Anasayfa » HABERLER » GAZZE SAVAŞI: BAŞLANGIÇLAR VE SONUÇLAR

GAZZE SAVAŞI: BAŞLANGIÇLAR VE SONUÇLAR

İsrail’in bir dizi askeri ve siyasi hedefini gerçekleştirmek için girdiği bu savaşta kısa sürede istediğini alması zor. Savaşın seyri İsrailli komutanların istediği yönde gitmedi. Filistin direnişi, sınırsız öz güveniyle savaşı sürdürme kapasitesini ortaya koydu.

El-cezire/ Adnan Ebu AMİR

İsrail’in Gazze Savaşı, saha verileri ışığında hiç de sürpriz değildi. Veriler, şüpheye mahal bırakmayacak şekilde, bu sahil şeridinin İsrail saldırısıyla yakın bir randevusunun olduğuna işaret ediyordu. İsrail ordusu, bu savaşta bölgedeki en büyük askeri cephaneyi kullandı.

Gazze Savaşı’nın hedefleri

7 Temmuz 2014 akşamında İsrail’in ‘Koruyucu Hat’ adını verdiği savaşın patlak vermesiyle birlikte Tel Aviv’in bir dizi askeri hedeflere ulaşıp amaçları gerçekleştirmeye çalıştığı net şekilde görüldü. Bu hedef ve amaçların en önemlileri şunlardır:

1) Hamas hareketinin siyasi liderleri arasında elinin uzanabildiklerine suikast düzenlemek.

2) Lojistik bölgeleri vurmak ve Gazze Şeridi’ni stratejik açıdan tam bir felce uğratmak.

3) Füze fırlatma üslerini, cephanelikleri ve mühimmat depolarını imha etmek.

4) Filistin direnişinin askeri alt yapısını bitirmek.

Ancak Gazze saldırısının hızlı gelişmeleri doğrultusunda İsrail’in şu iki amacı gerçekleştirmeye çalıştığı söylenebilir:

A) Kısa vadede; Hamas’ın İsrail’in güneyine füze atmasını durdurmak.

B) Uzun vadede; gelecekteki saldırıların önüne geçmek için İsrail’in caydırıcı gücünü attırmak.

7 Temmuz’da başlayan saldırıdan önce İsrail istihbarat organları, 2012 Savaşı’ndan sonra Hamas ile İsrail arasında ilan edilen ateşkes boyunca, silahlı grupların altyapısı etrafında güvenlik verileri topluyordu. Zira askeri başarı veya başarısızlık, esasında istihbarat verilerinin doğruluğuna dayanır ve 2014 Gazze Savaşı, geçmiştekinden daha fazla ölçüde bir istihbarat ve veri savaşıdır.

2014 Gazze Savaşı’nda İsrail ordusu, önceki iki savaştaki gibi, ani saldırıyla Hamas’a sürpriz yapmayı başaramadı. İsrail’in sürpriz saldırısı, devamı gelecek bir operasyonun açılış darbesi olacak ve bunu, son aylarda istihbaratçıların belirlediği hedeflerin vurulması izleyecekti. O hedefler ise aktivistleri, yönetim binalarını, eğitim kamplarını ve silah depolarını kapsıyordu. Sürpriz gerçekleşmediği için görevin başarıyla tamamlandığı ilan edilemedi.

İsrailli yetkililer, güvenlik ve askeri toplantılarında savaşın (tüm altyapıyı bitirecek, Hamas’ın lider piramidini kıracak, siyasi liderler ve askeri kadroların çoğunluğunu öldürecek) bir hava operasyonuyla sert ama çok hızlı şekil alacağını dile getirdiler. Tüm bunlar, savaşın şu iki ihtimalden biriyle son bulması umuduyla yapılıyor:

– Askeri baskının, aç bırakma ve ambargonun, Hamas’ın vurulması ve kontrolünün zayıflatılmasında başarılı olması; Hamas’ın düşeceği bu zor durumun, düşmanlarını kendisine karşı ‘ayaklanlandırması’.

– ‘Ateşkese karşılık ateşkes’ formülüne benzer şekilde ateşkesin sağlanması için Hamas’ın İsrail’in şartlarını kabul etmesi; İsrail’in istediği zaman ve yerde saldırı ve suikastlarda bulunabilmesi.

Bu satırlar yazıldığı sıralarda, İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ilan edilen hedefler gerçekleşene kadar operasyonları sürdürmek istemediği net şekilde görüldü. Savunma Bakanı Moşe Ya’alon da kendisine destek verdi. Zira her ikisi de maliyetli kara operasyonuyla Gazze bataklığına girerek daha kötü bir durumla karşılaşmaktan endişe ediyor.

İsrail’in Gazze saldırısının ilk saatlerinde, askeri planın şu üç unsura dayandığı açıkça ortaya çıktı:

1) Hamas’a baskı yapmak ve akan kandan sorumlu tutmak için belirlenen hedefleri bombalayan ve büyük oranda şehit verdirmeyi amaçlayan vurucu hava gücü.

2) Piyade, zırhlı araçlar ve tanklardan oluşan kara güçlerinin girişine hazırlık olarak ağır top bombardımanı.

3) 40 bin yedek askerin silah altına çağrılması.

Yedek askerlerin orduya çağrılmasındaki amaç, Gazze’yi işgal etmek değildi. Aksine Gazze, birçok eksene bölünecek ve her bölge bağımsız ele alınıp füze rampalarından, tünel ağlarından, silah depolarından temizlenecekti. Ardından tamamen temizlenene kadar girilip çıkılacaktı.

İsrail’in savaşı stratejisi

Gazze saldırısının dayandığı operasyonel kurallar, aşağıdaki başlıklar altında sıralanabilir:

Sınırsızca ateş açmak: Savaşların genelde askeri çatışmalarla başladığı, yıkım ve katliamlarla son bulduğu bir zamanda, İsrail’in Gazze Savaşı bunun tersi şekilde gerçekleşti. Önce yıkım ardından savaş. Bu durum tesadüfi değil. Zira asker muhabirler, ordunun yeni bir stratejisi olduğunu yazdılar. İsrail ordusu herkese, “Herhangi bir saldırıya maruz kalırsak misilleme politikamız çılgınca olur. Çılgınlık ise kapsamlı yıkımdır.” yollu bir mesaj gönderiyor.

Güneydeki Yahudi yerleşim birimleri füzeyle bombalandığında İsrail ordusu, Gazze’deki tüm semtler veya fabrikaları imha eden hava saldırılarıyla karşılık verecektir. Bu yanıt, direnişi caydırabilir ve askeri alanda hareket etmeden önce uzun süre düşünmeye mecbur bırakabilir. Ayrıca hava gücüne, ‘hareket eden her şeye ateş açma ve semtleri moloza çevirme’ komutları verildiği de unutulmamalı.

Tahliye planıyla başa çıkmak: İsrail istihbaratı, saldırılardan günler öncesinde sakince ve sessiz şekilde uygulanan sağlam tahliye planı doğrultusunda Hamas liderlerinin ofislerinde bulunmadıkları bilgisine önceden vakıftı. Buna rağmen uçaklar, onlarca hedefi vurdu ve hedeflerin yakınlarındaki sivilleri öldürdü. Fakat bu saldırılar, oluşturduğu ‘korku şoku’ dışında hiçbir hedefini gerçekleştiremedi. Hamas, her ne kadar bundan nasibini aldıysa da şokun boyutu İsrail’in istediği etkiyi bırakmadı.

Gazze’yi eksenlere ayırarak merkezin gücünü zayıflatmak: İsrail, Gazze’ye karşı yeni bir korku seli eklemenin önemini gördü. Askeri seferberlik ve tank görüntüleri, bu amacı gerçekleştirmek için yeterli olmadı. Gazze’den atılan füzeler, İsrail’in güneyindeki Askalan ve Asdud’a, ortasındaki Tel Aviv ve Gush Dan’a, kuzeyde Nehariya ve Hayfa’ya art arda düştüğünde İsrailliler, istihbarat başarısızlığı yaşandığını anladılar.

Atılan broşürler: İsrail ordusu, askeri savaşın yanı sıra psikolojik savaş da başlattı. Bu savaşta tüm yolları ve araçları kullandı. Psikolojik savaşın ilk aşaması, Filistinlilerin evlerinin telefonla peşi sıra aranarak tehdit edilmesiydi. Bunu, yerleşim bölgelerine broşürler dağıtılarak halktan sınır bölgelerini terk etmelerinin istendiği propaganda yöntemi izledi.

Psikolojik savaşın hedefi; yüzlerce kişinin şehit olması, yaralanması ve korkunç yıkıma yol açan bir bombardıman gerçekleştirmek suretiyle Gazzelilerin kararlılığıydı. Savaş uçaklarından yerli halka, İsrail ordusunun ‘operasyonlarını yoğunlaştıracağı’ yönünde uyarılar içeren binlerce broşür atıldı.

Medya karartması: İsrail ordusunun Gazze’ye açtığı savaşa paralel olarak, genelde medyada özelde asker muhabirler arasında, ordu sözcüsünün getirdiği sınırlamalar ve verdiği emirlerden duyulan rahatsızlığı gösteren sesler çıktı. İsrail basınının savaşa ağırlık vermesi, onu, resmi söylemin ‘gönüllü askeri’ yaptı ve gerçekler, İsraillilerden gizlendi. İsrailli okuyucu, tek bir sesi yani savaşı destekleyen sesi duydu.

İsrail ordusu, 2008 ve 2012 savaşlarındaki başarısızlığın bir kez daha tekrarlanmasından endişeli halde Gazze Savaşı’na girdi. Bu yüzden sadece hava operasyonlarıyla yetinmeyebilir. Zira havadan operasyonla Hamas gibi bir düşman alt edilemez. Genelde önemli hava hedefleri, ilk 72 saat içinde vurulur. İsrail ordusu, askeri başarısını ölçmek ve onu siyasi başarıya dönüştürmek için kara harekatı gerçekleştirmeyi zorunlu görebilir.

Lakin olası kara harekatından önce İsrail’in, başarıya ulaşmak için şu adımları atması gerekir:

A) Gazze Şeridi’nin dışarıdan tecrit edilmesi. İlerleyen zamanlarda bu gerçekleşebilir.

B) Yeni hedeflere yönelik hava bombardımanının sürmesi. Bu da doğru, hızlı ve sürekli bir soruşturma gerektirir.

C) Şehirlere girmekten sakınılması. Gazze’nin kuzeyi, ortası ve güneyine zırhlı güçlerin yerleştirilmesi bunun göstergesi.

D) Gazze Şeridi’nin birbiriyle bağlantısız nahiyelere bölünmesi ve her nahiye üzerinde ayrı ayrı çalışılması.

E) Hamas’ın merkez yönetiminin bulunduğu varsayılarak Gazze kenti üzerinde yoğunlaşılması.

İsrail saldırısının sonu

İsrail ordusu, Gazze saldırısının ilk aşamasında ana hedefleri gerçekleştirmeye yoğunlaştı. Bunların en önemlileri şunlardır:

1) Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin Kassam Tugayları’nın adamlarını öldürerek savaşçı gücüne büyük kayıplar verdirmek. Farklı birlikler dahilinde organize çalışan Kassam savaşçıları, hava saldırıları sırasında gizlenmişlerdi. Ancak kara baskını, onları dışarı çıkmaya zorlayacak.

2) İsrail şehirlerini tehlikeye maruz bırakan füze bataryalarının alt yapısını vurmak. Tecrübeler, ordu birliklerinin bu bölgelerdeki varlığının, füze atışlarını engelleyeceğini veya büyük oranda azaltacağını gösterdi.

3) Yeraltı ve yerüstündeki füze rampalarını koruma amaçlı savunma mevzilerinin hedef alınması.

İsrail’in Gazze Savaşı’nın bitiş sınırı veya tarihini, savaşın doğrudan hedeflerini gerçekleştirmek gibi temel bir faktörden çıkarmak mümkün. Bu hedefleri kısa süre zarfında gerçekleştirmek oldukça zor. İsrail ordusu, hedeflerinin büyük kısmını gerçekleştirmeyi ve siyasi anlaşma imzalanması yönünde baskı yapılmasını umut ediyor. Böylece savaşın bitiş tarihi de siyasi çabalara, belirli bir girişim üzerinde anlaşmaya veya Arap Birliği’nin acilen çıkarılması çağrısında bulunduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin açık bir kararına mahkum olacak.

Bu satırların yazarı, hava saldırısının birkaç gün sonrasında, İsrail’in Hamas’a karşı sonuna kadar gitme noktasındaki İsrail oybirliğinde azalma olduğunu gözlemledi. İsrail’de, ordunun planları dışında gelişebilecek sonuçlara yönelik bir tereddüt ve korku baş gösterdi. Hatta Gazze’nin İsrail askerlerinin ayakları altında mayın tarlalarına dönüşmesi ihtimali ışığında, ordunun ileri gitmesinin sahadaki sonuçları çok ağır olabilir.

İsrail ordusunun, yoğun hava bombardımanı şeklinde tezahür eden güç ve yıkım ‘zorbalığı’ temelli kavramlara dayandığı görülebilir. Hava bombardımanı da öncelikle Filistin semtlerinin yıkımına; yol, su ve elektrik şebekeleri gibi altyapı sistemlerinin hedef alınmasına neden olabilir.

İsrail ordusu adeta Gazze’deki Filistinlilere, “İsrail’e dokunmaya çalışanın akıbeti ve faturası budur.” demek istedi. Fakat Gazze’deki savaş meydanında esen rüzgar, ordunun tüm ağırlığını savaşa vermesine rağmen komutanların istediği yönde esmedi. İşler tersine döndü, savaş teorileri ve kavramları geçerliliğini yitirdi, İsrail hedefleri, umutları, siyasi ve stratejik talepleri geriledi, evdeki hesap çarşıya uymadı.

Son olarak İsrail ordusunun hesaplarının karışmasındaki temel nedenin şu gerçeğe dayandığını belirtmeliyiz: Sahadaki çatışmalara, altyapıya yönelik büyük yıkım ve şoka, Gazze’nin çocukları ve kadınlarına yönelik toplu katliamlara rağmen Gazze’deki Filistin direnişi, sınırsız öz güveniyle savaşı sürdürme kapasitesini gösterdi.

Hakkında HABERLER

HABERLER

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*