Anasayfa » ALINTILAR » BEŞERDEN İNSAN’A
hayat-damarlari

BEŞERDEN İNSAN’A

Beşer nasıl İnsan olacaktır? Toplumun kültür mirasında, talim ve eğitim ile isteğe bağlı olarak devam eden süreçte İnsan olacaktır. Üflenen ruhu dağıtırsa hayvandan da aşağı inecek (kel enâmi belhüm edal), Rûh’u üstün tutarsa, önünde meleklerin secde ettiği İnsan haline yükselecektir. İnsan, kâinatın gözbebeği, Allah’ın yeryüzündeki halifesidir.

İsmail Ekercin/İktibas Dergisi Haziran 2017/462 

İnsan dışındaki tüm canlılar kendi cinsinden doğar, büyür ve ölürler. Tavşan, doğduğunda küçük bir tavşandır. Büyünce de büyük tavşan olur, yaşamında ve davranışlarında hiçbir şey değişmez. İnsan farklıdır. Doğduğunda beşer olarak doğar, sonra İnsan olur. İnsan olması, beşer yapının üzerine gelişen bir durumdur. Tin Suresi meâlen:  “….biz İnsanı mükemmel bir kıvamda yarattık ve sonra onu yolun en başına koyduk…”  der.

Beşer,  vücudun fiziki yapısı ve onu yöneten nefsten oluşur. Üflenen ruhun eseri, beşer yapının üzerine koydukları ile görülmeye başlayacaktır. İnsan olma sürecinde, vücut yapısının ve nefsinin oluşumunda olduğu gibi genetik bir zorunluluk söz konusu değildir.

Beşer nasıl İnsan olacaktır? Toplumun kültür mirasında, talim ve eğitim ile isteğe bağlı olarak devam eden süreçte İnsan olacaktır. Üflenen ruhu dağıtırsa hayvandan da aşağı inecek (kel enâmi belhüm edal), Rûh’u üstün tutarsa, önünde meleklerin secde ettiği İnsan haline yükselecektir. İnsan, kâinatın gözbebeği, Allah’ın yeryüzündeki halifesidir.

Evrim bir varsayımdır. Eğitim sürecinin içinde insanların bu varsayıma iman etmesi istenmektedir. Bu hali ile evrim bilim değil,  ideolojidir. Amacı İnsanı beşere indirgemektir.

Dindışı Batı medeniyetinin sacayağı; sermayecilik, hür teşebbüs ve sömürüdür. Sömürmek için, ehlileştirmek, evcilleştirmek, olmuyorsa öldürmek gerekecektir. Bu nedenle Batı medeniyeti İnsanı beşere geri döndürmekte ısrar etmektedir. Çünkü beşer sorgulamayı bilmez ve direnme gücü yoktur.

Beşer ile İnsan arasında ne fark vardır? Bu sorunun cevabını maddeler halinde gözden geçirelim.

BEŞER: Fizik dünyaya, akışa tabidir

İNSAN: Salt İnsan, beşer üzerine kurulmuş olmakla beraber, maddeten ve uzven beşerden türemiş değildir.

BEŞER. Sadece yaşanan şu an ile ilgilenir. Gelecek ve geçmiş algısı yoktur.

İNSAN: Geçmişi anlayıp şu ânı değerlendirir ve gelecek ile ilgili öngörülerde bulunur.

BEŞER. Geçmişi olur ama tarihi olmaz.

İNSAN: Tarihi olur. Geçmişi unutursa hayat körlüğü ve bunamaya götürür. Bunamışın şimdisi, dolayısıyla yarını yoktur.

BEŞER. Nefsin ortaya çıkışı ve serpilmesi evrim süreci içinde vuku bulmuştur. Nefs maddeden tamamen ayrıştırılamaz.

İNSAN: Fizik alanın değil metafizik alanın konusudur. Bir bütün olarak incelenir. Parçalara ayrılamaz. Din dışı Batı medeniyeti İnsanı incelediğini söyler ama beşer niyetine parçalara ayrılır.

BEŞER. Bireysel özgürlük nefsanîdir, nefsin isteğidir.

İNSAN: İnsanın başını bağlayan ahlak, yani inançtır.

BEŞER. Az gelişmiş canlılar fizyolojik veya fizik uyaran (acıkma, susama gibi iç uyaran veya avın görünmesi gibi dış uyaran) olmazsa uykuda veya ona yakın bir halde dururlar. (Timsah gibi…)

İNSAN: Canlı geliştikçe uyaran olmadan da uyanık kalır. Alt varlıklar çok uyur, gelişmiş varlılar az uyur. Yaşama seviyesi arttıkça uykunun yaşamdaki yeri azalır.

BEŞER: Canlı kalabilmek için birliktelik sergiler. Cazibesini, cinsi yolla bağ kurmak için kullanır. Irkçılık, beşeri düşüklük ve değersizliktir.

İNSAN: İnsanda anne, baba ve çocuklardan oluşan ve cinsi cazibenin yerini tutan ülkü birliği vardır. İnsanlar arası bağ da ülkü birliği ile kurulur.

BEŞER: Can esaslı bünyeye sahiptir. Birinci kat beşerdir. Canlı olmayandan hayvana dek uzanan yapı, alt katmanda ortaktır.

İNSAN: İlahî kaynaklı yapılanması vardır. İkinci katı ilahidir. İnsan olmayı ona bahşeden taşıdığı ilahi nefes demekki ruhtur. Ruh ile canlı olmaktan kimlik sahibi kişi olmağa geçer.

BEŞER: Her canlı bireyin biyolojik altyapı ve görünen dış görünüşü vardır. Bu doğal veridir.

İNSAN: Doğumda hazır bulduğu ham canlı varoluşun üstüne ikinci bir varoluş daha inşaa eder. Birinci doğal veriyken, ikinci inşâadır. Bu inşaa ile kimliğini oluşturur ve tamamlanınca kişiliği meydana çıkar.

BEŞER: Bireylilik canlı olması itibariyle maddidir.

İNSAN: Kimlik manevi yapıdır. Düşünmeğe ve bilmeğe dayanır.

BEŞER: Nefs, beden ile ruh arasında köprüdür. Beden, nefs tarafından yönlendirilip yönetilen bir kalıptır. Can bedenden çıkınca, ceset, leş, kütük, sap oluverir. Oluşumu da, tükenişi de bu dünyadadır. Fizik, kimya, biyolojinin konusudur. Zaman ve mekân ile sınırlıdır.

İNSAN: Ruh, nefsin üzerinde ve onu kontrol edebildiği kadar amacına ulaşan ve bu dünyada fizik, kimya, biyoloji ile incelenemeyen manevi yapıdır. Nefs ile yolları ayrılınca diğer hayatta yoluna devam eder.

BEŞER: Beşerin düşünme becerisi yoktur. Bu yüzden kimliği de yoktur. “Ben”i vardır ve sadece “ben”i (ego) düşünerek yaşar.

İNSAN: İnsanın kimliğinin bilincinde olması, onu kişi yapar. Kişilik yıllar içinde değişir ama kimlik değişmez. Kimliği oluşturan düşüncedir. Düşünce yoksa kimlik silinir, kişilik çöker. Bedenin diriliği devam etse de beşer olarak devam eder.

BEŞER: Beşeri belirleyen gen işleyişidir.

İNSAN: İnsanı belirleyen kültür mirasıdır.

BEŞER: Devlet idaresine beşerî eğitim almış, düşünce, kişilik, kimlikten habersiz, sadece zekâ ile bir yere gelmiş İnsanlar alınmamalıdır. Zekâ beşerin işidir. Nefsin çalışma hızını anlatır. (Yunusların IQ’su: 500)

İNSAN: Kalıtım yerine kültür mirasına sahip, kişiliği, kimliği oluşmuş, düşünce yapısına sahip kişiler devlet idaresine getirilmelidir. Hanedan veya aristokrasi denen İnsanlar bunlardır. Doğduğu günden itibaren devleti idare etmek üzere yetiştirilirler.

BEŞER: Hafıza kaybı bilinç kaybına, bilinç kaybı kişiliğin kaybına ve kimlik çözülmesine sebep olur. Kimliği olmayana da beşer denir zaten.

İNSAN: Kimliği olan İnsanların biraraya gelmesi ile millet oluşur. Kimliği olmayan toplumlar kişiliksizdir. Kısa sürede tarih sahnesinden silinirler. Devlet olarak hukukî veya siyasî yapısı devam etse de bayrağının renkli bez parçasından öte değeri yoktur.

BEŞER: Beşer toplumlarının bayrağı veya tarih sahnesine tuttukları yer yoktur (Sömürge ülkelerinin bayrakları sömürenlerin kopyasıdır).

İNSAN: Millet vasfını kazanan kimlikli İnsanların, kendilerine mahsus hukukî, dinî, siyasî, iktisadî ile askerî vasıfları, yeme, içme, kıyafet, özgün sanat ve davranma ile töreye ilişkin tüm özelliklerinin maddeye tabolmuş ifadesine BAYRAK denir.

BEŞER: Beşer, yurt, bayrak gibi uğruna mücadele edilecek değerleri bilmez. Nefsani ihtiyaçları vardır ve onların giderilmesini ister. Bu ihtiyaçlarının giderildiği çiftlik hayvanlarına dönüşür. Sömürüyü esas alan İngiliz-Yahudi medeniyeti İnsanı beşere indirgeyip, sorgulamayan bireylerin ihtiyaçlarını onlara satarak varlığını sürdürmektedir.

İNSAN: Yurt, bayrak gibi tüm manevi değerleri yüklediği kutsal olan İnsanlar, milleti oluşturur. Milletin manevi değerleri vardır. Uğruna savaşacağı değerler kendi canından önemlidir.

BEŞER: Dirimi (yaşamı) belirleyen genleridir.

İNSAN: Hayatı belirleyen inançlarıdır. İnançla dokunmuş toplum örgüsüne kültür denir.

BEŞER: Beşerin hür olması söz konusu değildir. Bedensel ihtiyaçları için her tavizi verir. Eğer beşer inanca kavuşursa hür olur, insan olur.

İNSAN: İnsan hürdür. Hür oluşunu ruhundan alır. İnanç ruh işidir. Yaşayabilmesi ve hayatını kurabilmesi için kendine kural koyması zorunludur. Kural koymayı Allah tebliğlerinin ve elçilerinin kılavuzluğunda duyu-sezi-akıl üçlüsüne dayanarak başarır. Hayatını kuran insan, kurallarını koyar ve buna kanun denir. Oluşan düzene hukuk denir. Hukukun oluşturduğu en üst kurum devlettir.

BEŞER: Beşer biyolojinin konusudur, tercihleri aklının ürünü değildir. Beşer, yaşar.

İNSAN: İnsan ilahiyatın konusudur. Seçimini hür olarak aklı ile yapar. Aklı, seçiminin hesabını verebilir.

BEŞER: Beşer dahî indirgemecilik ile inorganik hale geri götürülemez.

İNSAN: İnsan indirgemecilik yolu ile beşere geri götürülemez.

BEŞER: Beşer, nefs ve sinir sistemi ile beraber çalışır ancak aralarındaki bağ tanımlanamıyor.

İNSAN: Ruh, nefs ile beraber çalışıyor ama aralarındaki bağ tanımlanamıyor.

BEŞER: Beşer cinselliği ile dikkat çeker ve çevresi ile bağ kurar.

İNSAN: İnsan, şahsiyeti ile yani düşünceleri, kişiliği ve kimliği ile dikkat çeker ve çevresi ile bağ kurar. Kadın cinsinin tesettürü olmazsa kaçınılmaz olarak cinselliği ön plandadır.

BEŞER:  İngiliz-Yahudi medeniyeti Darwin evrimciliği ile dünyaya bakarak büyük bir hata yapmıştır. İnsanı beşere indirgeyip sıradan bir canlı olarak maddi-mekanik, atomlarına kadar ayırarak sıradan bir canlı olarak kabul etmiştir. Bunu sömürmek ve öldürmek için bilerek yapmıştır.

Hıristiyanlar ise, insanı, İsa ile beşerî yanından tamamen koparıp tanrı yapmış ve kendileri de bu tanrının çocukları olarak kabul etmiştir.

İNSAN: İslam insanı Allah’ın şaheseri olarak kabul eder. Allah’ın muhatabıdır. Beşerî yanı vardır ve ıslah edilmelidir. Ruhî yanını Allah kendi ruhundan üfleyerek oluşturmuştur.

İslam’ın kıblesi, maddeci İngiliz-Yahudi düşüncesinden de, ruhçu Hıristiyan dünyadan da ayrıdır. (Bakara 144)  İnsan sorumluluğu olan ve ahlak ile yaratılmış bir canlıdır. Ondan beklenen budur. Allah insanı yeryüzünde halife (dinin temsilcisi) yapmıştır.

BEŞER: İngiliz-Yahudi medeniyeti dini dışlar ve insanı beşere indirip yaşama hakkını kısıtlama yetkisini kendinde görür. Kendi gelişmiş insandır. Diğerleri hayvan ile insan arasında kalmış, ruhu olmayan, kendi emrine verilmiş, hayvanları kullandığı gibi kullanabileceği, gerektiğinde öldürebileceği bir canlı gibi görür.

İNSAN: Tüm insanların hayat hakkı kutsaldır. İnsan, ilkel hayat sürebilir, bu kimsenin aşağılanma sebebi değildir. Bilim, teknoloji, para, üstünlük sebebi değildir. İnsanlar Allah katında sadece takva (sorumluluklarını yerine getirme seviyesi ve ahlak) ile değerlendirilir. (Hucurat 13)

BEŞER: Beşerin genetik-morfolojik-fizyolojik belirlenimleri baştan verilmiştir. Bu süreçten ibarettir. Üremek, beslenmek, büyümek, korunmak için faaliyet gösterir. Bu fasit dairedir. İhtiyacı oluşturur ve ihtiyacını karşılar. Çağdaş İngiliz-Yahudi medeniyeti İnsanı beşere indirgeyip bu dairede tutmak ister. Bu daireye iktisat denir.

İNSAN: İnsanın ahlaklılığı önceden belirlenmemiştir. Kendi isteği ve çabasına bırakılmıştır(İsra: 13).  Beşer yaşamından sonra kültür toplum etkenleri dirimsel (canlı) olana eklenir. Zamanla beşeri faaliyetleri belirler hale gelir. Beşeri ihtiyaçlar ile kalmaz, ödev, ahlak ve bir amaç ile hayat sürdürdüğünün farkındadır.

BEŞER: Nefs, canlılık ile manevilik arasında köprü vazifesi görür. Uyku anında çekilir (Zümer 42). Allah nefs (beşer) ile muhatap olmaz ve “o” zamiri ile konuşur. (Secde 7,8,)

İNSAN: Ruh her daim vücuttadır. Gerçeklik ötesi âlemin sahibidir. Allah ruhuna seslenir ve “sen”  diye hitap eder. (Secde 9)

BEŞER: Beşer olmak duyu verileri ile yaşama devam etmektir. Beşerde duygu oluşmaz. Gam, keder, sevinç, yeis, sevgi olmaz.

İNSAN: İnsan olmak önce beşer olmayı nasıl gerektiriyorsa, duygu için de duyularına ihtiyaç vardır.

BEŞER: Beşerin sadece nefsi olduğundan ahlaklı olmasında söz edilemez.

İNSAN: Ruhun “ben”ime düşen hissesine akıl, aklın da “benim”i düzenleyişine ahlak denir. Ahlaklı olan, aklını kullanan insandır. Akıl baliğ kişiden ancak ahlak beklenir.

BEŞER: Beşerin canı tatlıdır. Bedenini acılardan korur. Hayatın ilk aşamalarında beşer yanımız güçlü olduğundan bencil ve ben merkezli oluruz.

İNSAN: Kutsal kabul ettiği değerler uğruna canından vazgeçebilir. Ruhun idealleri vardır.

BEŞER: Bedenin canlanması benmerkezci bir yaşamı başlatır. 2-4 yaşına kadar devam eder, sonra annenin aşıladığı yükümlülük duygusu ile tanışır.

İNSAN: 6 yaşından sonra çevresinde olan yükümlülüğünü tanır. “Ben”i yaşatmanın yanında “sen”i de yaşatmayı öğrenir. Sonra erişkin insan manevi hayatı öncelemeye ve İslam’ın düzenini ayakta tutmak için bireysel ibadetlere ağırlık vermeye başlar.

BEŞER: Kadın-Erkek geriliminden doğan gerilimin sadece cinsel boyutta, cinsi münasebetle giderilmesi, nefsin tatminidir.

İNSAN: İçgüdüsel tatmin kalıtımsal olup, İnsanın tatmini için yetersizdir. Aile olup ülkü birliği oluşturmak, akıl ve zihin ürünü değerler ile sanatlar, örfler, adetler, gelenek ve görenekler ile kültür oluşmadıkça insan kendini tatmin olmuş hissedemez.

BEŞER: Örfler ve adetler beden faaliyetleri ve nefs hallerini yönetirler. Tolumdan topluma, çağdan çağa değişirler.

İNSAN: İnsan kültür unsurudur. Sanat ve bedîa (estetik) ile kendini gösterir.

BEŞER: Beşer bireydir ve “ben” ile yaşar. Bencildir, benine sahip çıkar ve diri kalmaya çalışır. Beşerin cephesi özsaygı ve özgüvenin dengesini bozmağa ve sarsmağa teşnedir. Nefs bunları ayartıp bencil davranışında sınırsızlık peşindedir.

İNSAN: İnsan kul hakkı yemez ve şirk koşmaz halde bulunandır. Bu hal özgüven ve özsaygı getirir. Özgüven ve özsaygısı olan Allah ile ilk bağı kurar. Hiç vahiy ile karşılaşmasa bile muvahhit olarak yaşar. İnsanlığın büyük kısmı bu hesap üzre yaşamaktadır. Vahye muhatap olan bizler Âli İmran 110-Bakara 143 üzre hesap vereceğiz.

BEŞER: Dindışı yaşama nefsin isteğidir. Bedene kolay, acısız, rahat, kısacası haz sunarak nefsi kandıran din dışı hayat dünyayı sarmıştır. “Dünya münkire cennettir” hadisi şerifi budur.

İNSAN: İman, büyük cihat olan sabretmek ve direnmekle ile buna karşı gelir. Bu kişiye mücahit denir. İman, özgüven ve özsaygının ana payandasıdır.

BEŞER: Beşer beklenti içindedir. Yaptıklarının karşılığını hemen almak ister. Dünyacıdır. Bilgi dünyaya aittir. Beklenti de dünyaya aittir. Beşer dünyevî karşılığı olmayan şeylere değer vermez çünkü mantık beşerin tek ölçütüdür.

İNSAN: İnsanın yaptıkları ödev gereğidir. Sahip olduklarının şükrünü ödemekle meşguldür. Karşılığını dünyada alma isteği yoktur. Ahiret umut beslenen yerdir. Bilgi ağırlıklı değil iman ağırlıklı bir umuttur.

BEŞER: Beşer duyuları ile duyar.

İNSAN: İnsan gönlü ile duygulanır. Duymak bedene, duygulanmak gönüledir.

BEŞER: Nefsî-beşer hukukî olanı yerine getirir.

İNSAN: Ruhî-İnsan meşru ve ahlakî olanı yerine getirir.

BEŞER: Beşer varlık ile bağlantısını koparır ve umutsuzluğa düşer.

İNSAN: İnsan âşıktır, gönül adamıdır. Umudunu hiç yitirmez.

BEŞER: Beşer sorumluluk bilmez.

İNSAN: İnsan, ödev bilincindedir. Akıl baliğ kişinin ödev bilincinden yoksun bulunması imkânsızdır.

BEŞER: Beşerin nefsi korkar (خوف). Bu korku beyindedir, bilgi eksikliğinden kaynaklanır.

İNSAN: İnsanın ruhu ürperir (خشية). Ürperti gönülde, bilgi ile olur.

BEŞER: Beşer nefsani, cismani ilişkilerden zevk alır.

İNSAN: İnsan ilahi muhabbet ile huzura erer.

BEŞER: Beşerden ahlaklı insana giden yol uzundur, cehdügayret ister ve tekâmüldür.

İNSAN: İnsandan beşere dönüş kolaydır, zevküsafa ister, rücûdur (irticâ)

Yazıdan anlaşılacağı gibi, İnsan olma onuru kaybedilmektedir. Dünyaya gelen beşer, İnsan olamazsa dünyada kalır. Allah beşeri muhatap almaz. Allah’ın razı olacağı İnsanı yetiştirmemiz zorunludur. İnsan, sadece kültür mirasında yetişebilmektedir.

Bizim kültürümüz Rasûlü Ekrem’in sünneti ile oluşan Türk kültürü olduğundan, sünnete uygun bir hayat yaşamadan kültür mirasımızı canlı tutmamız mümkün değildir. Batılılara yaklaştıkça kültürümüz Hristiyanlaşmakta ve bu ortamda yetişenler de beşer seviyesinde yaşamaktadırlar. Allah vardır, imkân da vardır. Direnmek için gereken güç Kelime-i Tevhid’de mevcuttur.

Kul olan hür olur, hür olan köle olmaz. İnsan olmak hür olmak ve direnmektir. Selam ile…

driekercin@gmail.com-(Ş. Teoman Duralı’nın ‘Sorun Nedir?’ kitabından faydalanılmıştır)

Hakkında HABERLER

HABERLER

Yorum

  1. Harun Görmüş

    Selam.

    Yazı çok güzel olmuş, eline sağlık. Beşer ve İnsan farklılığı çok iyi gösterilmiş. Böylece mevcut dünyânın “beşer dünyâsı”na dönmüş olduğu açıkça görülmekte. Tabi bunu, “insan dünyâsı”na çevirmek görevimizdir.

    Fakat; “Bizim kültürümüz Rasûlü Ekrem’in sünneti ile oluşan Türk kültürü olduğundan..” sözünde bir sorun yok mu?. Bizim kültürümüz, “beşer-merkezli” olan “ırk”la değil de, İslâm ile irtibatlandırılmalı ve “İslâm kültürü” olarak adlandırılmalı değil midir?.

    Vesselam.

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*