Anasayfa » HABERLER » KERBELADAKİ ŞEHADETİN MESAJI

KERBELADAKİ ŞEHADETİN MESAJI

Tercihimiz, seçimimiz bilmek, bilinç ile bağlantılı olmalıdır, keyfiyetine inilemeyen, inşa edilemeyen iman ve muamelat çok çabuk eğilip bükülür, dejenere edilir. En doğru en sağlam insanın gerçekleşmesi için Kuran’ın kaynağına yönelip, peygamberin rehberliğine derinden vakıf olmanın yolu okumak, düşünmek ve yaşamaktan geçer. Şahadet hal ve kal diliyle her asrın bağrına haykıran en yüksek, en güzel hakikattir.

Şaban Tekin

Hicri takvime göre muharrem ayında var olan mübarek bir gündür aşure günü. Bu günde birçok olay yaşanmıştır. Hz. Âdem(a.s) tövbesinin kabul edilmesi ve Hz. Nuh’un (a.s)gemisi cudi dağına o gün oturdu. Hz. İbrahim o gün doğdu ve o gün ateşten kurtarıldı. Hz. Davut (a.s)tövbesi o gün kabul edildi. Hz. Eyyub (a.s) ağır hastalığı o gün sona erdi ve sağlığına kavuştu. Bu mübarek günde Hz. Hüseyin(r.a)şehit edildi. Sevinçlerin en üst noktada yaşandığı bir gün hüznün ve çaresizliğin yıllarıdır. Sinelerin dağlandığı matemli gündür. Hayatın mutlak kanunudur. Sevinçler çok ve bir anlıkken, hüzünler çok can yakar ve sineleri dağlayıcıdır. Aşure günün en somut olayı kutlu direnişin şahadetle sonuçlandırılmasıdır.

Hz. Hüseyin’in(r.a)şahadetinden önceki olaylar zincirine baktığımızda şunlar yaşanmıştır.

Hz. Ömer (r.a)vefatının yaklaştığı anda kendisinden sonra ki halifenin belirlenmesini şura heyetine bırakmıştır. Bu heyette seçim sonucunda bariz bir ağırlığı olan Abdurrahman bin aftır. Sonra tercihini Hz. Osman(r.a) dan yana kullanınca halife seçildi. Hz. Osman (r.a)yönetimi döneminde sınırların çok genişlemesi, fitnecilerin hile ve desiselerinin çok yaygınlaşması, bazı idari yanlışlıklar nedeniyle ülke karışmaya başladı. Hz. Osman(r.a) Kuran-ı Kerim okurken şehit edildi. Hz. Ali (r.a)halife oldu. Zamanla ortam daha çok gerildi. Hz. Ali ile Muaviye arasında savaş çıktı. Mazlumun hakkını korumak adaleti ikame etmek ilayı kelimetullahın gönüllerde, toplumda devamı için mücadeleye çıkmadan, iktidar dünyevi hırsların tatmin edilmesi çabasını görmekteyiz. Savaşta üstün olan taraf savaşın sonuna yaklaşmışken Muaviye taraftarları kılıcının ucuna kuran sayfaları geçirerek olumsuz durumdan kurtulmuşlardır. Dinin siyasete, dünyevi alanı alet edilmesini göremeyen hariciler savaştan vazgeçip, anlaşma yoluna gitmişlerdir. Haricilerin tavrı, Müslüman kanın dökülmemesi farkı, bu ağır vebale maruz kalmamak için Hz. Ali ile anlaşmaya gidilmesini kabul etmiştir. iki grup arasındaki ihtilafın giderilmesi için iki taraftan birer hakem tayin edilmiştir. Muaviye nin hakemi işi hile-i şeriye ye baş vurarak işi bir oldu bittiye getirip hilafet yüzüğünü Muaviye nin Parmağına takarak sorunlar yumağını daha da yoğunlaştırarak içinden çıkılmaz hale dönüştürdü. Bu olumsuz neticeyi baştan göremeyen hariciler (fanatik topluluk) sonuçtan asıl sorumlu olarak Hz. Ali’yi görmüşlerdir. Fanatik taraftarların aşırı muhabbetleri ölçüsüz nefrete dönüşerek bazı olumsuz tavırlar sergilendikten sonra Hz. Ali’yi şehit ettiler. Hz. Hasan (r.a) Muaviye’nin hilafetini kabul etmedi. İki Müslüman ordunun çatışmasında binlerce müslümanın kanının akmaması büyük vebale girmemek için Muaviye’yle görüştü ve onun hilafetini şart olarak kabul edeceğini belirtti ve kendisinden söz aldı. Maksat Hilafetin Muaviye den sonra saltanata dönüştürülmemesi idi. Hilafete asıl layık olanların ehli-beytin olduğunu belirtti yada halifenin şura meclisi ile belirlenmesinin en uygunu olacağı idi. Muaviyenin iktidar hırsı ve hilafeti saltanata dönüştürme niyetinden dolayı hali hazırda var olan Hz. Hasan tehlikesini zehirleterek ortadan kaldırmıştır. Ölümünden sonra hilafete kendi oğlu Yezit’in geçmesini vaat etmiştir. Yezit ümmetin başına geçince ülkenin birçok yerinde sorunlar çıktı. Verilen sözün tutulmaması hilafete layık olmayan birinin atanması, mazlumun horlanması ve istismar edilmesine karşı Hz. Hüseyin’in direnişi kutlu bir kıyamdır. Zalimler için yaşasın cehennem kabilinden haykırış ve hal ile kanından çekilmiş keskin ve sağlam bir kılıç olarak hakkın ikamesi için kutsal bir başkaldırıştır. Hz.Hüseyin hac farizasını yaparken yarıda bırakıp zalime karşı aile ve taallukatı, onu sevenlerle birlikte kerbelaya doğru yola çıktılar. Kufe halkının Yezit’e karşı direnmek için verdikleri sözü tutmamaları, hz.Hüseyini baş koyduğu yoldan geri çevirmedi. Yezit, zalim komutanlarını ve büyük ordusu kerbelaya geldi. Bu alanda ki direniş gücünü ablukaya alarak günlerce Fırat Kıyısında aç ve susuz bırakmışlardır. Yetmiş üç mübarek can esaret ortamında direnişi sürdürdü. Hz.Hüseyin ve ona intisab eden Müslümanlar zalimlere karşı sıcak çatışmaya girdiler. Kerbela zalime karşı küçük bir topluluğun hakkı seçtiği hakikati daimi kılmak için canıyla kıyama geçtiği ve şehadete eriştiği mekandır. Hz Hüseyin’in mübarek başı Yezit’in önüne bırakıldığında içkisini yudumlayıp elindeki çubukla dudaklarına dokunup ne güzel dişleri var diye alay etmiştir. Yezit Hz Hüseyin için derki benim yerim ve makamıma gözünü diktiği için böyle oldu. Bedir’de ölen büyüklerim şahit olsalardı şimdide onlar feraha dalarlardı. Vakhatul hara olayında Medine’deki Yezidin valisi istenmediği için peygamber beldesi, Yezit’in ordusu tarafından talan edilmiş, Müslümanlar öldürülmüş, Müslüman kadınların ırzına geçilmiştir. Kerbela’da şehit olanlar hak ve hakikat adına mücadele ettiler. Makama, mevkiye dair esaret bağlarını kopardılar, dünya ve masivaya ait zincirleri kırdılar. Bir müminin veya müminlerin müşahhaslaştırdığı ibretlik tablodan dersler çıkarabilmek gerekir, yoksa sıradanlaşan anlık hüzün, feryat ve dövünmeler muhtevanın ciğerini yakalayamamaya neden olur. Mümin sadece kendisi için yaşayan değil öteki içinde yaşayandır. Zalimlere karşı tavrını belirleyebilmelidir, zulmün içselleştirilmemesi için tavrını ortaya koymalıdır. Öncelikle beden coğrafyasında yaşanan Kerbela’ya karşı ilkelerini belirleyip hak ve hakikatten yana tercihini yapmak ile başlamalıdır. Tercihimiz, seçimimiz bilmek, bilinç ile bağlantılı olmalıdır, keyfiyetine inilemeyen, inşa edilemeyen iman ve muamelat çok çabuk eğilip bükülür, dejenere edilir. En doğru en sağlam insanın gerçekleşmesi için Kuran’ın kaynağına yönelip, peygamberin rehberliğine derinden vakıf olmanın yolu okumak, düşünmek ve yaşamaktan geçer. Şahadet hal ve kal diliyle her asrın bağrına haykıran en yüksek, en güzel hakikattir.

 

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*