir zeminden kente doğru yürümek; tüm bunlar olup bitenin önemli başlıklarını oluşturuyor.

Ayrıntıları bir köşe yazısını fazlasıyla aşar. Ancak burada da bir gelenek-yenilik tartışması yaşanıyor, hem de tüm hızıyla. Onun için bu noktada Mahir Kaynak’la yollarımız ayrılıyor. Ortada bir ‘karşı hamle’den çok böyle bir dönüşüm hikayesi var.

Üstelik bu sadece cemaatin değil, hepimizin hikayesi.

***

Hanefi Avcı’nın kitabını daha fazla gündemde tutmaktan yana değilim. Polisiye merakı fazla olan arkadaşlarımız Komiser Rıza düzeyindeki tartışmalarını diledikleri kadar sürdürebilir. Ancak bu kitapla birlikte başlayan ya da gün yüzüne çıkan sürecin, cemaat içinde ciddi bir değişim olarak karşılık bulacağını düşünüyorum.

Bunu soğukkanlı bir duruşla tartışmak herkes için yararlı olacaktır.

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
Haberler
Kavram
Ercümend Özkan
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Ankara
0 / 10 °C
Hakkari
-3 / 11 °C
İstanbul
12 / 16 °C
İzmir
9 / 18 °C