Anasayfa » HABERLER » AŞURE GÜNÜ VE BİD’AT KÜLTÜ

AŞURE GÜNÜ VE BİD’AT KÜLTÜ

Literatürümüzde Aşure günü gerçekleştiği varsayılan olaylardan ve uydurulan ibadetlerden kitap dolduracak bir edebiyat türetilmiştir.

GÜNCELLEME: bu yazı sitemizde 24 Ekim 2015 tarihinde yayınlanmıştır

Ömer YILDIZ

Kutsal gün kültü”nün bizim kültür ve geleneğimize yansıması mübarek aylar, kandil günleri veya geceleri şeklinde tezahür etmiştir. Bu günlerden bir tanesi de ‘Aşure Günü’dür. Muharrem ayı haram aylardan yani savaşmanın yasak olduğu aylardan biridir. Muhterem ve değerli olması buradan kaynaklanır. Aşure günü de bu ayın 10. günüdür.

Türkiye’de Aşure günü, Mevlid, Regaib, Mirac, Berat kandilleri ve Kadir gecesi başta olmak üzere “kutlanan” ve “kutsanan” kandiller ve geceler, Kur’an’ın özüne ve Hz Peygamberin örnekliğine aykırı bir şekilde tarihsel süreç içinde ortaya çıkartılan “icat edilmiş geleneklerdir” diyor Adem Çaylak. Bu günler ve geceler, yıl boyu işlenen günahlardan ‘arınma günü’ olarak kabul edilmiş ve bu günlerin her biri için ibadetler uydurulma yoluna gidilmiştir. Yine Adem Çaylak hocanın tabiriyle kandiller, geleneksel İslam’ın “yortu günleri”dir. Bu şekilde Müslümanlık, aşırı bir ritüel dini haline dönüştürülerek bağlam ve özgünlüğünden kopartılıp yerine bir “kandil dini” tesis edilmiştir. Kandil dini; Hıristiyanlıkta olduğu gibi, belirli gün ve gecelerde gerçekleştirilecek ibadetlerle adeta bir “günah çıkarma dini” haline dönüştürülen bir Müslümanlık yaratmayı da başarmış olup, zulüm ve haksızlık karşısında direniş gösteremeyen kitlelerin “afyonu” haline dönüştürülmüştür.

Kitlelerin “afyonu” haline getirilen “kandil dini” söz konusu günlerde bol keseden sevap dağıtmak ve bedevadan cennet için sabırları zorlayan rekâtlarda namaz uydurma yoluna gitmiş olup çekilecek tesbihatlarla da cennetin garantisini taahhüt etmiştir. Ancak ortalama bir Müslüman bilir ki; Müslümanlıkta ibadetler teabbüdîdir. Kul ibadet ihdas edemez. İbadet ve ibadetlere zaman mekân keyfiyet ve sayı belirleme de sadece Din’in sahibinin/Allah’ın hakkıdır. Bu alan akıl yürütmeye/içtihada ve kıyasa kapalı bir alandır. İbadetlerde eksiltme ve arttırma da yapılamaz. Resulullah’ın örnekliğini yapmadığı ibadet, ibadet olamaz. İlave ibadetler icad edilirse Allah’a iftira edilmiş bir bid’at olur. Kandil dininin uydurduğu ibadetlerle bırakın sevap kazanmayı, uyduranını dalâlete sürükleyen bid’atlardır. Peygamberin takvası az bulunarak Onun ağzından uydurulmuş olan bid’atlar, uyduranı cehenneme sürükleyen büyük günahlardır. Tüm bid’atler sapıklıktır, dalalettir. Her sapıklık ta sahibini cehenneme sürükler.

Aşure günü orucu için dini dayanak olarak; Hicretten sonra Medine’de Yahudilerin, Hz Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden kurtuluşunu yâd etmek için bu orucun tutulduğunu öğrenen Peygamberimizin; ben Musa’ya Yahudilerden daha yakınım, bu bize de uyar kabilinden bir yaklaşımla bu orucu hem kendisinin tuttuğu hem de diğer Müslümanlara tavsiye ettiği ve Yahudilere benzememek için de Muharrem’in 9 ve 10. günlerinde oruç tutmayı tavsiye ettiği rivayet edilir.

Buradan hareketle Kur’an’ın her hangi bir imada bulunmadığı Aşure orucunun bir Yahudi geleneği olduğu itirazını yapanların önünü almak ve bir dayanak bulmak için, bu orucun İslam’dan önce Kureyşliler tarafından tutulduğu ve Hz Peygamberin de bu âdete uyduğu rivayet edilir. [Buharî, savm, Bab: 1; Müslim, savm, Bab: 19] Ancak itirazı öne sürenler haklı olarak diyorlar ki; eğer iddia edildiği gibi İslam’dan önce Hz Peygamber Aşure gününde oruç tutuyor olsaydı, Yahudilere bu günde oruç tutmalarının sebebini sormazdı! Bana da bu argüman makul geliyor. Bütün bu olan bitenden anlaşılan şu ki; İbrahimî bir gelenek olarak aşure orucunu, Peygamberimizin, cahiliye Araplarının ve Yahudilerin tuttuğu şeklinde telif etmek mümkün gözüküyor. Aslında bir Yahudi geleneği olan Aşure orucunun, süreç içinde İslamlaşması söz konusu olmuştur. Aksi halde Yahudilerden din belleyen bir peygamber portresi ile karşı karşıyayız gibi bir durum söz konusu olurdu!

Literatürümüzde Aşure günü gerçekleştiği varsayılan olaylardan ve uydurulan ibadetlerden kitap dolduracak bir edebiyat türetilmiştir. Kanaatimce bu sayılıp dökülenlerden sadece Hz. Musa’nın ve kavminin Firavunun zulmünden kurtulmaları olayı doğrudur. Aşure günü ile ilgili uydurulmuş olaylar ve daha çok oruç üzerine yoğunlaşan uydurma davranışlardan bazıları şunlardır:

1. Hz. Âdem’in tevbesi Aşûre Günü kabul edilmiştir.

2. Hz. Nuh gemisini Cûdi Dağına Aşure Günü demirlemiştir.

3. Hz. İbrahim ateşten o gün kurtulmuştur.

4. Hz. Yakub’un, oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri Aşure günü görmeye başlamıştır.

5. Hz. Yunus balığın karnından Aşûre Günü kurtulmuştur.

6. Hz. Eyyûb hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

7. Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan Aşûre Günü çıkarılmıştır.

 8. Hz. Davud’un tövbesi o gün kabul edilmiştir.

9. Hz. İsa Aşure günü dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir

10. Hz Peygamber’in hicreti Muharrem ayında gerçekleşmiştir. (Hâlbuki hicret Rabiulevvel ayında olmuştur.)

 11. Zilhicce’nin son günü, Muharrem’in ilk günü oruç tutulursa bu oruç, tutanın elli/yetmiş senelik günahlarına kefaret olur.

12. Aşure orucu, Ramazan orucunun farz kılınmasından evvel, nesh edilmiş farz bir oruçtur.

13. Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günü oruç tutanlara, Allah semada bir kubbe inşa eder.

14. Yabani hayvanlar Aşure gününde oruç tutar.

15. Aşure Gününde çoluk çocuğuna bonkör davrananlara Allah da ona senenin kalan günlerinde bolluk verir.

16. Muharrem ayında şu kadar rekât namaz kılan birisi için Allah ta şu kadar melek yaratılır, onlar onun için sürekli istiğfar ederler.

17. Aşure günü bir fakiri doyuran, bir yetimin başını okşayan, ümmetin bin fakirini doyurmuş ve bin hac ve ya umre sevabı alır.

18. Aşure günü kim sürme çekerse, musafaha ederse şu kadar sevap alır gibi haberler çirkin bir yalandan ibarettir.

19. Aşure gününe özel gusül etmek, kına yakmak, büyükleri, âlimleri, hastaları ziyaret etmek, İhlâs suresini okumak, sevinmek ve bu günü kutsal bir gün olarak kutlamak İslâm’da olmayan davranışlardandır.

20. Allah Arşı, Kürsüyü, Cenneti ve Cehennemi Aşure Günü yaratmıştır.

21. Aşure tatlısı çok güzel bir tatlıdır. Yemek kültürümüz bir parçası olmasına rağmen Hz. Nuh’un gemisinin Cûdi Dağı’na demirlemesi ve gemideki insanların azıklarından arta kalanlarla karıştırıp bir çorba yapmaları söyleminin aslı yoktur. Dolayısıyla Aşure Günü aşure tatlısı yapıp dağıtmanın da dini bir dayanağı bulunmamaktadır. O güne denk getirilerek aşure tatlısı yapmaktan bir sevap umulursa bid’at işlenmiş olur.

22. Aşure Günü’nü eğlence ve ışıklandırmalarla bir kutlama günü yapmanın da dinle bir ilişkisi yoktur.

Son olarak;  Hz Peygamberin göz nuru Hüseyin’in Aşure Günü hunharca şehit edildiği bir gerçektir. Bu olay her mümini gönülden yaralamış ve incitmiştir. Hz Peygamberin torununun katledilişini hatırlayınca üzülür zulme ve zalime lanet okuruz. Ancak yeryüzünü Kerbela, Aşure gününü “yas günü” ilan ederek ağlayıp dövünmek, hoyratça kan akıtmanın da cahiliye adetlerinden olan çirkin bir bid’at olduğunu biliriz.

Hakkında ÖMER YILDIZ

ÖMER YILDIZ

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayınlanmadıGerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*