Anasayfa » HABERLER » KUR’AN’DA KADIN
BAŞÖRTÜSÜ

KUR’AN’DA KADIN

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve aynı nefsten eşinide yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. …. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.(4.1)

Ali Göçmez

İslam açısından bakıldığında kadın, erkekle beraber topraktan yaratılmıştır. Allah katında eşittir. Bir bütünün yarısıdır. Olmazsa olmazdır. O olmazsa hayat devam etmez. Sorumluluk bakımından bazı istisnalar olmakla beraber, erkekle aynıdır.
Hiç yorum yapmadan kur’andaki ayertlerle ve sahih sünnete dayalı olarak ilk Müslüman kadınları anlamaya çalışalım.

1: Yaratılışta eşitlik: (kadında erkek gibi topraktan yaratılmıştır.)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve aynı nefsten eşinide yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. …. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.(4.1)

2: Allah katında erkek ne ise kadında o dur. (İnsanlıkta eşitlik):

“Bütün bunlar Allah’ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.(48.5)

3: sosyal sorumlulukları erkeklerle aynıdır.

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(9.71)

4:Allahın emirlerine uymak konusunda eşitlik:

“Şüphesiz Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”(33.35)

5: Siyasi hakları.(yönetici seçimi)

“Ey Peygamber! Mü’min kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.(60.12)

6: Boşanma hakkı:

“Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(2.228)

7: Ahiretteki durumları:

“Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır.(9.72)

Rivayetlerde kadın:

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Birinizin hanımı mescide gitmek için izin isterse ona mani olmasın”( Müslim, Sahih., 134, 135, 137, 140 )Kadınların geceleyin mescide gitmelerine engel olmayın”( Müslim, Salat, 138, 139. )

Ebu Said ei-Hudrl (74/693) anlatıyor: “Bir kadın Hz. Peygambere gelerek: Sözlerini erkekler götürüyor (sözlerini dinleme fırsatını bulamıyoruz). Bize bir gün ayır da o gün sana gelelim. Sen de Allah ‘ın sana öğrettiklerinden bize öğret, dedi. Hz. Peygamber bunu yerinde bularak: Filan gün falanca yerde toplanınız, diye buyurdu. Onlar da toplandılar. Rasulullah da onlara gelip Allah’ın kendisine öğrettiklerinden öğretti…”(buhari.itisam.9.ilim.35)

Sahabi kadınlar, en mahrem sayılabilecek konularda bile Rasulullah’a soru sormaktan çekinmezlerdi. Bir defasında meşhur sahabi Enes b. Mailik (93/711 )’in annesi Ümmü Süleym, Rasulullah (s.a. v.)’a gelerek kadıların ihtilam olduklarında gusletmelerinin gerekip gerekmediğini sormuştur(Buhari, ilim. 50.)
Esma binti Şekel adındaki bir kadın sahabi de Hz. Peygambere gelerek hayızdan temizlendikten sonra nasıl yıkanılacağını sormuştur. Esma’nın cesaretine hayran kalan Hz. Aişe (58/677): “Ensar kadınları ne iyi kadınlardır. Haya duyguları, onların dinlerini öğrenmelerine mani olmuyor”( Müslim. Sahih. Hayz, 61) demiştir.

Peygamber, zaman zaman mescidde kadın ve erkeklere müşterek va’z etmiştir. Bir defasında kadınların da bulunduğu bir sırada Rasulullah, sahabilerine mescidde va’z etmiş, ancak kadınlara söylediklerini duyuramadığını düşünerek onların saflarına gitmiş ve onlara ayrıca va’z etmiştir. Va’zında kadınlardan sadaka vermelerini isteyince kimisi kulaklarındaki küpeleri, kimi de parmaklarındaki yüzüğü çıkarıp vermiş, Bilal el-Habeşi (20/641) de bunları toplamıştır( Buhari’, İli m, 32; Ebu Davud, Sünen, Sahih. 246: Nesei, İdeyn, 19; İbn Hanbel. Müsned, IV, 382-383.). Yine Asr-ı saadette kadınların bayram namazına iştirak ettikleri, Rasulullah (s.a.v.)’in erkeklerden sonra ayrıca kadınlara konuşma yaptığı nakledilmiştir.(Ebu Davud, Sahih, 248; Müslim. İdeyn. 1-4 ). Ümmü Atiyye, “Hz. Peygamber, bize, her iki bayramda henüz evlenmemiş genç kızlarla, evine kapanmış iffetli hanımları namazgaha çıkarmamızı, hayızlı kadınlara da müslümanların namazgahlarından biraz uzaklaşmalarını emretti”( Hadis için Bkz. Müslim, ideyn, 10-12. ) diyerek genç kızlar da dahil sahabi kadınların bayram namazlarında namazgaha gittiklerini haber vermiştir.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) mescide giden kadınların koku sürünmemesini istemiştir(Müslim. Salat, 141-143; İbn Cevzi. Abkamü’n-nisa, 73-74.) kadınların girip çıkması için Mescid-i Nebevi’ye ayrı bir kapı yaptırmıştır.(Tayalisi, Müsned, Il, 205.)

Mesruk (63/683) anlatıyor: “Ömer b. Hattab, Rasulullah’ın minberine çıkarak: 400 dirhemin üzerinde mehir kabul etmiyorum, dedi. Kureyş’ten bir kadın Hz. Ömer’e itiraz etti. Kadın: “Ey mü’minlerim emiri! 400 dirhemden fazla mehir vermeyi insanlara yasakladın mı? deyince, Hz. Ömer evet dedi. Bunun üzerine kadın: Allah’ın K.Kerim’de: Siz onlardan birine (kadınlardan birine) yüklerle mehir vermiş olsanız verdiğinizden bir şey almayın… (Nisa, 4/20) buyurduğunu duymadın mı? dedi. Hz. Ömer: “Allah’ım! Beni bağışla, bütün insanlar Ömer’den daha bilgili, dedikten sonra tekrar minbere çıkarak şunları söyledi: Ey insanlar! Ben size 400 dirhernin üzerinde mehir alamıyacağınızı yasaklamıştım. Kim istediği kadar malından mehir verirse versin” ( ibn Hacer, el-Metalibü’I-aliye, ll, 4-5; ibn Kesir, Tcfsir, ll, 212. )

Ömer zamanında da kadınların camiye gitmeye devam ettiklerini görüyoruz (İbn Hacer. El-Metalibül -aliye, ll. 4) Hatta Hz. Ömer zamanında Medine’de iki imam bulunduğu, bunlardan birisinin erkeklere, diğerinin de kadınlara namaz kıldırdığı nakledilmiştir( İbn Sa’d,lll, 281; Aynca Bkz .. Canan, 345-347.

Buhari (256/869), sahihinde: “Kadınların Helaya Çıkması,” adlı bab başlığının altında iki hadis tahric etmiştir. Bu hadislerin meali şöyledir: “Hz. Aişe anlatıyor: Rasulullah’ın hanımları helaya çıktıklarında Menasi’ denilen yere kadar giderlerdi. (Menasi’ denilen yer ise) açık bir yerdir. Hz. Ömer, Rasulullah’a ‘Kadınlarını kapa’ (yani evden çıkarma) derdi. Ancak Rasulullah, o’nun dediğini yapmıyordu. Nihayet bir defasında Rasulullah’ın hanımı Sevde binti Zem’a yatsı vaktinde çıktı. Sevde uzun boylu bir kadındı. Hz. Ömer, ona: ‘Ya Sevde biz seni tanıdık’, diye bağırdı.”(Buhari. Vudu. 13 )

Kayle Ümmü Beni Enmar adındaki kadın sahabi anlatıyor: “Bir umre sırasında Merve’de Rasulullah’ın yanına geldim ve O’na: Ey Allah’ın Rasulü! Ben alış veriş yapan bir kadınım. Bir şey satın almak istediğimde, istediğimden az bir fiat veriyorum. Daha sonra istediğime (normal fiatına) yükseltiyorum. Bir şey satmak istediğim zamanda istediğimden (malın normal fiatından) fazla fiat istiyorum. Daha sonra istediğim fiata (normal değerine) düşürüyorum, dedim. Bunun üzerine Rasulullah şöyle buyurdu: Ey Kayle! Böyle yapma, bir şey satın almak istediğinde, istediğini (malın normal fiatını) ver. Ya alırsın veya alamazsın. Bir şey satmak istediğin zaman da normal fiatını iste. Ya satarsın veya satamazsın, dedi”( İbn Mace, Ticaret, 29; Kettani, Teratib, ll, 116-117)

Asr-ı saadette kadınlar alışveriş dışında başka işlerle de meşgul olmuşlardır. Hz. Ebu Bekr’in kızı Hz. Esma (73/692), hicretten önce Zübeyr b. Avvam (36/656) ile evlenmişti. Rasulullah (s.a.v.), hicretten sonra Zübeyr b. Avvam’a, Medine’ye uzak bir yerde ekip biçmesi için bir bahçe verdi. Esma’nın bu bahçeden toplanan mahsulü bizzat başında taşıdığı rivayet edilmiştir (Buhari, Nikah, 107: Müslim, Selam, 34; İbn Hanbel, VI, 347.)

Asr-ı saadette bazı kadınların muhtesiblik (zabıta memurluğu) görevini yaptıkları sahih kaynaklarda ifade edilmiştir. Mesela Semra binli Nüheyk el-Esediyye adındaki kadın sahabinin çarşı pazar dolaşarak elinde kırbaç ile insanlara iyiliği emir, kötülükten de nehyettiği nakledilmiştir(Heysemi, IX, 264; İbn Abdilberr, İstiab, IV, 355; Kettani, 1, 285.) Belki ilk bakışta bu kadının sözkonusu görevi hicab ayeti gelmeden önce yapmış olabileceği aklımıza gelebilir. Ancak Hz. Ömer’in de bilafeti zamanında okuma yazma bilen Şifa binti Abdullah’ı Medine çarşılarından birisinde kontrolör (muhtesib) tayin etmiş olması( İbn Hacer, Tehzib, XII. 428: Kettani, 1, 285-286.) kadınların çarşı pazarda kontrolör olarak görevlendirilmesinin sünnete aykırı olmadığını göstermektedir.(Bu konuda geniş bilgi için Bkz., Kettani I, 285-286.)

Asr-ı saadette kadınların savaşlarda yaralı ve hastaları tedavi ettikleri, ölüleri taşıdıkları, askerlere su taşıdıkları, bir başka iraele ile savaşlarda geri hizmetleri yaptıkları bilinmektedir. Buhari, Sahihibinin Tıb bölümünde Muavviz b. Afra’nın: “Biz Rasulullah ile birlikte savaşır, askerlere su taşır, onlara hizmet ederdik. Ölüleri ve yaralıları da Medine’ye naklederdik.”(Buhari. Zebaih. I8. )

Rubeyyi binti Muavviz adındaki sahabi kadın, savaşlarda nasıl hizmet gördüklerini şöyle anlatıyor: “Biz Rasulullah ile beraber savaşırdık. Askerleri sular ve onlara hizmet ederdik, yaralıları ve ölüleri de Medine’ye taşırdık”(Buhari. Cihad, 67, 68)

 

 

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*