Anasayfa » HABERLER » MEFHUMLARIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ
652_320_fd7212f9-giybet-eden-kisinin-aldigi-gunah

MEFHUMLARIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

… geçmişte ve günümüzde siyaset dinin önüne geçerek din birçok hususta istismar edilmiştir. Muhafazakârlaşma ile birlikte dinin birey, aile, toplum karşılığı, iç bütünlüğüne taklalar attırılarak anlam karşılığı ters yüz edilmiş içi boşaltılmıştır. Din belli ritüeller ile sınırlandırılmış ve yeterli gösterilmiştir. Sekülerleşmenin etkisi ile din hayattan daha çok soyutlanarak mistik bir kapsama kanalize edilmiştir.

Şaban Tekin

Mefhumlar ve anlam dünyası saf, tertemiz kaynaklar gibidir. Kaynağın merkezi ve yakın çevresi saf, arı duru ve net iken ondan uzaklaştıkça bünyesine çer çöp, mil katılarak berraklığını ve tadını bozmaktadır.

İslam sözcüğü Arapça kökenli bir kelimedir. Arapça “se-le-me” kökünden türemiştir ve “barış yapmak,  Boyun eğmek, itaat etmek, kabullenmek” anlamına gelmektedir.

Tevhit, ahlak ve adalet üçlüsü ile hayatta somut karşılığını bulduğunda keyfiyeti çok daha net olarak görülecek ve daha iyi anlaşılacaktır.

Tarihte birçok İslam devletinde oligarşinin din dayatması, din kurgusu ile anlam dünyasında köşe taşları ile oynayarak hak suretinde batıl din anlayışının istismarlarına birçok kez şahit olunmuştur.

Çok acı bir durumdur ki geçmişte ve günümüzde siyaset dinin önüne geçerek din birçok hususta istismar edilmiştir. Muhafazakârlaşma ile birlikte dinin birey, aile, toplum karşılığı, iç bütünlüğüne taklalar attırılarak anlam karşılığı ters yüz edilmiş içi boşaltılmıştır.

Din belli ritüeller ile sınırlandırılmış ve yeterli gösterilmiştir. Sekülerleşmenin etkisi ile din hayattan daha çok soyutlanarak mistik bir kapsama kanalize edilmiştir.

Batının yoğun olarak İslam’ı manipüle ederek İslamofobi kapsamında bulundurması çarpık bir anlam dünyası ile marjinal bir alana hapsedip soyutlama çabaları artarak devam etmekte. Kavramlar anlam dünyasının sağnağı olan iletişim imkanlarıyla yoğun olarak manipüle edilerek pompalanmakta düşünce dünyalarında tereddütlerin, korkuların, çarpık anlayışların oluşması sağlanmaktadır.

İman; dünya ve ahiret mizanını koruyarak ilahi buyruklar doğrultusunda inşa olup, tevhidin gereği olarak Müslümanca yaşamaktır. Adaletten taviz vermeden muhkem bir şekilde yaşamak. Her türlü istismar ve kayırmalara karşı durabilmektir; işi ehline vermek, iltimastan kaçınmak, infakın her türlüsünü toplumda yaygınlaştırmanın çabası içinde olmaktır. Dinin söylem boyutunu değil eylem boyutunu hayata geçirmek gerekir.

2/177 Gerçek erdemlilik(iyilik) yüzünüzü doğuya veya batıya çevirmeniz ile ilgili değildir;  ama gerçek erdem sahibi, Allah’a, Ahiret gününe, meleklere, vahye ve Peygamberlere inanan, servetini -kendisi için ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kölelikten kurtarmaya harcayan; namazında devamlı ve dikkatli olan ve arındırıcı [malî] yükümlülüğünü ifa eden kişidir; ve [gerçek erdem sahipleri] söz verdiklerinde sözlerini tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir: İşte onlardır sadakatlerini gösterenler ve işte onlardır Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar.

İmanı dil ile ikrar kalp ile tasdik kapsamında bırakmak hayattaki karşılığını es geçmek bir anlam çarpıtmasıdır; kuranın anlam bütünlüğüne ve pratik boyutuna terstir.

Hayat mefhumuna baktığımızda kayda değer olan, doğumdan ölüme olan süreçte ontolojik ve epistemolojik olarak anlam bütünlüğünü sağlamış basiretli bir perspektif ile ölçüsü ilahi kaynak baz alınarak yaşanandır.

Hayatın ölçüsü, kuralları bütünüyle insanı, eşyayı, tabiatı istismar etmeyen inşa edici, ıslah edici olması gerekir. Hayatın afak ve enfus bütünlüğü ilahi kaidelerin gereği ile dizayn edildiğinde insan, aile, toplum bir ahengin gereği olarak işler. Hayat merkezinde yer alan değerler bütününden güç alarak, çekim gücünden etkilenerek toplumda somutlaşır.

Hakikat ile inşa olan toplumlar mazlumların kimliğine bakmaz insanı, insanları kategorize etmez, dilini, dinini, rengini sorun etmeden sıkıntıların izalesi için seferber olurlar. Kapitalizm veya diğer izmlerde biz ve ötekiler anlayışına başvurarak çifte standartlar uygulanır. Kutsal olan insan değildir; kapitaldir, metadır, bizden olanlar, bizim değerlerimizdir. Ötekinin canı cehenneme, hayat hakkını sonlandırmak ya da ortadan kaldırmak için her şeyin yapılması mübahtır.

İzimler insanı ben merkezci, narsist, müstağni bir yapıya büründürürken farklı olanlara karşı tahammülsüzce cellatlığa sevk etmektedir.

Ahlak mefhumuna baktığımızda İslam da kişinin varlığına değil, karekterine, dürüstlüğüne, yardım severliğine, ahde vefaya yoğun olarak vurgu yapılmaktadır. İnfakta öncü olmak yoğun olarak belirtilmekte ve teşvik edilmektedir.

2/262 Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir.

Basiret sahibi Müslümanlar fakir, yoksul, yetim… vb insanların rencide olmamaları için gece kapılarının önüne hissettirmeden iaşe bırakır, kapıyı çalıp görünmeden uzaklaşırmış. Bu ve benzeri davranışlar insan onurunu rencide etmeden hayrında adabına göre yapılmasının çok güzel örneğidir.

Fakir aileleri kamera ile ziyaret edip garibanları saatlerce konuşturmak, topluma ifşa etmek kişilere, aileleri iyilik değil onurlarını, izzeti nefislerini rencide etmektir.

Kavramlar hangi kaynaktan besleniyorsa hayata o oranda yansıyarak karşılık bulur. Kamusumuz namusumuzdur. Kavramlarımızın ters yüz edilmesi, derinliğinin, iç bütünlüğünün çarpıtılması o kalıplara farklı anlamlar katılarak toplumların hamuru yoğrularak ifsat edildi.

Medeniyet oluşturamayışımızın nedeni hakikat suretindeki kavramlarımızın derinliklerinde baldıran zehirlerinin olmasıdır.

 

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*